Bloguma hoş geldiniz. Her hafta, mesleki bilgilerimi paylaştığım yeni bir yazıyla buradayım.

İş Hukuku Bakımından COVİD19 Salgınının Muhtemel Sonuçları Nelerdir?

 



İŞ HUKUKU UYGULAMALARINDA

CORONA VİRÜS  ( COVİD19) SALGINININ MUHTEMEL SONUÇLARI
YILLIK İZİNLER/MAZERET İZİNLERİ/ÜCRETSİZ İZİN  
ZORLAYICI (MÜCBİR) SEBEP / OLAĞANÜSTÜ HAL – DURUM

KISA ÇALIŞMA ve ÖDENEĞİ

 

COVİD19 Salgınının zirve yapma ihtimaline karşı alınacak tedbirler kapsamında İşçi-İşveren ilişkilerini düzenleyen mevzuat bakımından tarafların hakları, sorumluluk ve yükümlülükleri nelerdir? Devletin buna etkisi ve katkısı ne olabilir? Bu yazıda tüm bu soruların cevabını mevcut mevzuat kapsamında sizler için ele aldım.

Konu salgının ileri aşamalarında çalışanlarımızın işe devamı, ücretli ve ücretsiz izin talepleri, mazeret izinleri, ücretsiz izin ve kısa çalışma uygulamaları gündeme gelebilecektir.

Bu sorular sorulmaya başlandı bile…

Dolayısıyla Ücretsiz İzne Ayırma/Kısa Çalışmaya kadar gidebilecek süreçte aşağıda yer alan yasal düzenleme ve prosedürlerin bilinmesi ve buna uygun bir yol izlenmesi uygun olacaktır.

Örnek olarak verilecek olursa, yıllık ücretli izin hakkı olan birisini ücretsiz izne ayırmak doğru olmayacaktır.

Yıllık Ücretli İzin

Çalışan işçilerin  4857 Sayılı İş Kanunu 53 ve müteakip maddelerinde sayılan (14,20, 26 günlük) Yıllık Ücretli İzin hakları mevcut olup, bu izinler öncelikle kullandırılabilinir.

 

Kadın Çalışanlar İçin Ücretli  Mazeret İzin Hakları.

4857 Sayılı İş Kanunu Md. 74. 

Doğum Öncesi ve Sonrası hekim raporu ile belirlenen  raporlu süreler ve sonrası ücretsiz izinler,

Hamilelik süresince kadın işçiye verilmesi gereken periyodik kontrol izinleri. 

 

Diğer Ücretli Mazeret izinler

Ek Madde 2 – (Ek: 4/4/2015-6645/35 md.)

İşçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, 

Erkek çalışana eşinin doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli izin verilir.

Engelli işçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde,  hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde  toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar ücretli izin verilir.

Bunun dışındaki tüm mazeret izinleri ücretsiz izin niteliğinde olup, talep edenin İşçi olması halinde İşverenin Kabul etmesi, İşverenin çalışanlarını ücretsiz izne çıkarmak istemesi halinde de bunu İşçinin Kabul etmesi gerekir.

ZORLAYIZI SEBEPLER

4857/24-  İşçi Tarafından Haklı Nedenle Fesih Sebepleri

III. Zorlayıcı sebepler:

İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.

İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Madde 25

III- Zorlayıcı sebep

İşçiyi, işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.

…………………………………

Dolayısıyla COVİD19 salgını zorlayıcı bir sebeptir.

Konu virüsün yaygınlaşması ve işyerlerinin belirli bir süre kapanma noktasına gelmesi halinde işçi ve işveren bu nedenle iş sözleşmelerini haklı nedenle feshedebilirler. Bu durumda / her iki halde de işçiye KIDEM TAZMİNATI ödemek gerekir. Bu durumda İhbar Tazminatı ödenmez.

 

SÜREÇLE İLGİLİ KİŞİSEL DEĞERLENDİRMEM!

COVİD19 SALGINI ZORLAYICI SEBEP OLUŞTURACAĞINDAN KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNDEN BU SÜRELERİN ÜCRETİNİN / İŞSİZLİK SİGORTASI FONUNDAN AŞAĞIDA BELİRTİLDİĞİ ŞEKİLDE KARŞILANACAĞIDIR.

 

KISA ÇALIŞMA ve ÖDENEĞİ

 

Kısa Çalışma Uygulaması 

Genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı kararı ile 6 aya kadar uzatılabilir.) sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir uygulamadır.

Kısa çalışma uygulaması bakımından “Genel Ekonomik” kriz 

Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olayların, ülke ekonomisi ve dolayısıyla işyerini ciddi anlamda etkileyip sarstığı durumlardır.

Kısa çalışma uygulaması bakımından “Bölgesel Kriz” 

Ulusal veya uluslararası olaylardan dolayı belirli bir il veya bölgede faaliyette bulunan işyerlerinin ekonomik olarak ciddi şekilde etkilenip sarsıldığı durumlardır.

Kısa çalışma uygulaması bakımından “Sektörel Kriz”

 
Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olaylardan doğrudan etkilenen sektörler ve bunlarla bağlantılı diğer sektörlerdeki işyerlerinin ciddi anlamda sarsıldığı durumlardır.

Kısa çalışma uygulaması bakımından “Zorlayıcı Sebepler”

 
İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumlardır.

Kısa Çalışma Kapsamında;

* İşçilere kısa çalışma ödeneği ödenmesi,

* Genel Sağlık Sigortası primleri ödenmesi,

hizmetleri sağlanmaktadır.

İşyerinde Kısa Çalışma Uygulanabilmesi için;

İşverenin; genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki çalışma süresinin önemli ölçüde azaldığı veya durduğu yönünde İŞKUR’a başvuruda bulunması ve İş Müfettişlerince yapılan uygunluk tespiti sonucu işyerinin bu durumlardan etkilendiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

 

Kısa Çalışma Ödeneği Süresi, Miktarı ve Ödenmesi

Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60’ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının % 150’sini geçemez.

Kısa çalışma ödeneği, çalışmadığı süreler için, işçinin kendisine ve aylık olarak her ayın beşinde ödenir. Ödemeler PTT Bank aracılığı ile yapılmaktadır. Ödeme tarihini öne çekmeye Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı yetkilidir.

 

Aşağıda 2020 yılı için aylık kısa çalışma ödeneği hesabı verilmiştir.  

Son 12 Aylık Prime Esas Kazançların Aylık Ortalaması

Hesaplanan Kısa Çalışma Ödeneği Miktarı

Damga Vergisi

Ödenecek Kısa Çalışma Ödeneği Miktarı

Son 12 Ay Asgari Ücretle Çalışan

2.943,00

1.765,80

13,40

1.752,40

Son 12 Ay 4.000 TL ile Çalışan

4.000,00

2.400,00

18,22

2.381,78

Son 12 Ay 7.000 TL ile Çalışan

8.000,00

4.414,50 (*)

33,51

4.380,99

(*)  Hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçemeyeceği için ödenecek aylık kısa çalışma ödeneği miktarı bu şekilde hesaplanmıştır. 2020 yılında brüt asgari ücret 2.943,00 TL’dir.

Kısa çalışmanın günlük, haftalık veya aylık çalışma süresi içerisinde yapılacağı zaman aralığı işyerinin gelenekleri ve işin niteliği dikkate alınarak işverence belirlenir.

Kısa çalışma ödeneği, işyerinde uygulanan haftalık çalışma süresini tamamlayacak şekilde çalışılmayan süreler için aylık olarak verilir.

Kısa çalışma yapılan süreler için, kısa çalışmaya tabi tutulan işçiler adına SGK Aylık Prim ve Hizmet Belgesi ile eksik gün gerekçesi “18-Kısa Çalışma Ödeneği” olarak bildirilir.

Kısa çalışma ödeneğinin süresi üç ayı aşmamak kaydıyla kısa çalışma süresi kadardır ve kısa çalışma ödemeleri, hak edilen işsizlik ödeneğinden mahsup edilmektedir.

Kısa çalışma ödeneğinin süresini altı aya kadar uzatmaya ve işsizlik ödeneğinden mahsup edilip edilmeyeceğini belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.

Zorlayıcı sebeplerle işyerinde kısa çalışma yapılması halinde, ödemeler 4857 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin (III) numaralı bendinde ve 40 ıncı maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra başlar. Bu bir haftalık süre içerisinde ücret ve prim yükümlülükleri işverene aittir.

Kısa çalışma yapan işçinin çalışılmayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücret ve kısa çalışma ödeneği miktarı, kısa çalışma yapılan süreyle orantılı olarak işveren ve Kurum tarafından ödenir.

 

Kısa Çalışma Ödeneği Alınan Süre İçin Ödenen Primler

İşçinin kısa çalışma ödeneği aldığı süre için genel sağlık sigortası primleri ödenmektedir. Söz konusu dönemde kısa ve uzun vadeli sigorta primleri aktarılmaz.

Kısa çalışma ödeneğine başvuru dilekçesi için aşağıdaki linke tıklayınız…

http://media.iskur.gov.tr/21494/kisa-calisma-talep-formu.doc

İş Sağlığı ve Güvenliği – Risk Değerlendirmesi Nedir?

 

İş Sağlığı ve Güvenliği – Risk Değerlendirmesi



Risk Değerlendirmesi

Risk Değerlendirmesi, İş Sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi içerisinde geçen risk değerlendirmelerinin gerçekleştirilmesi için birçok yöntem mevcuttur. Makalemizde tarif ettiğimiz risk değerlendirme yöntemi, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi ( OHSAS 18001 ) standardı hazırlanırken de dikkate alınan İngiliz Standart Teşkilatı’ nın (BSI) 1996 yılında yayınladığı BS 8800 klavuzu temel alınarak düzenlenmiştir.

Risk analizinin temel kavramları:

İş Sağlığı ve Güvenliği: Çalışanların, geçici işçilerin, müteahhit personelin, ziyaretçilerin ve iş sahasındaki diğer tüm insanların sağlık ve güvenliğini etkileyecek faktör ve koşullar.

Tehlike: İnsan yaralanması ya da hastalığına neden olabilecek kaynak, faaliyet veya durum.

Tehlike tanımlaması: Bir tehlikenin varlığını anlama veya özelliklerini tarif etme süreci.

Olay: İş ile ilgili olan, ölüme, hastalığa veya yaralanmaya yol açan veya açabilecek durum.

Kaza: Ölüme, hastalığa, yaralanmaya, hasara veya diğer kayıplara sebebiyet veren, istenmeyen olay.

Risk: Meydana gelebilecek tehlikeli bir olayın sonuçları ve oluşma olasılığının bileşkesi.

Risk Değerlendirmesi: Tüm süreçlerde riskin büyüklüğünü tahmin etmek ve riskin azaltılabilir olup olmadığına karar vermektir.

Kabul edilebilir risk: Kuruluşun yasal yükümlülükleri ve kendi İSG politikası çerçevesinde tahammül edilebileceği düzeye indirilmiş risk.

Riskler değerlendirilirken iş sağlığı ve güvenliği açısından tüm süreçlerde meydana gelebilecek tehlikelerin tanımlanması, riskin büyüklüğünün değerlendirilmesi, kabul edilebilir seviyenin üzerindeki risklerin tespit edilmesi ve bu değerlendirmenin periyodik olarak gözden geçirilmesi için gerekli yöntemler belirlenmelidir.

Değerlendirmeleriniz tüm süreçlerinizdeki,

Rutin ve rutin olmayan faaliyetlerden,

İş yerindeki tüm personelin faaliyetlerinden (tedarikçiler, taşeron ve misafirler dâhil)
kaynaklanan değerlendirmelerinizi kapsamalıdır.

Tehlikelerin ve etkilerinin tanımlanması, risk kriterlerinin belirlenmesi ve risk değerlendirmesinin yapılarak risk kontrollerinin ve önlemlerinin tespit edilmesi uygun bir “Tehlike Tanımlama ve Risk Değerlendirme Formu ” ile yapılmalıdır. Tehlike tanımlarının süreç bazında ilgili süreç sahipleri tarafından yapılması Risk değerlendirmelerinin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi açısından önemlidir.

Firmanızın faaliyetlerinin gerçekleştiği süreçlerde tespit edilen tehlikeler, tespit eden kişi tarafından ilgili süreç sorumlusuna bildirilmeli ve tehlikenin “Tehlike Tanımlama ve Risk Değerlendirme Formu’ nda yer alıp almadığına bakılmalıdır. Yoksa bu forma eklenmesi sağlanmalıdır.

Risk Değerlendirme Kriterleri:

Risk değerlendirmesi aşağıdaki başlıklar altında yapılır.

Zararının şiddeti,

Zararının olma olasılığı

Mevcut kontroller,

Yasal yükümlülükler,

Önceki kazalar,

Riske maruz kalan personel sayısı.

Risk büyüklüğünün belirlenmesi
Yukarıda belirtilen tüm kriterler göz önünde bulundurularak Risk Büyüklüğü aşağıda belirtilen şekilde hesaplanır.

Risk büyüklüğü=Risk* + Mevcut Kontroller + Yasal Yükümlülükler + Önceki Kazalar + Risk Altındaki Personel Sayısı

*Risk = (Zararın olma olasılığı *Zararın şiddeti)

Risk büyüklüğü sonuçlarının değerlendirilmesi
Meydana gelebilecek tehlikeli bir olayın sonuçları ve oluşma olasılığının bileşkesi olan riskin seviyeleri aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Zarar / Olasılık

Hafif Zararlı

Zararlı

Çok Zararlı

Olasılığı Çok Düşük

Düşük Risk

Kabul Edilebilir Risk

Orta Seviye Risk

Olasılığı Düşük

Kabul Edilebilir Risk

Orta Seviye Risk

Büyük Risk

Olma Olasılığı Var

Orta Seviye Risk

Büyük Risk

Kabul Edilemez Risk

Hesaplanan Risk Büyüklüğü (RB) puanları, yukarıda görülen risk seviyeleri ile ilişkilendirilmelidir. Risk seviyesine göre yapılacak faaliyetler belirlenmelidir.

Mevcut riskleri kabul edilebilir seviyeye indirmek için uygulanacak kontrol ve önlemler ile ilgili değişiklikler ve / veya kaynak ihtiyacı yönetim tarafından değerlendirilerek iyileştirme faaliyeti başlatılır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Risklerinin Gözden Geçirilmesi ve Güncellenmesi

Tehlike tanımlama ve risk değerlendirme formları yönetimin gözden geçirme toplantılarında değerlendirilir. Yönetim programı çerçevesinde yapılan iyileştirmeler de dikkate alınarak gerekli güncellemeler yapılır.

Yönetimin gözden geçirmesi dışında,

Kaza ve acil durum yaşanması,

İlgili taraflardan gelen şikayet veya protesto olması,

Çalışanların şikayette bulunması,

Yeni yatırım veya proseste yapılan değişikliklerde,

Sorumlulukların değişmesi
durumunda gözden geçirme işlemi tekrarlanır.

 

İş Kazaları Ve Kaza Sonrası Süreçleri Nelerdir?

 

 

Tanımlar

kaza, beklenmeyen bir anda ortaya çıkan ve sosyo-ekonomik yönden zarar veren bir olay olarak tanımlanabilir. Ayrıca, “Belirli bir zarara ya da yaralanmaya neden olan beklenmeyen ve öngörülmemiş bir olaydır. ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ve “ Önceden planlanmamış, çoğu kez kişisel yaralanmalara, makinelerin araç ve gereçlerin zarara uğramasına, üretimin bir süre durmasına yol açan olaydır” WHO (Dünya Sağlık Örgütü). Olarak da tanımlanmaktadır.




Türkiye’de iş kazası; “İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay” 6331 Sayılı İSG Kanunu ile tanımlanmakla birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunu’nun 13. Maddesine göre;

Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,

Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

Emzikli kadının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda veya

Sigortalanın, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu halde götürülüp getirilmeleri sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay “iş kazası” olarak nitelendirilmektedir.

Ramak Kala Olay: İşyerinde meydana gelen, çalışanı, işyerini ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olduğu halde zarara uğratmayan olaydır.

Kazanın oluştuğu an, klinik öncesi dönemin sona erdiği ve klinik dönemin başladığı andır. Bu andan sonra yapılacak olan korunma önlemleri sekonder ve tersiyer (ikincil, üçüncül) sağlık hizmetlerini içerir. Kaza oluşmadan önceki çalışmaların tümü primer (birincil) sağlık hizmetlerinin kapsamına girer. Kazadan korunma, klinik öncesi devre denilen bu dönemde mümkündür. Kaza oluştuktan sonra tedavi etmek, daima korumadan çok pahalı olacaktır. İş kazaları, trafik kazaları ve ev kazalarından sonra en çok ölüme, kazalar içinde en fazla sakatlanmaya neden olan kaza türüdür. İşyerindeki mekanik faktörlerin en önemli grubudur.



İş Kazalarının Nedenleri

ILO sınıflandırmasına göre:

İnsan faktörü: Eğitim ve bilgi eksikliği, dalgınlık vb. nedenlerdir.

Makine-malzeme faktörü: Malzeme yorgunluğu, uygun olmayan makine, üretim sisteminden kaynaklanabilir.

Sosyal-teknik çevre faktörü: Termal konfor, gürültü, sağlık koşulları vb. nedenlerdir.

Bir başka gruplandırmada;

1. Çalışana bağlı olanlar-Güvencesiz davranışlar (yorgunluk, acemilik, dikkatsizlik, eğitim yetersizliği, düşük duyu-motor aktivite, beceriksizlik/sakarlık vb.): %88 nedenler,

2. Çevresel (çalışma ortamına) bağlı olanlar-Güvencesiz koşullar (termal konfor, aydınlatma, gürültü, makineler, kaygan zemin vb.): %10 nedenler ve

3. Kaçınılmaz nedenler (Öngörülemeyen kaçınılmaz nedenler): %2 nedenler olarak değerlendirilmektedir.

Bu oranlar da iş kazalarının en az %98’inin önlenebilir olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Tüm kazalarda doğrudan veya dolaylı olarak insan faktörüne bağlı bir hata vardır. Fakat bu hata, sadece kaza yapan kişiye ait değildir. Hata; fabrika projesini çizen mimarda, inşaatı yapan müteahhitte (yüklenici-taşeron), işyeri yönetiminde, işletme mühendisinde, makineleri planlayıp monte eden mühendiste, elektrikçide, ustabaşında, operatörde, bakım ve onarımı yapanda, temizlikçide, işçinin seçimini yapan işverende, iş güvenliği uzmanında, işyeri hekiminde vb. olabilir.

İş Kazalarının Sağlık Sonuçları

Türkiye’de 2015 yılında ise 241.547 iş kazasında, 1.252 kişi ölmüş beş kişi sürekli iş göremez hale gelmiş, 2.992.070 iş günü kaybı olmuştur. Yaklaşık her iki dakikada bir iş kazası olmakta ve her altı saatte bir çalışan hayatını kaybetmektedir. Diğer bir deyişle her iş gününde; 690 iş kazası olmakta ve dört çalışan ölmektedir.

Bu kazalarda en çok çarpma ile yaralar ve yüzeyel yaralanmaların 112.397 (%46.5) olduğu, en fazla üst ekstremitelerin 94.014 (%38.9) yaralandığı belirlenmiştir. İş kazası açısından, bildirimlere göre en riskli iş kollarını sırasıyla; inşaat, karayolu taşımacılığı ve metal sanayii ilk üç sırayı oluşturmaktadır. En çok ölüm ise 473 (%37.8) çalışan ile inşaat sektöründedir.

 İş Kazalarının Sosyal Etkileri

1. Çalışana Etkileri: İş kazalarından en çok çalışanlar etkilenir. Büyük acı ve ızdırap çeker, sakat kalabilir hatta ölebilir. Çalışan yaralanmış ya da uzuv kaybına uğramışsa; sağlıklı iken elde ettiği geliri yeniden elde edemeyeceği için

Ailenin yaşam standartında düşmeler olur.

Huzursuzluklar başlar.

*Çalışan sakat kalmışsa; iş gücündeki kayıplardan dolayı işsiz kalma şansı artar.

Kalifiye personel ise düz işçiliğe dönebilir.

*Çalışan kaza sonucu ölmüşse; ailede otorite boşluğu ve düzensizlikler başlar.

Bağlanacak dul yetim aylıkları geçinmeye yetmeyeceği için yaşam standardı düşer.

  Giderek ailenin huzuru bozulur.

  Çocuklar anne veya babayı yitirmiş olmanın ezikliğini ve etkilerini ömürleri boyunca hissederler.

2. İşverene Etkileri: İşveren ya da vekili veya yöneticisi tutuklanabilir. Polise ve savcıya ifade verme, mahkemeye savunma yapma, SGK ve iş müfettişlerine ifade verme, bilirkişi incelemeleri gibi uğraşılarla zamanı kaybolur. Ölümlü iş kazalarından sonra işverenin morali ve motivasyonu bozulur, kazada bir çalışanını kaybetmenin üzüntüsünü yaşar, kaza sonrası hastane masraflarının bir bölümünü belki de tamamını üstlenmek zorunda kalır. İş kazasında çalışan sakat kalırsa; işveren ceza davası, tazminat davaları, rücu davaları sonucunda çok yüksek miktarda paralar öder.

Kaza olduğu gün ve sonrasında üretim durur.

Çalışanların motivasyonu düşer, kaza sonucu belki bir makinası da çalışamaz hale gelir.

Ayrıca kaza sonucu çevrede olumsuz imaj sahibi de olur.

3. Devlete Etkileri: İş kazasına uğrayan çalışanların tedavi ve bakımları SGK hastaneleri tarafından karşılanır.

Çalışan ölmüş ise kalanlarına dul yetim maaşı bağlanır.

 Çalışan sakat kalmış ise sürekli iş görmezlik ödeneği ödenir.

 Tedavisi süresince de tüm masraflarının yanı sıra geçici iş görmezlik ödenekleri de ödenir.

 Bütün bu harcamalar SGK’nın kaynaklarının erimesine neden olur.

 Devlet memurlarının konu ile ilgili inceleme ve araştırma masrafları da devlet tarafından üstlenilir. Kazalar doğrudan ya da dolaylı kayıplar ile ülke ekonomisine de büyük zarar verir.

İş Kazalarından Korunma

İş kazalarının insana ya da çalışma ortamına bağlı olarak oluştuğundan hareketle, korunma yöntemleri de bu etkenlere yöneliktir. Önlemlerin temelini, işyerindeki kaza olasılıklarını belirleyen işyeri risklerinin saptanması çalışması oluşturmaktadır. Bu riskler belirlendikten sonra risklere ve işyeri koşullarına göre gerekli önlemlerin alınması çalışmaları tamamlanmalıdır. Bu çalışmalarda ana başlıklar aşağıdadır:

Kişiye Yönelik Önlemler

İş sağlığı ve güvenliği eğitiminin verilmesi ve izlenmesi,

Ergonomik çalışma kurallarına uyulması,

Riskli grupların uygunsuz yerlerde çalıştırılmaması,

Uyarı, işaret ve levhalarının uygun yerlere konulmasıdır.

 Çalışma Ortamına Yönelik Önlemler

Makine koruyucularının eksiksiz olması,

Kişisel koruyucuların verilmesi ve kullandırılması,

Fizik koşulların (termal konfor, aydınlatma, gürültü, toz vb.) düzeltilmesi,

Ergonomik araçların kullanılmasıdır.

Kaza incelenmesinde; ne, nerede, ne zaman, kim(ler)le, neden olduğu ve tekrarının nasıl önleneceği araştırılmalıdır. Kazadan hemen sonra, olay yerinin güvenliğinin sağlanması, yarılı(lar)a müdahale yapılması, olay yerinin görünümünün yazı ve fotoğraf ile tespiti ve tanıkların belirlenmesi işlemleri uygulanmalıdır. Tüm kazalar kayıt altına alınarak incelenmeli, üç günden fazla rapor gerektiren iş kazaları, işveren tarafından en geç üç iş günü içinde SGK bölge müdürlüğüne yasal zorunluluk gereği bildirilmelidir.

Avrupa’da iş kazalarının % 90 kadarının İş Sağlığı ve güvenliği Yönetim Sistemlerinin eksikliğinden kaynaklandığı, son yılarda yapılan çalışmalarda bu eksikliklerin giderilmesi sonrasında, iş kazalarında en az % 30 azalma kaydedildiği saptanmıştır. 



 Kaza Sonrası Süreçler

İŞ KAZASI, RAMAK KALA OLAY BİLDİRİMİ VE RAPOR HAZIRLAMA KURALLARI

İş Kazası meydana geldiğinde yapılacaklar:

İşletme içinde bir kaza meydana geldiğinde aşağıda belirtilen işlemler aynen uygulanır:

Meydana gelen iş kazasının bilgisi derhal, İşyeri hekimi, Sağlık ve Güvenlik Koordinatörü ile İş Güvenliği Uzmanı’na ulaştırılır.

İş Güvenliği Uzmanı;

Olay mahallini koruma altına alır, ön incelemesini yapar. İncelemede kaza yerini ve kazalıyı dijital kamera ile tarih ve saatini de belirten fotoğrafını çeker. Mümkünse hemen, değilse daha sonra kazalının ve tanıkların yazılı beyanını alır. Meydana gelen kazanın görgü tanıklarının yazılı ifadelerini kendi el yazıları ile alır. (İfadelerin üzerinde görgü tanıklarının açık adresleri, telefon numaraları ile her türlü irtibat bilgisi bulunur.)

İlkyardım sertifikası varsa yaralı çalışana ilk müdahaleyi yapar. Yoksa en yakındaki İlkyardım sertifikalı elemanına ilk müdahaleyi yaptırır.

Yaralının durumuna göre işyeri hekimi veya sağlık memuru tıbbi müdahaleyi yapar, gerekli gördüğünde en yakın sağlık kuruluşuna sevkini sağlar.

İstirahat gerektiren yaralanma veya maddi hasarla sonuçlanan kazalarda önlemler alır. Kaza yerindeki tüm makine, araç ve ekipmanların çalışmalarını durdurur.

Kazaya ilişkin iş güvenliği önlemleri alınana kadar kaza yerindeki çalışmaları durdurur.

SGK’ ya bildirimini 3 iş günü içerisinde yapılmasını sağlar ve Savcılığa intikal edecek nitelikte bir kaza olması halinde kaza yerinde çalışma yapılmamasını sağlar. Kazadan kolluk kuvvetlerine bilgi verir.

Kaza yerinde dikkati çeken hususlar konusunda not alır ve mümkün olan zamanlarda olay yerinin fotoğraflarını çeker.

Kaza ile ilgili bir dosyanın hazırlanmasını sağlar. Dosya, Mali ve İdari İşler bölümü tarafından muhafaza edilir. Dosyada ayrıca;

SGK İş kazası Bildirimi

 Çalışanın sigortalı işe giriş bildirgesi

 İşe giriş sağlık raporu

 Kaza tarihinden önceki dört aya ait ücret hesap pusulalarının sureti

 Çalışan çizelgesi

 Mesleki eğitim belgesi

 İşe giriş eğitim belgesi ile diğer sertifikalar

 Kişisel koruyucuları teslim belgeleri

 Kaza ile ilgili yetkililerden ve olay mahallinde çalışanlardan alınan yazılı/sözlü beyana göre çizilen olay mahalli krokisi yer alır.

Kazaların ve Mesleki Hastalıkların Raporlanması:

İşletme içinde çalışanların iş kazalarına ilişkin bilgiler Kaza İnceleme Raporu’nun ilgili bölümüne revir sağlık çalışanı tarafından doldurduktan sonra İş güvenliği uzmanı, kazanın analizini yaparak kaza nedenini bulur ve iyileştirme faaliyetlerini planlar.

Çalışanların iş kazalarına ilişkin bilgiler SG.F02 Kaza İnceleme Raporu’nun ilgili bölümüne revir sağlık çalışanı tarafından doldurulduktan sonra İş güvenliği uzmanı, kazanın analizini yaparak kazanın kök nedenini bulur ve iyileştirme faaliyetlerini planlayıp bir nüshasını Yönetime verir. işletmede tespit edilen meslek hastalıklarına ilişkin bilgiler SG.F02 Kaza İnceleme Raporu’nun ilgili bölümüne İşyeri Hekimi, tarafından doldurulduktan sonra yönetime verir.

İş Güvenliği Uzmanı, daha sonra planlanan kaza ile ilgili iyileştirme faaliyetlerini, raporda belirtilen tarihte sorumlularca gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini araştırır.

İşletmede makine, ekipman veya tesislerde bir hasar oluştuğunda SG.F04 Hasarlı İş Kazalarını İnceleme Raporu yönetimin belirleyeceği Hasar Takip Sorumlusu tarafından doldurularak İş Güvenliği uzmanı’na gönderilir. İş Güvenliği uzmanı, kendi bölümünü doldurur ve Hasarlı İş Kazalarını İnceleme Raporu’nu sigorta işlerinin yürütülebilmesi için Hasar Takip Sorumlusu’na iade eder.

Resmi makamlara raporlamalar:

Meydana gelen iş kazaları, kazazedenin ilk amiri tarafından Mali ve İdari İşler Şefi’ne sözlü olarak bildirilir. Mali ve İdari İşler Şefi, kazadan sonra 3 iş günü içinde, “SGK’ nun web adresine girer ve E-SGK bölümündeki İş Kazası ve Meslek Hastalığı E-Bildirim bölümünden SG.F01 formunun gerekli bilgileri doldurarak bildirimi yapar. Kaza ağır yaralanma veya ölümle sonuçlandığında işyeri belediye sınırlarında ise Polis Karakolu’na, Belediye sınırları dışında ise Jandarma Karakolu’na derhal bildirilir.

Meslek hastalığı bildirimi İşyeri hekimi tarafından kendisinin tuttuğu “Çalışan Sağlık Kartı”ndan tespit ettiği meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde SGK’ na E-SGK uygulamaları üzerinden gerekli bilgileri doldurularak bildirimi yapar. Bir çalışanda meslek hastalığı saptandığı zaman, kuşkulu etkenle karşılaşan diğer aynı işte çalışanların da muayeneleri İşyeri Hekimi tarafından yapılmalıdır. Ayrıca, ortam ölçümleri de tekrarlanır.

Ramak Kala Olayların raporlanması:

Ramak kala olay; şantiyede meydana gelen, çalışanı, işyerini ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olduğu halde zarara uğratmayan olaydır. İstatistiklere göre her 300 ramak kala olayında 29 yaralanmalı kaza, her 29 yaralanmalı kazada 1 ağır veya ölümlü veya kaza gerçekleşmektedir. Farklı Araştırmacılar tarafından faklı sektörlerde işi kaza piramitleri değerlendirilmiştir. Bu bakımdan ramak kala kayıtlarının tutulması işyerinde iş kazalarını önlemek için hayati önem taşımaktadır. İşyerlerinde her gün, uzuv kayıplarının ve ölümün ucuz atlatılmasına kadar birçok ramak kala olay meydana gelmektedir.

O halde, ramak kala olaylar ve raporları, çoğu major kaza için 'uyarıcı işaretler' niteliğindedir. Çalışanların ramak kala olayları fark ederek raporlaması, iş güvenliğini arttırmak için proaktif yaklaşımlar sağlar.

Meydana gelen olaylar hakkında nedenleri, türleri, sonuçları olay nedeniyle oluşan parasal maliyetleri vb. yeterli bilgilerin elde edilmesi dolayısıyla aynı olayın tekrarlanmaması için zamanında ve doğru bilgileri kapsayan uygun raporların doldurulması çok yaralı olacaktır. Bu nedenle, kazada yaralanma olmasa dahi, raporun eldeki tüm bilgileri değerlendirerek ayrıntılı olarak düzenlenmesi gerekmektedir.

Çalışanların işbaşında geçirdiği tüm ramak kala olayları, olayı gören ya da bizzat kendisi Ramak Kala Olay Bildirim Formu’ na SG.F05 kayıt ederek yönetiminin belirlediği bir yere sabitlenmiş kilitli kutusuna atar. Bu kilitli kutu şantiye İş Güvenliği Uzmanı tarafından her hafta mesai başlamadan önce açılır. Bu bildirimler işletme Sağlık ve Güvenlik Koordinatörü’ne teslim edilir. Sağlık ve Güvenlik Koordinatörü en geç bir hafta içinde; Ramak Kala Olay Araştırma Raporu’nu düzenleyip gereği için İş Güvenliği Uzmanı’ na verir. İş Güvenliği Uzmanı kendi bölümünü doldurduktan sonra dosyalar. İş Güvenliği Uzmanı, Ramak kala olayı yapılacak ilk İSG Kurulu Toplantısında, risk değerlendirmeleri etkinliğini arttırmak için tartışmaya açar. Ramak kala olay ile ilgili olayın tartışılması sonrasında yapılması gereken faaliyetler hakkında çalışanlar bilgilendirilir. Bilgilendirme İş Güvenliği Uzmanı, çalışan Temsilcisi veya duyuru panoları vasıtası ile yapılmalıdır. Gerektiğinde risk değerlendirmelerinde ve talimatlarda iyileştirme yapılması kararlaştırılabilir.

Hastalıklara ve kazalara ilişkin verilerin değerlendirilmesi:

Yasal olarak bildirilmesine gerek olmayan sağlık sorunları da belirlenir, kayıt altına alınıp soruşturulur. Örneğin; küçük çaplı dermatit vakaları, güneş çarpması veya kaynak sonrası nefes alma güçlükleri gibi sağlık sorunları revirdeki vizite kayıtlarından iş günü kayıpları tespit edilir. Bu iş günü kayıpların (alınan istirahatların) birçoğu işle ilgili olmayan hastalıklara bağlı olabilir. Ancak işyeri hekimi veya sağlık memurunun yardımıyla, normalde fark edilemeyecek işle ilgili sağlık sorunları (özellikle, kas–iskelet sistemi problemleri veya strese bağlı hastalıklar gibi) da tespit edilir.

Alt İşveren çalışanının geçirdiği kazalar ve hastalıklar dahil, tüm çalışanlar için tutulan İş Kazaları ve Viziteye Çıkılan Hastalıklara Ait İstatistik Veriler Tablosu Formunu, revirdeki sağlık memuru her ayın ilk haftasında Sağlık ve Güvenlik Koordinatörü’ne gönderir. İlgili Tablo Proje Yönetimi’ne aylık olarak raporlanır.

Trafik Kazalarının Değerlendirilmesi:

Şirket aracı ile trafik kazası haberi alındığında ilk alınan bilgileri Mali ve İdari İşler Şefi’ne aktarılır ve bu birimler gerekli ise olay yerine giderek, kazayı gözlemler, kazanın neden ve sonuçlarını inceler, gereken önlemlerin alındığını ve resmi işlemlerin başlatılıp başlatılmadığını kontrol eder. Fotoğraf makinesi ile kaza ile ilgili resimleri çeker, kaza sonrası “Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı” kaza yapan çalışan tarafından doldurularak Mali ve İdari İşler birimine ulaştırılır. Kazaya karışan tarafından tutanağın doldurulması halinde “Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı”nın bir nüshası temin edilir. Tarafların anlaşamaması durumunda ilgili kolluk birimine bilgi verilir. Trafik kaza raporunda sigortalı çalışan ile ilgili yaralanma vb. bilgiler varsa iş kazası olarak nitelendirilerek gerekli yerlere bildirimler yapılmalıdır.

SGK’ ya gönderilen İşyeri Kaza ve Meslek Hastalığı Bildirimleri ile Ramak Kala Olay Bildirimleri ve diğer kayıtlar, şantiye İdari ve Mali İşler Bölümü’nde özlük dosyasında saklanmak zorundadır.









arka yüzü


(*) Tehlikenin giderilmesi veya işin Yöntem Talimatlarının değiştirilmesi konusunda İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı ile görüştükten sonra çözüm önerisi oluşturulacaktır.

RAMAK KALA OLAY ARAŞTIRMA RAPORU (Arka yüzündeki açıklama)

A. TEHLİKELİ DAVRANIŞLAR (Çalışanın kişisel kusuru)

 İşi bilinçsiz yapmak,

 Dalgın çalışmak ve dikkatini dağıtmak

 Yorgun, bıkkın ve morali bozuk çalışmak

 Makine koruyucularını çıkarmak veya koruyucusuz kullanmak

 Tehlikeli hızla çalışmak

 Görevi dışında iş yapmak

 Talimatlara uymamak

 İşe uygun el aletini kullanmamak

 Yetkisiz ve izinsiz olarak tehlikeli alanlarda bulunmak

 Yaptığa işe uygun kişisel koruyucu kullanmamak

 Tehlikeli hızda araç kullanmak

 Yanlış ekipmanı seçip çalışmak

 Ehliyeti olmadığı halde iş ekipmanını kullanmak

 Arızalı ekipmanı kullanmak

 Uyarılara ve işaretlere uymamak

 Yanlış pozisyonlarda çalışmak veya hatalı yük kaldırmak

 Fiziken yetersiz olmak (Kişinin bünyesinin yapılan işe uygun olmaması)

 Hoyratça çalışmak

 İşyerinde gereksiz şaka yapmak

 İşyerinde alkol ve uyuşturucu kullanmak

 Küfür etmek

 Yasak oyunları oynamak

 Kullandığı makineye uyum sağlayamamak

 İş sağlığı ve güvenliği eğitimini almamak

 Verilen iş iznine uymama

B. TEHLİKELİ ÇALIŞMA ORTAMI

Güvensiz ve sağlıksız çevre koşulları

Topraklanmamış elektrikli iş makineleri ve tezgahları

İşe uygun olmayan el aletleri

Yetersiz sağlık ve güvenlik işaretleri

Bakımsız veya testi yapılmamış iş ekipmanile çalışma

Tehlikeli yükseklikte malzeme istifleme

Döşeme üzerinde veya çalışma alanında kapatılmamış boşluklar

Kenar boşluklarında korkuluk bulunmama

Arızalı ve bakımsız ekipman

Düzensiz ve dağınık çalıştırma

Koruyucusuz makine, tezgahlar

Yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı maddelerle çalıştırma

Yetersiz tahkimat

Sapancı ve İşaretçi bulunmama

Çalışma yerinin darlığı ve sıkışıklığı

Yetersiz uyarı sistemi (yangın, acil durum sireni vb.)

Elektrik dağıtım panolarında kaçak akım rölesini bulunmama

Tehlikeli atmosferik koşullar (gaz, toz, buhar vs.)

Aşırı gürültü

Aşırı titreşim

Bozuk ve yetersiz havalandırma

Yetersiz aydınlatma

Radyasyon yayılımı (Radon v.s.)

Kaygan zemin ve pürüzlü zemin

Isı değişikliği

C. ORGANİZASYONEL (Yönetsel) FAKTÖRLER (Projenin yönetimsel kusurları)

İş Sağlığı ve Güvenliği Politikasının bulunmaması

İş sağlığı ve güvenliği yöntem talimatlarının bulunmaması

Çalışanlara özel işler için iş güvenliği eğitimleri vermeme

Çalışanlara mevzuat gereği alması gereken eğitimlerin tamamlatılmama

İş ekipmanını ehliyetsiz kişiye kullandırma

Koruyucusuz iş ekipmanı satınalma

Planlama hatası

Eksik veya yetersiz denetim

Yetersiz yöntem prosedürü

Periyodik sağlık kontrolleri yaptırmama

İSG bakımından ortam ve kişisel maruziyetleri ölçtürmeme

Çalışanlara Kişisel koruyucu donanım verilmeme

Kimyasal maddelere yönelik Güvenlik Bilgi Form'larını almama ve bu konuda çalışanları bilgilendirmeme

İş ekipmanlarında periyodik kontrollerini yaptırmama

İşyerinde yetersiz İş Sağlığı ve Güvenliği kontrolü

 

Uygulamalar

Çalıştığınız işyerinizde daha önce iş kazası olduysa neler raporlarını inceleyiniz. Kaza olmadıysa örnek kaza raporlarını inceleyeniz.

Uygulama Soruları

İş yerinizde iş kazası olmuşsa veya örnek kaza anında ve sonrasında neler yapılmış?

İş kazası örneğinize göre kaza sonrası bildirim süreci ve kaza sonrası alınan önlemleri belirleyiniz?

Bölüm Özeti

Bu bölümde iş sağlığı ve güvenliği için birincil derecede önemli olan iş kazasının ve ramak kala olaylarının tanımları yapılmıştır. İş kazalarının nedenleri ve sonuçları belirtilmiştir.İş kazası sonrasındaki süreçlerdeki işveren ve çalışan yükümlülükleri vurgulanmıştır. Çalışanı, işvereni ve devleti etkileyen iş kazalarından korunma yöntemleri açıklanarak önemi vurgulanmış örnek kaza üzerinde kaza oluşumunun nedenleri ile tekrarının önlemleri paylaşılmıştır.

 

Bölüm-5 Halat Düğümleri Nasıl Atılır? Kaç Düğüm Çeşidi Vardır?

 

Düğümler

Düğüm nasıl atılır? Açıklayıcı diyagramlar.

 

8’li düğümü                                                                                       8 li düğümü

Sisteme girmek için                                                                            Ankraj noktası için.



Kör Düğüm

İki ipin sonunu bağlamak için


Bowline(izbarço) düğümü, yedek emniyet düğümü ile beraber

8 li düğümüne göre daha kolay çözülür.

UYARI: yedek emniyet düğümü zorunludur (örneğin: çifli kör düğüm)

Tam kazık

Kolayca ayarlanabilen ankraj noktası düğümü


Yarım kazık

Sürtünme düğümüdür, ipi sabitlemez.



Çift kulaklı düğümler

İp kurulumu yaparken iki ankraj noktasının eşitlenmesi için kullanılır.

 

Çok sıkışmış bowline düğümlerini çözmek daha kolaydır.

Çift kulak sekizli

BOWLINE


Kelebek düğümü

İp çeker kaybını en aza indiren birkaç düğümden biri olan bu düğüm, ipin hasarlı bir bölümünü izole etmek için kullanılabilir.


Aynı zamanda, 8’li düğümü ile birlikte birbirinden uzak olan ankraj noktalarını eşitleme için de kullanılabilir. 


İş Güvenliği Ve Yaşam Hakları Nedir?


Bir ülkenin gelişmişliğinin ya da geri kalmışlığının temel göstergelerinden birinin çeşitli alanlardaki kazaların ya da hukuk diliyle; tedbirsizlik ve dikkatsizlikle veya olası kastla oluşan can ve mal kaybına sebep olan olayların niceliğiyle doğru orantılı olduğunu söylemek, sanırım bilimsel bir saptama değilse de sosyolojik bir veri olarak kabul edilebilir. Özellikle ülkemiz açısından böyle bir değerlendirme kabul görecektir.

Sürekli kar etmeye ve bunu çoğaltmaya odaklanmış bir sistem olan kapitalizm, işçinin emeğinden alabildiğine ve en düşük maliyetle yararlanmak istemektedir. Bunun için; ücretler en düşük düzeyde tutulmalı- mümkünse - düşürülmeli, çalışma süresi uzatılmalı ve verilen iş yoğunlaştırılmalı, işçinin ücret dışında kalan tüm giderleri ortadan kaldırılmalı veya azaltılmalıdır. İşçi ise, durumlarını ve çalışma koşullarını iyileştirme amacıyla buna karşıt olmak zorundadır.

Özellikle son on yıllık dönem içinde ülkemizde ekonomik büyümenin öncül gücü rolünü üstlenen emek yoğun inşaat ve imalat sektörlerinde elde edilen kârların, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve işçi sağlığı ve iş güvenliğinin yoksayıldığı çalışma koşulları pahasına gerçekleştiği bilinen bir gerçektir. Böyle bir süreçte, işgüvenliği önlemlerinin, kârı düşüren bir maliyet unsuru olarak görülmesi yanısıra insan yaşamına verilen değerin de bir göstergesi olarak savsaklandığı gözlemlenmektedir. İşte bu anlayış bir yandan “iş kazası”nı kadere indirgeyerek uhrevi bir rahatlama sağlarken öte yandan kazanın mağdurları “kurban” edildikleriyle kalmaktadır.

Bugün çağdaş ülkelerde uygulanmakta olan iş güvenliği hükümlerini işçi sınıfının ve örgütlü sendikal mücadelesinin tarihsel kazanımlarından olduğunu, işverenin de iş güvenliğinden sorumlu hukuk öznesi olduğunu unutmamak gerekir.  Ancak uygulama ile normlar arasındaki çelişki ve aykırılıklar, sendikaların ve konuya duyarlı diğer örgütlü kesimlerin kararlılıkları ile giderilebilecektir.

Bu yazıda ülkemizde son yıllarda gözle görünür biçimde artan ve güncelliğini korumakta olan  iş kazalarından yola çıkarak bunları ceza hukuku yönünden ve  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve yaşam hakkı kapsamında irdelemek istiyorum.

Ceza Hukuku Yönünden

Öncelikle ceza sorumluluğunun ilkelerinden olan “kast ve taksir” kavramlarını tanımlayarak başlayalım. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili/eylemi işlemesi/gerçekleştirmesi halinde ise, olası kast vardır. (TCK Md. 21) Olası kastın varlığı halinde, verilecek ceza yasada belirlenen şekilde indirilir.

Taksirle işlenen eylemler, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.

Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen sonucu öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Kişinin öngördüğü sonucu istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Diğer önemli bir nokta ise, taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.(TCK m.22)

Yargısal uygulamaya baktığımızda, iş güvenliği, trafik kurallarına aykırılık vb. oluşturan eylemlerle ilgili olarak, genellikle kaza nitelemesi yapıldığı veya yasal tanımıyla dikkatsizlik ve özensizlikle  işlenen suç değerlendirmesi ile dava açıldığı görülmektedir. Bu tür yargılamalarda klasik bir uygulamayla, mağdurun ve sanığın olayda kusurlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi için davadan önce hazırlık soruşturması aşamasında savcılık tarafından, yargılama aşamasında ise mahkemece, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonuca gidilmektedir. Başka bir deyişle, kolluğun olayın kovuşturmasına başladığı andan itibaren bu tür olaylar kaza olarak değerlendirilip yargılamanın sonuna kadar aynı kapsamda sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır.

Gerçekte olayların tümünün bu çerçevede değerlendirilmesi mümkün değildir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30.06.2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yasada işverenin hukuken yükümlülükleri belirtilmiştir. Ceza hukuku açısından ise, işveren; işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması ve düzenli biçimde uygulanmasından sorumludur. Bu sorumluluk TCK m. 83 de açıklanmıştır. Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi başlıklı bu yasa hükmü şöyledir:

“(1)Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.

(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;

a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,

b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması

Gerekir.

(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.

Bu yasa hükmü, sadece ölümle sonuçlanan ihmalî davranışlar bakımından değil, bunun ötesinde diğer ihmalî suçlara da uygulanabilir bir hükümdür. Bu durumda çalışma süreciyle bağlantılı olan somut olay ölüm, yaralanma ya da diğer bir sonucun oluşmasına neden olmuş ise, işverenin yükümlülüğünün kabulü gerekebilir.

Kuşkusuz, işveren yasal yükümlülüğünü, uzmanlıklarına göre teknik elemanları görevlendirerek (örn. iş güvenliği uzmanları, mühendisler vd.) yerine getirebililir. Ancak, yükümlülüğün bu yöntemle bir başkasına delege edilmiş olması, işvereni yükümlülükten kurtarmaz. Ayrıca, işveren teknik elemanların, işin gerektirdiği niteliğe sahip olup olmadıklarını, bunların faaliyetlerini gerektiği biçimde yerine getirip getirmediklerini de denetlemek zorundadır. Başka bir deyişle, işverenin uzman çalıştırması keyfiyeti de yükümlülüğünden bağışık tutulması sonucunu doğurmaz. Çalıştırılan bu uzmanların görevi, mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerinin yanı sıra  işverene yardımcı olmaktır. Özetle, işçinin işin gerektirdiği donanıma sahip olması, talimatlara uyup uymadıklarının denetimi ve ayrıca iş güvenliği eğitimi gibi sair hususların gözlemlenmesi işverenin yükümlülüğü kapsamındadır.

Bu noktada suçun oluşabilmesi için gerekli unsurlardan biri olan sübjektif/manevi unsur üzerinde durmak zorunludur. Karşılaştığımız sonucu salt bir rastlantı olmaktan çıkaran ve onun/failin cezalandırılmasını gerektiren temel unsurdur. İşte kast veya taksir olarak tanımlanan budur. İşverenin, yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle oluşan tehlikeyi öngörüp öngörememesine göre taksirin niteliği belirlenir. Uygulamada sıklıkla rastlandığı üzere, işverenin üretim sürecini her koşulda devam ettirmeye yönelik iradesi, diğer koşulların da eklenmesiyle olası kast ile hareket etmiş olduğunu gösterebilir.

Öncelikle yukarıda belirttiğimiz gibi her türden “iş kazasını” taksirli eylem olarak nitelendirme eğiliminden/önkabulünden vazgeçilmelidir. Yargıcın üzerinde titizlikle durması gereken noktalardan biri budur. Her olay somut koşulları içinde bu yönüyle irdelenmeli, sorgulanmalı ve her kaza olayında taksirli suç peşin yargısından arınmış, nesnel değerlendirme yapılabilmelidir.

Diğer bir husus da, usul kurallarına aykırı olarak suçun manevi unsurunun varlığının tespitinin “kusurun belirlenmesi” amacıyla bilirkişilere havale edilmesi yöntemidir. Uygulamada, ceza adaletinin sağlanmasına engel olan yöntemlerden birisi de hukukçu ve teknik bilirkişilere bırakılan kusur belirleme yöntemi ve bu yolla suçun oluşup oluşmadığına ilişkin kast/taksirin varlığının bilirkişilerin takdirine bırakılmasıdır. Oysa çok açıktır ki, bu nitelemenin yapılması yargıcın asli görevidir. Karını yükseltmekten başka bir düşüncesi olmayan, her türlü iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin yükümlülüklerinden kaçınan ve üretim sürecinin olası tehlikelerini işçiler aleyhine genişleten bir işverenin bütün bu eylemleri yargıca suçun manevi unsuru yönünden çokça ipucu vermektedir. Yargıç bu noktada bir değerlendirme daha yapmalı, bu kişinin yaşam ve başkasının vücut bütünlüğü hakkı gibi konulara ilişkin davranışlarını hukukçu kimliği ile yorumlamalı, kusurunun niceliğini belirlemelidir.

Özellikle iş hukuku  pratiğinde sıklıkla karşılaşılan diğer bir sorun ise, hukuken alt işveren-üst işveren adı ile ülkemizde yaygın ve oldukça 'kullanışlı' bir sisteme dönüşen 'taşeronluk' konusudur. Bu sistem tam bir aldatmacadan ibaret olup olayların gerçek sorumlularının belirlenmesinde kuşku ve yanılsamaya sebep olmaktadır. Aslında hukuk, gerçeği ortaya çıkarmayı amaçladığına ve bu yolla adaleti tesis etmek istediğine göre bu türden aldatmacaların ardındaki durumları da çözebilmelidir. Yani, gerçek sorumluların yargılanabilmesi ancak bu yaklaşımla olanaklıdır. Bu bağlamda, yargıca düşen görev, alt işveren-üst işveren ilişkisinin kimi yasal yükümlülüklerin perdelenmesinde kullanılıp kullanılmadığını, kendisine tanınan geniş takdir yetkisi kapsamında  irdelemek, soruşturmayı bu yönde derinleştirmektir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Yönünden

Şunu artık çok iyi biliyoruz; cezalandırma tekelini elinde bulunduran devlet, “cinayetleri” ve faillerini bulup ortaya çıkarma konusunda ne denli isteksiz ise, bunları çoğunlukla kaza olarak niteleme ve yargıyı da buna göre yönlendirme de o denli mahirdir. Böylesi durumlarda, evrensel insan hakları hukukunun devreye sokulması işe yarar sonuçlar doğurabilmektedir. Bu bağlamda ilk akla gelen yaşam hakkının korunması ilkesidir. Tutarlı kanıtlar ortaya konulmak suretiyle bu ilkeden yararlanılabilir. İnsan hakları hukuku çerçevesinde yaşam hakkı, kişinin  yaşamını sürdürmesini güvence altına alır. Yaşam hakkını koruma yükümlülüğü bakımından devletler, yalnızca idarenin eylemlerinden değil, bireyler arası eylemlerden, dahası bu tür eylemlerin ulusal mercilerce etkili bir şekilde soruşturulmasından da sorumludur.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinden kaynaklanan pozitif yükümlülüklerden biri ölümle sonuçlanan olaylara ilişkin devletin resmi makamlarınca etkin bir soruşturma yürütülmesidir. Bu yükümlülük, sadece devlet görevlilerinin kasden veya taksirle sebep oldukları yaşam hakkı ihlallerine münhasır olmayıp, meydana gelen her türlü yaşam hakkı ihlaline ilişkin ortaya çıkan bir yükümlülüktür. Bir diğer ifade ile taraf devlet yaşamı risk altında olan kişilerin hayatlarını gerektiği şekilde korumak amacıyla etkin ve caydırıcı tedbirler almak ve önlemleri hayata geçirmekle ayrıca yükümlüdür. Son olarak, taraf devletler, her türlü yaşam hakkı ihlali açısından, etkin bir soruşturma yürütmekle yükümlü olup, her bir soruşturmanın da gerek muhtevası gerekse de yürütülmesi açısından yaşamın sona ermesinden sorumlu olan kişilerin tespiti ve cezalandırılması bağlamında etkin olması gerekmektedir

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bir kararında;

“...Fakat cezai yargılamanın kapsamı çok sınırlı tutulmuştur: Cezai hüküm yaşam hakkını koruma görevinin yerine getirilmemesinin sorumluluğu tespit edilmeden sadece “görevi ihmal” ile sınırlı tutulmuştur. Kazanın çok ciddi sonuçlarına rağmen; olaydan sorumlu tutulan kişiler en nihayetinde “komik olarak nitelendirecek para cezalarına çarptırılmış üstelik bunlar da ertelenmiştir:” denilmektedir.

Bu kararda, ulusal yargının verdiği kararın saygınlığının derecesini görerek daha traji komik durumlara düşmemek için, etkin soruşturma teknikleri ile ezberci uygulamadan kurtulup, her olayın özellikleri gözetilerek objektif değerlendirme yapılmalı ve adil bir yargılamanın tüm gereklerini yerine getirilmelidir. AİHM kararlarında, devletin ve yargı erkinin ölüm olaylarını etkili bir biçimde soruşturması ve ölüme sebep olan kişileri cezalandırması yükümlüğünün de yaşam hakkının içinde değerlendirildiğini görüyoruz. Kuşkusuz “iş cinayetleri” olgusu sadece hukuksal yanıyla ele alınabilecek bir olgu değildir, aynı zamanda gerçek sorumluların soruşturulması ve yargılanmasına engel olmayan kararlı bir siyasal yaklaşımın varlığını da gerektirmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar

1. İş Cinayetlerine Hukuksal Bir Bakış, Dr. İzzet Mert Ertan,Dr. Mehmet Cemil Ozansü, Güncel Hukuk Dergisi

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Yaşam Hakkı, Serkan Cengiz, TBB Dergisi,2011/93

3. www.mevzuat.org.tr

Bölüm-4 Asansörünün Tanımı ve Tarihçesi Nedir, Asansör Çeşitleri Nelerdir?

Asansör, konutlarda veya diğer yapılarda dikey olarak insan ve yük taşıyamaya yarayan bir kaldırma aracıdır. Asansör yönetmeliği mevzuatında ise asansör tanımı şöyle yapılmaktadır: “Belirli seviyelerde hizmet veren, esnek olmayan ve yatay düzlemle 15°’den fazla bir açı oluşturan kılavuzlar boyunca hareket eden bir taşıyıcıya sahip olan ve

1. İnsanların,

2. İnsanların ve yüklerin,

3. Taşıyıcıya girilebiliyorsa, yani bir kişi zorlanmadan taşıyıcıya girebiliyorsa ve taşıyıcı içine ya da taşıyıcı içindeki bir kişinin kolayca ulaşabileceği şekilde yerleştirilmiş kontrollerle teçhiz edilmiş ise, sadece yüklerin taşınmasına yönelik bir tertibatı ifade eder

Dilimize Fransızcadan geçen bir kelime olup İngilizcede karşılık olarak ‘elevator’, ‘lift’ gibi kelimeler kullanılmaktadır. Asansörler genellikle elektrik motoru ile desteklenmiş bir halat ve dengeyi sağlayan karşı ağırlıktan oluşacağı gibi hidrolik bir pompa yardımıyla silindirik pistonları iten hidrolik asansörler de mevcuttur. Yukarıda geçen tanımlara göre mevcut birçok asansör sınıflandırılması yapılmıştır.

Asansör Tarihçesi

İnsanlık tarihinin en eski problemlerinden biri de yüklerin veya insanların düşey doğrultuda kaldırılması olmuştur. Bu serüven çok eskilere dayanmaktadır. Tarihte ilk asansörün M.Ö. 282 yılında insan gücüyle çalışan bir kaldıraç kullanarak yapıldığı ve bunun Roma saraylarında kullanıldığı bilinmektedir. 13. yüzyıl ortalarına kadar kullanılan bu tip asansörler insan, hayvan veya su gücü ile çalışmaktaydı. 19. Yüzyılın ortalarından itibaren kömür madenleri başta olmak üzere işletmelerde buhar gücü ile çalışan asansörlerin kullanılmaya başlanmıştır. 1846 yılında Sir William Armstrong hidrolik vinci geliştirmiştir ve bu sistem 4 asansörlerde kullanılmaya başlamıştır. 1853 yılında Amerikalı mucit Elisha Otis iki kat arasında çalışan bir yük asansörü yapmış ve halatın kopmasına karşı geliştirdiği güvenlik sistemini sergilemiştir. Bu sistem günümüzde de kullanılmaktadır. 1867 yılında Paris’te Leon Edouux tarafından yapılan bir hidrolik asansör ilk defa ‘Ascenceur’ adıyla tanıtılmıştır. 1880 yılında Almanya’da Werner von Siemens tarafından elektrikle çalışan asansörün bulunması ve elektrik motorlarının kullanımının yaygınlaşması ile hidrolik asansörlerin yerini elektrikli asansörler almaya başlamıştır. Türkiye’de ise ilk asansör sistemi 1895 yılında İstanbul Beyoğlu’ndaki Pera Palace Otel’de yapılmıştır. Bu ilk asansörden sonra 1907 yılında İzmir’de, özellikle yaşlı ve engellilerin kullanması için su buharı ile çalışan bir asansör yapılmıştır. Bu asansör daha sonra restore edilerek elektrikli hale getirilmiştir ve şu an İzmir’in simgelerinden biri olan tarihi asansör olarak adlandırılmıştır. Aynı dönemlerde Beyoğlu’nda yapılan birçok tarihi asansör daha sonraları yıkılmıştır ve günümüzde varlığını sürdürememiştir

Asansör Çeşitleri

Asansörler çalışma prensibine (konstrüksiyon ve tahrik yöntemi) ve kullanım amaçlarına göre sınıflara ayrılmıştır.

Konstrüksiyon ve tahrik yöntemine göre asansörler

Elektrikli / Halatlı asansör           

Sabit olarak monte edilmiş, tahrik kasnaklı, tamburlu veya zincirli tahrik düzeneği olan, belli duraklara hizmet eden, düşeyde 15° den fazla eğimli olmayan kılavuz raylar arasında halat veya zincirle asılı olarak hareket eden, insan veya yük taşımak için tasarlanmış bir kabini olan asansörlerdir. Bu asansörler makine dairesindeki tahrik motorunun kumanda panosundan aldığı komut vasıtasıyla harekete geçip, kabini istenilen yöne hareket ettirmesi yoluyla çalışır. Kabin, karşı ağırlıkla müşterek çalışır. Aralarındaki çelik halatın tahrik kasnağı ile sürtünmesinden kaynaklanan bir hareket vasıtasıyla yukarı aşağı hareket ederler. Kabin ve karşı ağırlık birbirleri ile yaklaşık eşit ağırlıktadırlar. Bu sebeple enerjiden tasarruf edilmiş olmaktadır. Bu tür tahrik makinelerine sürtünme tahrikli asansörler denir. Ayrıca halat veya zincirin tahrik kasnağı üzerine sarılması ile çalışan asansörlerde mevcuttur. Bu şekilde çalışan asansörlere de tamburlu asansörler denir . Halatlı asansör düzeneği aşağıda gösterilmektedir



Hidrolik Asansör

Doğrudan veya dolaylı olarak kabinin üzerinde etkili olan bir hidrolik kaldırma ünitesi tertibatına (çoklu motorlar, pompalar ve/veya hidrolik piston ve silindir tertibatları kullanılabilir) hidrolik akışkanı ileten elektrikle tahrik edilen bir pompadan kaldırma gücünü alan asansörlerdir. Bu sistemler, daha çok yapının içerisinde makine dairesinin olmadığı ve kullanıcı sayısının az olduğu konutlarda, alışveriş merkezlerinde ve fabrikalarda kullanılır.



Kremayerli ve vidalı asansör

 Vidalı asansör, bir vidalı mil aracılığı ile krikoya benzer şekilde, kabinin hareketinin sağlandığı küçük kaldırma yükseklikleri ve düşük hızlarda çalışan asansörlerdir. Vidalı mildeki otomatik blok sisteminden dolayı, kabinin aşağı düşme tehlikesi yoktur. Kremayerli asansörler ise, daha çok inşaat işlerinde dış cephe ile ilgili çalışmalar için kullanılmaktadır. Kremayerli kısım istenildiği boyda ayarlandığından, inşaat yüksekliği arttıkça asansörün seyir mesafesi ayarlanabilmektedir.

Eğimli (Tırmanan) Asansör

İnsan ve yük taşımasında kullanılacak asansörlerin 90 dereceden farklı konumda çalıştırıldığı asansör tesisleridir. Eğimli binalarda, açık alanda dik yamaçlarda kullanılan eğimli asansörlerde konvansiyonel asansörlere oranla daha fazla alan ve özel donanım gerekmektedir. 7° eğimi aşan yerlerde ayaktaki yolcuların kalkış/duruş hareketlerinden etkilendiğinden hız sınırlıdır.

Paternoster (Sürekli Çalışan)

Asansör Birbirine arka arkaya bağlı kabinleri sürekli hareket halinde iken binilip/inilerek kullanılan asansör tesisidir. Bina katlarında kapıların bulunmadığı paternosterlerde, kabinler 1 veya 2 kişilik olup 4 m - 4,5 m aralıklarla kılavuzlar içine alınmış lamelli zincirlere bağlıdır. Çıkış ve iniş tarafı kabinleri katlardan yan yana geçerler. Hız en fazla 0,3 m/s’dir. Paternosterler daha çok katlar arasında trafiğin yoğun ve sürekli olduğu, devlet daireleri, idare binaları, endüstri kuruluşları gibi yerlerde kullanılmaktadır. 60 metre yüksekliğe kadar yapılabilir. Taşıma kapasiteleri ortalama saatte 500 kişidir.



Kullanım amaçlarına göre asansörler      

İnsan asansörleri

Özellikle insan taşımak için tasarlanmış, kullanım kolaylığı ve rahatlığı ön planda olan asansörlerdir

Yük asansörleri

 Daha çok yük taşımak için kullanılan, bazı tiplerinde insan da taşımaya müsaade edilen, daha basit yapılı ve yavaş asansörlerdir

Servis Asansörleri

 Maksimum 1500 kg. kadar kapasitesi olan servis asansörleri, sağlık kuruluşları, lokantalar, bürolar, alışveriş merkezleri, bankalar, kütüphaneler, hastaneler, oteller, evlerde kullanılmaktadır. Bir insanın sığamayacağı boyutta olan ve tamburlu bir tahrik sistemi ile çalışan asansördür

Maden Kuyusu Asansörleri

Madenlerde elde edilen kömür vb. maddelerin düşey doğrultuda açılmış maden kuyusu boyunca taşınarak yeryüzüne çıkarılması amacıyla tasarlanan, bazı yerlerde insan da taşınan yüksek hızlı ve sade asansörlerdir

Yatay Asansörler

Hastane ve üniversite kampüslerinde, havaalanlarında kullanılan insan taşıma sistemleridir. Yatay asansörler, raylı yollar üzerine monte edilmiş, tek veya birkaç taşıma biriminden oluşan otomatik sürücüsüz taşıma sistemleridir. Bu sistemler saatte 2000 ila 25 000 kadar ulaşan yolcu taşıma kapasitesine sahiptirler

İş Güvenliğinin Tarihçesi Nedir? İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Dönemleri Nelerdir?

Bu kez Türkiye’miz de ve dünyada İş Güvenliği kavramının tarihçesi nden   bahsetmek istiyorum… İnsanoğlu, var olduğu günden beri yaşamını ...

En Yeniler

Powered By Blogger