Bloguma hoş geldiniz. Her hafta, mesleki bilgilerimi paylaştığım yeni bir yazıyla buradayım.
isg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
isg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İş Güvenliğinin Tarihçesi Nedir? İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Dönemleri Nelerdir?

Bu kez Türkiye’miz de ve dünyada İş Güvenliği kavramının tarihçesinden  bahsetmek istiyorum…

İnsanoğlu, var olduğu günden beri yaşamını sürdürebilmek için çalışması ve üretmesi gereken bir varlıktır. Başlangıçta toplayıcılık ve avcılıkla varlığını sürdürmek için doğa şartları ve hayvanlarla mücadele eden insan ırkının günümüzdeki mücadelesi büyük ölçüde şekil değiştirmiş olsa da bu mücadele sürekli olarak devam etmektedir. Bu mücadelesinin sürekliliği için de en önemli unsur sağlıklı kalmasıdır.

Sonuçta, biz insanlar için teknolojinin çalışma hayatında yaratmış olduğu çeşitli dönüşümler ve toplumsal refahın gelişimi yönünde düzenlenen faaliyetler her geçen artış gösteriyor.

Tarihçesi boyunca insan yaşamının büyük bir dilimini kapsayan çalışma ortamına yönelik gerçekleşebilecek tehdit algıları belirlenmiş ve iş güvenliği açısından olumsuzlukların ortaya çıkabileceği tespit edilmiştir. Sanayi çağı ile birlikte makineleşme ve üretim sürecinin artış gösterdiği dönemlerden bu yana birbirinden farklı sektörlerde çeşitli nedenlerden ötürü çalışanların iş sağlığı ve güvenliği tehlike altına girmiştir. İş güvenliği tarihçesi ele alındığında, oluşan bu sorunların en etkili şekilde yönlendirilerek önlenmesi ve iş güvenliği tedbirlerinin alınması gerekli bulunmuştur.


 

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Dönemleri

Dünyada iş güvenliği ve işçi sağlığı kavramlarını ve içeriklerini 3 ana dönemde incelemek mümkündür:

Sanayi Devriminden Önceki İSG Yaklaşımları

Sanayi Devriminden Sonra İSG Yaklaşımları

Günümüzdeki İSG Yaklaşımları

• İnsanoğlunun tarihçesinde bilindiği kadarıyla, ilk uğraşlarını avcılık olarak tercih etmişlerdir. Çeşitli ilkel madencilik ve hayvancılık gibi işlerin devamında tarım ve yerleşik hayata geçilmesiyle çalışma hayatında çok büyük ilerlemeler kat edilmiştir. Bu durum; insanların eskiye oranla çok daha zorlayıcı ve yoğun çalışma koşullarının ortaya çıkmasını da desteklemiştir. Tarihin çeşitli evrelerinden bu yana insanların çalıştıkları iş ve koşullar, yaşadıkları sağlık sorunları üzerinde durulur bir raddeye gelmiştir.

• İnsanların işçi sağlığı ve iş güvenliği tarihçesi göz önüne alındığında, bu duruma ilk işaret eden kişi M. Ö. 2600’lü yıllarda yaşamış olan Mısır’da mühendis olarak çalışmanın yanı sıra hekimlik yapmış olan Imhotep olmuştur. Özellikle piramitlerin inşa edilişi aşamasında zaman zaman meydana gelen kazalarda birçok çalışan bel ağrısı sorunları ile karşılaştığı için tespitlerde bulunan Imhotep, Hipokrat’tan çok daha önce bu tespitleri gerçekleştirmiştir.

 

 


• M. Ö. 2000’li yıllarda tarihin bilinen ilk yasaları sayılan, Hammurabi kanunlarında bulunan iş sağlığı ve iş güvenliğinin tarihçesi anlamında temelleri sayılabilir. İşi yaptıran kişinin negatif sonuçlardan sorumlu kılınacağı hükümleri Babil döneminde hayata geçirilmiştir.

• Tarihe  baktığımızda  millattan  önce  yaşamış  olan  Aristoteles,  Heredotos,  Hippokrates, Nicander,  Plautus,  Büyük  Plinius  gibi  ünlü  düşünürlerin  söylemiş  olduğu  çeşitli  sözlere baktığımızda yine İSG konularına dair bazı hassasiyetlerin yaşanmış olduğunu görmekteyiz.

·         Koşucuların hastalıklarından söz etmiş; gladyatörler için diyet tanımlamıştır. (Aristoteles)

·         İlk kez işçilere yeterli besin verilmesinin üzerinde durmuştur. (Heredotos)

·         İlk  kez  kurşunun  zararlı  etkileri  üzerinde  durmuştur.  Felç  ve  görme bozuklukları ile kurşuna maruz kalma arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. (Hippokrates)

·         Kurşun  zehirlenmesi  ile  karın  ağrısı,  kabızlık  ve  yüz  solukluğu  arasındaki ilişkiyi kesinleitirmiştir. (Nicander)

·         Bazı  esnaf  ve  sanatkârların  çalışma  pozisyonlarından  ileri  gelen  vücut görünüm bozuklukları (malformasyonşlar) ile ilgili bilgi vermiştir. (Plautus)





 

·         Tehlikeli  tozlara  maruz  kalanların,  kendilerini  korumaları  için  maske kullanmaları önermiştir. (Büyük Plinius)İşçi Sağlığı kavramının babası olarak kabul edilen Bernardino Ramazzini yazdığı “de morbis artificum diatriba” adlı kitabı ile ortaya koyduğu “meslek hastalıkları” anlayışını da işçi sağlığı ve iş güvenliği tarihçesinin önemli bir sayfası olarak not etmekte fayda var.




İş Sağlığı ve Güvenliğinin Türkiye’deki Tarihçesi

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin tarihçesi esas olarak 1865 yılında kayıt altına alınmaya başlamıştır. Dilaver Paşa Nizamnamesi ve akabinde yayımlanan Maadin Nizamnamesi ile endüstri konusunda birbirinden farklı yönleriyle iş sağlığı ve güvenliği önem kazanmıştır.

 



• Ülkemizde iş güvenliği tarihçesi anlamında önemli mihenk taşlarından biri de 1865 yılında çıkartılmış olan Dilaver Paşa nizamnamesidir. Zonguldak ve Ereğli bölgesinde yer alan kömür havzası işçileri için çeşitli tatil planlamaları, sağlık konusu, çalışma saatleri ve barınma alanları gibi konuları ele almıştır. Bu nizamnameye göre;

►Günlük çalışma süresi 10 saat olacaktır.
►İşçilere çalışma sürelerinin dışında dinlenme süreleri de verilmelidir.
►İşçilere yatacak yer sağlanmalıdır.
►İşçi ücretlerinin öncelikli olarak ödenmesi ve işe girmek için hazır bekleyen işçilere çalıştırılmasalar dahi ücret ödenmelidir. 

 

 

• İş güvenliği tarihçesinde önemli bir basamak olan ve 1896 yıllarında çıkan Maadin nizamnamesi; ülkede yer alan bütün madenlerde görev yapan çalışanların iş güvenliğinin ve farklı hükümleri düzenleyen bir mevzuat olarak karşımıza çıkmaktadır. O devirde kömür madeni iş kolunda aktif olarak zorunlu çalışma ortadan kaldırılmıştır. Bu sebeple çalışma eyleminin ekonomik yönleri ile birlikte insani yönlere de değer verilmesi gerektiği önemle vurgulanmıştır.

• 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu tarihten bu yana iş sağlığı ve güvenliği detaylı şekilde gündeme getirilmiştir. Aynı zamanda bu konuda ayrıntılı yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

• 8 Haziran 1936 tarihinde gerçekleştirilen 308 sayılı iş kanunu gereğince de temel iş güvenliği ve sağlığı hükümlerine yer verilmiştir. II. Dünya Savaşı’nın ardından sanayileşme döneminde daha yoğun bir çalışma süreci başladığı için iş güvenliğinin ve sağlığın ön planda yer aldığını söylemek pek mümkün sayılmaz.

• 1967 yılına gelindiğinde ise yürürlüğe giren 931 sayılı iş kanunu gereğince; ilk defa modern şekilde disiplin ve kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin ardından 1971 yılında çıkarılan 1475 sayılı iş kanunu aynı hükümlerle yürürlüğe girmiştir.

 

• Sanayileşmenin hızla devam ettiği 80 ve 90’lı yıllara gelindiğinde ise 1475 sayılı iş kanunu ve güvenliği gereksinimlere belirli ölçütlerde cevap verebilmiştir.

• 20. yüzyılın sonlarına gelindiğinde tüm Sanayi koşulları başta olmak üzere; endüstri ilişkileri, çalışma mevzuatının ileri bir boyuta erişmesi ve teknolojinin gelişimi ile 2003 yılında 4857 sayılı iş kanunu yürürlüğe girmiştir.

• 29 Haziran 2012 tarihine gelindiğinde ise 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkarılarak 1 Ocak 2013 itibarıyla uygulamaya konması devamında yönetmeliklerin belirlenmiştir. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının güncelliğini koruması ve bir o kadar da modern hükümlerle donatılmış olması gerekirken, daha en başta uygulamada sürekli ortaya çıkan ertelemeler, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarının sadece gereksiz ve ek maliyetler getirdiğine işaret eden açıklamalar ve davranışlar kanunun amacına ulaşmasının önündeki en belirgin örneklerdir.

Kanunla birlikte iş sağlığı ve güvenliği konusunda altyapı oluşturma çalışmaları gerçekleştiren ve bunları başarılı şekilde yönetmesi gereken devletin genel denetim organlarını faaliyeti geçirerek pratikte yapılan çalışmaları olması gerektiği şekilde teşvik etme kuralı bulunmaktadır. Ne yazık ki halen, uygulama anlamında daha aktif ve daha fazla mesafenin kat edilmesi şarttır.

Değindiğimiz üzere İş Güvenliği ve Sağlığı; kronik hastalıklar, önemli vakalar, maddi sıkıntılar ve ölümle sonuçlanan çeşitli kazalar sonucu büyük önem arz etmiştir. Özetle belirtilmelidir ki; iş sağlığı ve güvenliği, tarihi farklılıklar sonucu iş güvenliği kültürü oluşmuş, bu gelişim çeşitli çalışmalar sonucu elde edilmiştir. Fakat günümüzde halen tehlike kaynakları çeşitli tecrübesizliklerden de kaynaklı oldukları için öncesinden tespit edilmeli ve iş esnasında güvenliğin ne şekilde alınması gerektiği detaylıca belirlenmelidir. Bu konuda çeşitli yaklaşımlar ve çözümler aranmaktadır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yaklaşık 2000 yıla yakın bir süredir gelen tecrübe ve kanunlarla gelişip değişmeye devam etmektedir.

 

 

 

 

NEBOSH Uluslararası İSG Genel Sertifika Eğitimi Nedir?

 


Gelişmiş ülkelerin tümü, gelişmekte olan ülkelerin ise çoğu ‘İş Güvenliği Uzmanlığı’nı yasalar ile tanımlamış, sınıflandırmış ve düzenlemiştir. Gelişmekte olan ülkeler devlet bünyesinde bazı eğitim ve sınav sistemleri geliştirmişse de mevzuat ve teknik konuların ağırlıklı olduğu bu programlar yetersiz kalmaktadır. Zira İSG alanı, sadece teknik konularla sınırlı kalmayan, yönetsel becerilere de sahip olmayı gerektiren multidisipliner bir meslektir. Bununla beraber, bu gibi ulusal sertifika programları sadece söz konusu ülke için geçerli olmakta, sözkonusu uzman ülkesi dışında mesleğini icra edememektedir.

NEBOSH Uluslararası İSG Genel Sertifika Eğitimi, yukarıdaki açığı kapamak için ortaya çıkmış olan ve hemen hemen her ülkede düzenlenen, dünyanın en bilinen iş güvenliği uzmanlığı uluslararası meslek sertifika programıdır.

Eğitimin Orijinal İsmi

NEBOSH International General Certificate in Occupational Health & Safety

Akreditasyon Kurumu

NEBOSH, İngiltere’nin milli iş sağlığı ve güvenliği sınav kurumudur. 1979’da kurulan kurumun yönetim kurulu IOSH, HSE ve diğer benzeri kurumlardan üyelerden oluşmaktadır. NEBOSH’un sınavlarına her yıl dünyanın 100’den fazla ülkesinde ortalama 35.000 kişi girmektedir.

Kimlere Yönelik

İş güvenliği uzmanları ve yöneticileri, mesaisinin önemli bir bölümü İSG’yi ilgilendiren konularla geçen yöneticiler, tehlikeli sektörlerde kilit alanlarda yöneticilik yapan personel, şu anda çalışıyor veya çalışmıyor olsun kendini iş güvenliği konusunda geliştirmek isteyen herkes

Eğitim Süresi

10 gün eğitim + 1 gün sınav

Eğitimin Versiyonu

NEBOSH birkaç yılda bir müfredatı güncellemektedir. Dönüşen Adam olarak eğitimimiz en son müfredat versiyonu olan "Ekim 2018 versiyonuna (October 2018 Specification)" göre düzenlenmektedir. Bu yeni versiyonda müfredatın güncellenmesinin yanında sınav sisteminde de değişiklik olmuştur. 1 Mart 2020'den sonra Dönüşen Adam'ın düzenlediği tüm NEBOSH eğitimleri bu yeni versiyona göre yapılacak olup, sonunda yer alan sınav da yeni sınav sistemine göre yapılacaktır. Eğitim 2 üniteden oluşmaktadır (IG1 ve IG2). IG1 için tek bir yazılı online sınav yapılacaktır. IG2 için ise yazılı sınav yapılmayıp katılımcının hazırlayacağı ödev yeterli olacaktır.

Katılım Şartı

Türkçe dilinde yapılan eğitim için katılım için bir şart yoktur. İngilizce dilinde yapılan eğitim için ise tek katılım şartı iyi derecede İngilizce bilgisine sahip olmaktır.

Eğitim Metodu

Eğitim normalde sınıf ortamında yüzyüze gerçekleştirilmektedir. Fakat Covid-19 salgını süresince sanal sınıf (interaktif video konferans) yöntemiyle yapılacaktır. Sanal sınıf sisteminde kullandığımız ileri teknoloji sayesinde bu şekilde verilen eğitimde de yüzyüze eğitim içeriğindeki tüm grup çalışmaları, deneme sınavları ve ev ödevleri aynen gerçekleştirilmektedir.

Eğitim Sonunda

Sınavda başarılı olan katılımcılar, NEBOSH’un (National Examination Board in Occupational Safety & Health) uluslararası standartlarda, özellikle çokuluslu şirketler bazında benzersiz bir akreditasyon sağlayan ‘NEBOSH Uluslararası Genel Sertifika’sını almaya hak kazanırlar.

Türkçe dilinde yapılan eğitimde de İngilizce dilinde yapılan eğitimde de başarılı olunduğunda alınacak olan sertifika İngilizce dilinde hazırlanmaktadır ve üzerinde eğitimin hangi dilde verildiğine dair hiçbir ibare bulunmamaktadır.

 

İşyerinde Oluşabilecek Kazalara Karşı Alınacak Önlemler Nelerdir?


Üretim Öncesi ve Sonrası Alınması Gereken Önlemler Nelerdir?

1.Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamına uygun makine ve alet seçimi yapılmalıdır.


2.Firma projeleri hazırlanırken sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dikkate alınmalıdır.


3. İşletmedeki ara yolların ve geçitlerin güvenli şekilde işçi miktarına ve malzeme hareketine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir.


4.Çalışma ortamları ferah ve düzenli olmalıdır.


5.İthal edilen ürünlerin firmaya uygunluğu ölçülmelidir.


6. Makine yada kullanılacak aletlerin üretim öncesi gerekli kontrol, bakım ve temizlikleri yapılmalıdır.


7. Makine ya da aletlerin kullanım sonrasında kapatılması ve güvenli hale getirilmesi gerekmektedir

8- Fabrika projelerinin hazırlanmasında sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarına dikkat edilmelidir.


9- Sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarına uygun makine ve tezgahlar seçilmelidir.


10- İşletmedeki ara yolların ve geçitlerin işçi miktarına ve malzeme hareketine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir.


11- Artıkları temizlenmesi için yeterli saha bulunmalıdır.


12- İşletmenin kurulma aşamasında priz ve şasi topraklamaları yapılmalıdır.


13- İthal edilen malzemelerin güvenli olmasına dikkat edilmelidir.


14- Makine kısımları, araç gereçler ve bunların koruyucuları ile kullanılan malzemelerin standartlara uygunluğunun sağlanması gerekmektedir.

İşverenin Alması Gereken Önlemler;

1. İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili mevzuatta yer alan madde ve eklere uymalıdır.


2. Her işletmede bir iş güvenliği uzmanı bulundurulmalı ve iş güvenliği kuralları firma içi ve dışı olmak üzere belirlenmeli ve uyulmasına teşvik edilmelidir.


3. Gerekli iş güvenliği eğitimi firma tarafından çalışanlarına verilmelidir.


4. Kaza sıklığını en aza indirmenin yolları araştırılmalıdır.


5. İşçiler işe alınırken sağlık muayenesinden geçirilmeli ve kendilerine uygun olan işlere yerleştirilmelidir.


6. İşyerlerinde sağlık personeli bulundurulmalıdır.


7. Kuralcı değil önleyici yaklaşım benimsenmelidir.


8. Çalışma süresi ve ek mesailer çalışanın ruhsal ve fiziksel sağlığı göz önünde bulundurularak ayarlanmalıdır.


9. Çalışanların kapasitelerinden daha hızlı bir şekilde çalışmaları istenmemelidir.


10. İşyerlerinde belirli bir düzen ve standart oluşturulmalıdır.


11. İş kazalarının önlenmesi adına çalışanlar motive edilip ödüllendirilmelidir bu doğrultuda en az kaza yapan işçi ve gruplara özel çalışmalar yapılmalıdır.


12. Firmanın fiziki durumu daima iyileştirilmeli, çalışana özel dinlenebilecekleri alanlar yaratılmalıdır.


13. Doğal afet ya da toplu olaylarda nasıl bir iş birliği sağlanması gerektiği konusunda tatbikat ve alıştırmalar belirli bir periyod halinde firma tarafından gerçekleştirilmelidir.



Çalışan Personelin Alması Gereken Önlemler;

1. Personel sağlığı ve iş güvenliği kurallarına dikkatle uymalıdırlar.


2. Firma veya iş güvenliği uzmanı tarafından belirlenmiş kurallara çalışan kendi ve etrafındakilerin sağlığı için uymak zorundadır.


3. Alet ve makineleri talimatlara uygun bir şekilde kullanmalıdırlar.


4. Koruyucu tedbirlere eksiksiz uymalıdırlar.


5. Yetkiniz dışında işlem yapmayın ve yaptırmayın.


6. Çalışanlar işin tehlikesini azaltmak için koruyucu gözlük, başlık, yüz siperi, kulak tamponu, gaz maskesi, koruyucu ayakkabı giysi gibi malzemeleri, yaptıkları işe uygun olarak kullanmalıdırlar.


7. Yanıcı malzemeler civarında kaynak yapmamalıdırlar.


8. Üretim alanında çalışırken işçiler sakıncalı hareketlerden kaçınmalıdır.

 

Otomotiv Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

 

Otomotiv Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği


Otomotiv sektörünün geçmişi çok eski değildir. İnsanoğlu’nun teknoloji geliştirme konusunda attığı önemli adımlar sonucunda otomobil üretilebilmiştir. Bunun için hem metale dayanıklılık ve şekil verebilmek hem de hareket edebilmesini sağlamak gerekmiştir. Binek araçlarının hareket edebilmesi için güç gerekmektedir. Bunun için daha önceleri buharlı ve gazlı motorlar kullanılmıştır. Daha sonra bir devrim sayılan içten yanmalı ve benzinle çalışan motoru Carl Benz icat etmiştir. Otomobil sektöründe bir başka devrimi ise Henry Ford gerçekleştirmiştir. İlk kez seri olarak araba üretmiştir. Üretim bandı fikrini hayata geçirmiştir. Böylece iş bölümü gerçekleştirilmiş ve otomobiller seri olarak büyük miktarlarda üretilebilir hale gelmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar otomotiv sektöründe Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya başat olmuştur. Ancak daha sonra Japonya, Kore gibi ülkeler de yavaş yavaş söz sahibi olmaya başlamışlardır. Önce taklitle başlayan otomobil üretimi, yerini giderek yeni buluşlara bırakmıştır. Japonlar, Fordist üretim biçimini değiştirmişler, daha esnek bir çalışma yöntemi ile robotları devreye sokmuşlardır. Malzeme teknolojisindeki ilerleme ile birlikte daha dayanıklı, daha hafif ve daha ucuz otomobil üretmeye başlamışlardır. Parçaları ürettikten sonra ihraç edilen ülkeye giden dev gemilerde montaj hattı kurmuşlar ve üretimi bu şekilde gerçekleştirmişlerdir.

Bugün hem batılı hem de Asyalı ülkeler, maliyetleri düşürmek ve rekabet edebilmek için vergi avantajları olan, işçiliğin ucuz olduğu, istihdam piyasalarının esnek olduğu, sendikalı olmanın önünün kapatıldığı 3 dünya ülklelerine üretimlerini kaydırmışlardır. Bazı fabrikalar hala bütün üretimi kendileri yapmaktadırlar. Ancak bunların sayısı giderek azalmıştır. Onun yerine bugün birçok farklı parça başka ülkelerde başka fabrikalarda üretilmekte, daha sonra bu parçalar sadece montaj hattının bulunduğu fabrikalarda birleştirilmekte ve daha sonra piyasaya sürülmektedir.

Otomobil sektörü giderek otomasyona gitmekte ve eskiden insan eliyle yapılan işleri artık akıllı makinalar ve robotlar yapmaktadır. Bu gelişmeler, sektörün niteliksiz işgücüne olan bağımlılığını azaltmıştır. Ancak yine de otomobil fabrikaları önemli miktarda insanın istihdam edilidiği büyük sektörlerden biri olmayı devam ettirmektedir. Sektörün doğası gereği çalışanların %80’inden fazlası erkektir. Otomobil, üretim endüstrisinin ağır kollarından biridir ve bunun için özellikle üretimin yapıldığı fabrikalarda kadın işçi neredeyse hiç yoktur.



ÜRETİM SÜRECİ, TEHLİKELER ve HASTALIKLAR:

Otomobil üretimi metal sanayiine dayanmaktadır. Motor ve motora ait parçalar, karoser, egzoz hattı, miller, akslar, ve diğer parçaların çoğu metallerden imal edilmektedir. Bu nedenle ocaklarda ısıtılan metaller dökümhanelerde kalıplara dökülür, birçok parçaya hidrolik baskı yoluyla ısı ve basınç altında istenilen şekil verilir, metaller eğilir, bükülür,düzeltilir ve yüzeyleri işleme tabi tutulur, parçalar biraraya getirilirken kaynak metodu kullanılır. Arabaların gövdeleri bu şekilde imal edilir ve montaj hattında bir araya getirilir.

Bunlarla birlikte arabalarda kullanılan elektronik aksamlar, plastik gövde panelleri ve diğer parçalar da yine montaj hattında sırayla yerleştirilir.

Hastalıklar

Kimyasal Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar:

Tozlardan kaynaklanan hastalıklara oldukça çok rastlanır. Silika kumu ile sıkça çalışıldığından silikoz* hastalığına yakalanma riski oldukça yüksektir. İyi bir havalandırma olsa dahi bazen çıplak gözle farkedilmeyen silika tozları ortamda bulunmaktadır. Siliko-tüberküloz hastalığı da yaygın olarak görülen hastalıklardan biridir.

Ayrıca pnömokonyoz* hastalığından yakınan pekçok işçide kronik bronşit* de vardır. Akciğer kanseri*, lober pnömoni*, bronkopnömoni* de pnömokonyoz* ile birlikte anılan diğer hastalıklardır. Özellikle temizlik işçilerinde akciğer kanserinin görülme sıklığının daha fazla olması ortamda bulunan silikadan kaynaklanmaktadır.

Polisiklik aromatik hidrokarbonların termal parçalanma sırasında oluşmasının da önemli kansorejen etkileri olduğu bilinmektedir. Krom, nikel gibi metallerin ve ayrıca asbest, silika gibi tozların da ölüme yol açtığı düşünülmektedir.

Bunlarla birlikte dökümhanelerde bulunan bazı kimyasallar (formaldehit, dimetiletialmin, trietilamin) ve tozlar çalışanlar da gözlerin sulanması, kaşınması ve buğulu görme gibi rahatsızlıklara neden olur ki bu da mavi-gri görüş olarak bilinmektedir.

Fiziksel Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar

Elle kullanılan ve sürekli sarsıntı yapan aletlerle yapılan çalışmalarda Raynaud Sendromunun* görülmesine neden olur. Ayrıca Karpal Tünel Sendromuna* ve eklemlerde bazı fonksiyonel bozulmalara da sıkça rastlanır.

Kaynak işleri sırasında ortaya çıkan metal dumanlar da toksik olabilirler ve metal ateşine neden olabilirler. Demirdöküm materyallere kaynak yapılırken nikel çubuk kullanılır ve bu da nikel dumanlara neden olur. Plazma alev makinası da oldukça fazla miktarda metal duman, ozon, nitrojen oksit ve UV radyasyonu oluşturur ve çok ses çıkartır.



Kazalar:

Ocaklar, yapılan işin büyüklüğüne, eritilecek metalin miktarına ve yapılan işin şekline göre değişiklik gösterir. En çok kullanılan Kupola denen ocaklardır. Ocakların içinde metaller erititilirken genellikle çok yüksek sıcaklıklar kullanılır. Eriyik haldeki metalin kalıplara dökülmesi sırasında çok ciddi hayati riskler vardır. Kazanlardan dökülen 100’lerce derece sıcaklıktaki eriyik yakınlarda bulunan işçilerin üstüne dökülebilir ve bu yanarak ölümlere ya da çok ciddi bölgesel yanıklara neden olabilir.

Kalıpların temizlenmesi ve kalıplardan çıkan dökümlerin çapaklarının alınması sırasında kullanılan taşlama aletleri (zımpara edici elektrikli diskler) de çok tehlikeli olabilmektedir. Bu makinaların kullanımı sırasında hızla dönen diske el ve kolu kaptırmak kesilmelere ve kopmalara(amputasyon*) neden olmaktadır.

ABD Çalışma Bakanlığının İstatistik Bürosu’nun kayıtlarına göre kaza riskinin en yüksek olduğu sektörlerden biri otomobil üretim sektörüdür. Her yıl otomobil sektöründe çalışan 3 kişiden biri iş kazası geçirmektedir. Her 10 kişiden birinin geçirdiği iş kazası ise çalışanın geçici olarak iş görmesini engelleyecek ağırlıkta gerçekleşmektedir. Geçirilen kaza sonucu bir travma* nedeni ölme riski ise 1/2,000’dir.

Otomobilin gövdesi birleştirilirken montaj hattı üzerinde bazı kesici, düzeltici makinalar kullanılmaktadır. Karöserin birleştirilmesi sırasında yapılan kaynaklar sonrasında oluşan çapaklar ve diğer düzeltilmesi gereken yerler için kesici diskler kullanılmaktadır. Bunlar ise kesilmelere, derin yırtıklara hatta kopmalara neden olabilmektedir.

Otomobilin bütün metal aksamı yapılırken eritme, kalıplama, baskılama ve aşındırma yöntemleri kullanılır. Bu sırada özellikle ocaklarda erimiş olan ve ısısı 100’lerce derece olan metaller döküldüğünde ya da temas ettiğinde ciddi yanıklara ve ölümlere neden olmaktadır.



OTOMOBİL ÜRETİM SEKTÖRÜ İŞÇİLERİ İÇİN SAĞLIK VE GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

Tozlardan özellikle de silika ve asbestten kaynaklanan hastalıklar araştırmalardan da görüldüğü gibi çok tehlikeli olmakta hatta kanser ve ölümle sonuçlanmaktadır. Bunun için bu tozların bulunduğu ortamlarda çalışan işçi sayısı makinalaşmanın artması yoluyla azaltılmalı, yerel cebri çekişli havalandırma sistemleri yoluyla iyi bir ventilasyonm sistemi sağlanmalı ve bu alanlarda çalışan işçiler ise solunum koruyucu donanımlar olan solunum cihazları ve maskeler kullanmak yoluyla bu tehlikeli tozlarla olan temaslarını en aza indirmek zorundadırlar. Tersi durumda çok ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalma olasılığı oldukça yüksektir. Kişisel Koruyucu Donanımların uygun kullanımı bu alanda gerçekten çok önemlidir.

Üretim sırasında kesici ve aşındırıcı birçok makina kullanılmaktadır. Kesilmelere karşı elleri ve vücudu korumak için koruyucu eldivenlerin ve koruyucu giysilerin içine koruyucu tabanlar ve yastığa benzer pedler (ayakkabı tabanlığına benzer) yerleştirilmektedir. Birkaç kat ‘dayanıklı liflerden’ oluşmuş bu elyaf, giysilerin içine yerleştirildikten sonra, elektrikli diskler bu bölgeye dokunduğunda, dayanıklı lifler dışarı çıkar ve gerilimden ötürü makine durur ve böylecek kesilme riski azalmış olur. Ancak unutulmamalıdır ki, kesilmeye karşı vücudu tamamen koruyabilecek materyal çok kalındır ve genellikle uzun çalışmalar açısından kullanım rahatlığı hemen hiç yoktur. Onun için testereler kullanılırken son derece dikkat edilmelidir

Kaynak işleri sırasında kıvılcımlar, çapaklar ve UV radyasyon gözler için son derece tehlikelidir. Bu nedenle kaynak işleri yapılırken göz koruyucu donanımlar olan gözlükler ve kalkanlar kullanılmalıdır.

Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin gereksinim ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür; daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir.

Bir uzvun (kol veya bacağın) bir kısmını veya tamamını, tıbbi nedenlerden dolayı kesilmesine veya kopmasına amputasyon denir. Damar hastalıkları, trafik kazaları, iş kazaları, tümörler, mikrobik hastalıklar, doğumsal anomaliler, yanıklar ve şeker hastalığına bağlı, daralmış olan damarlarda kan dolaşımı azalır. Beslenemeyen, oksijenlenemeyen doku giderek solar, soğur; şiddetli ağrılara neden olur. Deride ülserler denilen yaralar çıkar ve bu durum giderek o dokuda daha da ilerler ve nekroz denilen ölü dokuya veya gangrene çevrilir. Bu durumda, hastayı kurtarmak ve ölü dokunun ilerlemesini önleme amacıyla, tutulan uzvun kesilmesine karar verilir.



Bronşit, akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.

Akut Bronşit: Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür.

Kronik Bronşit: Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur.

Karpal tünel sendromu, elin ve el bileğinin ağrılı bir hastalığıdır. Karpal tünel, el bileğindeki kemik ve diğer dokuların oluşturduğu dar bir kanaldır. Bu tünelin içinden median sinir geçer. Bu sinir başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının duyusunu alır ve başparmaktaki kaslara kumanda eder. Bu tünelin içerisindeki bağlar ve tendonlar şişip gerildiği zaman, median sinire baskı yaparlar. Bu baskı giderek karpal tünel sendromunu oluşturur.

Pnömokonyoz, genellikle bazı özel iş koşullarında çalışan kişilerde inorganik toz yada zerrecikli maddenin akciğerlerde depolanması ve buna bağlı olarak gelişen doku reaksiyonu ile ilgili durumdur. Asbestos ve silikoz bu gruba giren hastalıklardandır.

Raynaud Sendromu, el ve ayak parmaklarının soğuğa sunuk kalması nedeniyle ağrı ve uyuşuklukla birlikte soluklaşmasıdır. Dolaşım bozukluğu nedeniyle hastalık görülür. Genellikle bu hastalığın altında başka nedenler vardır. Bu nedenler bilinmiyorsa Raynaud’s sendromu adını alır. Sürekli sarsıntı yapan makinalarla çalışan işçilerde görülür.

Silikoz, serbest silis taneciklerinin (Kristal kuvars) solunum yoluyla alınması sonucu meydana çıkan, sanayi parçacıklarının yol açtığı ağır bir hastalıktır. Madencilik, taş kesme, taşocağı çalışmaları (özellikle granit), yol ve bina inşaatı, dinamitle kayaları patlatma ve çiftçilik, serbest silise sunuk bırakan mesleklerdir. Belirtilerin meydana gelmesi için genellikle 15-20 yıl bu parçacıklara sunuk kalmak gerekir. Fakat silise yoğun şekilde sunuk kalınan kapalı alanlarda patlatma, yüksek kuvars içeren kayaları delerek tünel açmak ve temizleme tozu imalatı gibi işlerde çalışan korumasız işçiler bir yıldan kısa bir sürede silikoza tutulabilirler.

Türkçede travma yaralanma, incinme, anlamına gelmektedir. Travma sonrası stres bozuklugu (TSSB), DSM-IV’te, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karsilasmasi, böyle bir duruma tanik olma gibi agir travmatik olaylardan sonra ortaya çikabilen, özgül semptomlarla kendini gösteren bir tablo olarak tanimlanmaktadır. Semptomlar üç aydan kısa sürdüğünde “akut”, daha uzun sürerse “kronik” TSSB adı verilir. Klinik açidan önemli bir özellik de travmatik yasantidan 6 aydan uzun bir süre sonra ortaya çikan tiplerdir. Bunlara, gecikmeli baslangıçlı adi verilmektedir.

Zatürre olarak da bilinen pnömoni, akciğerlerin iltihaplanmasıdır. Zatürrenin ilk sıradaki nedeni, pnömokok (Streptococcus pneumoniae) adı verilen yuvarlak şekilli bakterilerdir. Virüslerin neden olduğu zatürre ise genellikle daha hafiftir ve evde tedavi edilebilir. Bakteriyel pnömoniler daha ağır seyirli olup genellikle soğukalgınlığı nedeniyle ortaya çıkarlar. Pnömoni akciğerin tek bir lobu ile sınırlı ise lober pnömoni, bronşlardan başlayarak akciğerin başka bölümlerine yayılmışsa bronkopnömoni olarak adlandırılır.


İs Sağlığı Ve Güvenliği Eğitim Konuları Nelerdir Yapılması Gereken Sorumluluklar Nelerdir?

İş Güvenliğinin sağlanması ve iş kazalarının önlenmesi için, en etkili tedbirlerin başında (genel, teknik ve sağlık)eğitimi gelir. Çalışmalar sırasında ve her fırsatta İş Güvenliği eğitiminin yapılması gereklidir. Usta, Ustabaşı, teknisyen gibi teknik personeller çalışanlara gerekli eğitimler ile iş başı öncesi/sonrası, iş kazası sonrası, işe dönüş eğitimi, ramak kala eğitimi veya seçilen eğitimlerle yapılır, muhtemel tehlikeler hakkında bilgi verilse de kazaların azaltılması ve önlenmesinde mümkün değildir. Bunun için, belirlenen gün yada her gün için eğitim programının hazırlanması ve örnek öğretici çalışmalar yapılması gereklidir. Bu programlarla çalışan personellere gerekli sorumluluk ve farkındalık yaratılması önceliktir..  iş güvenliği eğitimler ile çalışanlara iş güvenliğini benimsetmek ve sorumluklarını bildirmek çalışmaları sırasında farkındalığını bilmesinde yardımcı olur genel olarak eğitimler üçe ayrılır;

  1. Genel Konular
  • Çalışma Mevzuatı ile İlgili Bilgiler
  • Çalışanların Yasal Hak ve Sorumlulukları
  • İş Yeri Temizliği ve Düzeni 
  • İş Kazası ve Meslek Hastalıklarından Doğan Hukuki Sonuçlar

       2.Teknik Konular
  • Kimyasal, Fiziksel ve Ergonomik Risk Etmenleri
  • Elle Kaldırma ve Taşıma
  • Parlama, Patlama, Yangın ve Yangından Korunma
  • İş Ekipmanlarının Güvenli Kullanımı
  • Ekranlı Araçlarla Çalışma
  • Elektrik: Tehlikeleri, Riskleri ve Önlemleri
  • İş Kazalarının Sebepleri ve Korunma Prensipleri
  • Güvenlik ve Sağlık İşaretleri
  • Kişisel Koruyucu Donanım Kullanımı
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Kuralları ve Güvenlik Kültürü
  • Tahliye ve Kurtarma 

      3. Sağlık Konuları
  • Meslek Hastalıklarının Sebepleri
  • Hastalıktan Korunma Prensipleri ve Korunma Tekniklerinin Uygulanması
  • Biyolojik ve Psikososyal Risk Etmenleri 
  • İlk Yardım
  • Covid Farkındalığı
Muhtemel Tehlikeleri ve kazaları önlemek amacıyla alınacak/uygulanacak diğer eğitim programları ise;

    a- İşe yeni girenlerin eğitimi,

    b- Tehlikeli çalışmalarda işçilerin eğitimi,

    c-  Bölgede başka çalışacak Usta, ustabaşı ve teknisyenlerin eğitimi sağlanır.

    d- İş makineleri kullanımı ve azami hız sınırı

Riskli Bölgelerde Çalışma Faaliyeti Sürdürüyorsa Örneğin; Ağır iş vb. çalışmalarda Bilgilendirmesi Gereklidir. bununla birlikte yapacak sorumlukları;

    a- İş Güvenliği planlaması yapar,

    b- Çalışma bölgesinin güvenliğini oluşturur

    c- İşçilerin riskli çalışmalar öncesi eğitim verilir.

    d- Koruyucu araç ve gereçleri temin eder bunların kullandırılmasını sağlar,

    e- İş yerine ait muhtemel tehlikeleri kapatılması, önlem alınmasında gerekli tespit eder, tedbirleri alır.

      

Covid 19 Nedir?

 Covid19 Hastalığı Nedir, Nereden Geldi Ve Ne Zaman Başladı?

 2019 yılı sonunda başlayan COVID-19 salgını kısa süre içinde tüm ülkelerde görülünce 2021 yılı Mart ayı ile birlikte tedbirler esnetilmeye başlansa da. Seyahat kısıtlaması, maske kullanımı zorunluluğu devam etmektedir. hijyen ve sosyal mesafe tedbirlerine rağmen kontrol altına alınamayan salgından ötürü son olarak illere göre risk haritası belirlenmiş ve kısıtlamaları riskleri kırmızı, sarı, turuncu ve mavi olarak sıralama yaplmıştır. Bu yazının amacı; tüm çalışanların pandemi haline gelen "Koronavirüs (Covid-19)" hakkında bilgilendirilmesini sağlamak ve eğitim kolaylıkları sağlanması için tanımlamak gerekirse; Koronavirüs'ler (CoV), soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesidir. 31 Aralık 2019'da Dünya Sağlık Örgütü Çin Ülke Ofisi, Çin'in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020'de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir "Koronavirus (2019-nCoV)" olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı COVID-19 olarak kabul edilmiştir.

Koronavirüs Olduğumu Nasıl Anlarım?

COVID-19, farklı kişileri farklı şekillerde etkilemektedir. Enfekte kişilerin çoğu, hafif ila orta düzeyde semptomlar geliştirmekte ve hastaneye kaldırılmadan iyileşmektedir.

En yaygın semptomlar:

  1. ateş
  2. kuru öksürük
  3. yorgunluk

daha seyrek görülen semptomlar:

  1. ağrı ve sızı
  2. boğaz ağrısı
  3. ishal
  4. konjunktivit
  5. baş ağrısı
  6. ltat alma veya koku duyusunun kaybı
  7. ciltte döküntü ya da el veya ayak parmaklarında renk değişimi

Ciddi semptomlar:

  1. solunum güçlüğü veya nefes darlığı
  2. göğüs ağrısı veya göğüste baskı
  3. konuşma veya hareket kaybı

Ciddi semptomlar gösteriyorsanız derhal tıbbi yardım alın. Doktorunuzu veya sağlık tesisini ziyaret etmeden önce mutlaka Alo 184 ve 112 telefonlarını arayın

Hafif semptomlar gösteren ve başka bir sağlık sorunu olmayan kişiler, tedavi sürecini evde geçirmelidir.

  • Virüsle enfekte olan kişiler ortalama 5-6 gün içinde semptomları göstermeye başlar. Bununla birlikte, bu süre 14 günü bulabilir.

Kendim Koronavirüs tanısı Koyabilir miyim?

  • , hastanelerde ve yetkilendirilmiş laboratuvarlarda yapılan test sonuçları doğrultusunda konulmaktadır

Hastalığın Bulaşma Şekli Nedir?

  • Hastalığın damlacık yoluyla bulaştığı düşünülmektedir. Virus hasta bireylerden öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçılan damlacıklarla ve hastaların kontamine ettiği yüzeylerden (göz, ağız, burun mukozasına temasla) bulaşabilir. Asemptomatik (hastalık belirtisi göstermeyen) kişiler solunum yolunda virus taşıyabilir, ancak esas bulaşma hasta bireylerden olmaktadır. Enfeksiyonun yaygın belirtileri solunum semptomları, ateş, öksürük ve dispnedir. Daha ciddi vakalarda, pnömoni, ağır akut solunum yolu enfeksiyonu, böbrek yetmezliği ve hatta ölüm gelişebilir.


Koronavirüs Oldum Karantina Sürem Kaç gün?

  •  Koronavirüs ‘ün kuluçka süresi 14 gündür

Kronik Rahatsızlıkları Olanlara Bulaşma Riski Nedir, Kimler Hastalığı Yakalanabilir?

COVİD-19 enfeksiyonu ile ilgili şimdiye kadar edinilen bilgiler, bazı insanların daha fazla hastalanma ve ciddi semptomlar geliştirme riski altında olduğunu göstermiştir. Hastalıktan en fazla etkilenen kişiler;

  • 60-65+ yaş üstü olanlar
  • Ciddi kronik tıbbi rahatsızlıkları olan insanlar. Bu kronik tıbbi rahatsızlıklar; kalp hastalığı, hipertansiyon, diyabet, kronik solunum yolu hastalığı, kanser.
  • Filyasyon ekipleri ve Sağlık çalışanları

Evcil Hayvanımdan Covid19 Bulaşır Mı?

  •  Evde bakılan kedi, köpek, vb. evcil hayvanların Koronavirüs ile enfekte olması beklenmez.  

Koronavirüs Olmamak İçin Nelere Dikkat Etmeliyim?

Öncelikle 14 Adım Kuralları Uygulamalısınız;


  • El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır.
  • Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir.
  • Hasta insanlar ile temastan kaçınılmalıdır. (en az 1 metre mesafe)
  • Özellikle hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller sık sık yıkanmalıdır.
  • Herhangi bir viral solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kişinin, öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağzını tek kullanımlık kağıt mendil ile örtmesi, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içini kullanması, mümkünse kalabalık yerlere girmemesi, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burnunu kapatması, mümkünse tıbbi maske kullanması önerilmektedir.
  • Tokalaşma ve sarılmadan kaçınılmalıdır.
  • Hiçbir kişisel eşyanızı (havlu gibi gündelik eşyalar) ortak kullanmayın.
  • Kapalı alanlar ve bulunduğunuz ortamlar sık sık havalandırılmalıdır.
  • Kapı kolları, armatürler, lavabolar gibi sık kullanılan yüzeyleri su ve temizlik malzemesi ile her gün temizleyin. Kıyafetlerinizi yüksek ısıda normal deterjan ile yıkayın.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmek için dengeli ve sağlıklı beslenilmelidir.
  • Bol sıvı tüketilmesi ve uyku düzenine dikkat edilmesi gerekmektedir.
  • Kapı kolları, yüzeyler, masa, klayve, mouse, telefonlar her gün günde en az 2 defa 1/10 oranında sulandırılmış çamaşır suyu ile silinmelidir.
  • Gıda maddelerinden su içerisine girebilenler için sabunlu su yapılıp içerisinde en az 5 dakika kadar bekletilmelidir.

Güçlü Bir Bağışıklık Sistemine Sahip Olmak İçin Ne Yapmam Gerekiyor?

 iyi beslenme ve uyku düzenine dikkat edilmesinin yanı sıra, stresten uzak durmak gerekir. Stresten uzak durmak için;                 

  • Bir kriz sırasında üzgün, stresli, şaşkın, korkmuş veya kızgın hissetmenizin normal olduğunu kabul edin.
  • Panik oluşturabilecek medya yayınlarını izlemek veya dinlemek için harcadığınız zamanı azaltarak endişeyi ve ajitasyonu sınırlandırın.
  • Duygularınızla başa çıkmak için sigara, alkol veya diğer ilaçları kullanmayın.
  • Eğer bunalmış hissediyorsanız, bir sağlık görevlisi veya danışman ile konuşun.
  • Gerektiği durumlarda fiziksel ve zihinsel sağlık ihtiyaçları için nereye gideceğiniz ve nasıl yardım alacağınız konusunda önceden bilgi edinin.
  • Bilinmezliğin yarattığı endişeden uzak kalabilmek için sadece Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü gibi güvenilir kuruluşların açıklamalarını okuyun ve sadece bu kuruluşların önerdikleri korunma yöntemlerini referans alın.

Mümkün olduğunca evde kalmaya özen gösterin. Evden çıkmak zorunda kaldıysanız, dışarıdayken yukarıda belirtilen önlemlere dikkat edin. Eve döndükten sonra; dışarıda giyilen mont ve ayakkabı gibi sokak kıyafetlerinde her seferinde aynıları kullanılmalı ve ayakkabılar içeri alınmadan önce 4 saat kadar dışarıda bekletilip sonrasında ayakkabılığa alınmalıdır. Montlar ve diğer sokak kıyafetleri açık havada 4 saat havalandırılmalıdır. Yıkanması gereken tüm kıyafetler en az 60 derecede yıkanmalıdır. Ayakkabılarınız ile evin içerisine girmeyin. Ellerinizi ve yüzünüzü sabunlu suyla yıkayın, mümkünse banyo yapın.

Dışarı çıkmak zorunda kalındıysa işyeri, yemekhane, market, vb. ortak kullanım alanlarının kişilerin arasında en az 1 metre mesafe olacak şekilde düzenlenmesine dikkat edilmelidir. Sıra beklerken önümüz ve arkamızdaki kişilerle aramızda en az 1 metre mesafe bulunması önemlidir.

Covid19 Aşısı Nedir Ve Covid19’dan Korunabilir mi?

Aşılar toplumsal sağlığın korunması çok önemli bir yere sahiptir. Toplumların salgın hastalıkların korunması ancak toplumsal bağışıklığın kazanması ile mümkündür. Bu da aşılama yolu gerçekleştirilir.

Aşılar hastalıkları önleyebilir veya daha hafif seyretmelerini sağlayabilir. Koronavirüs enfeksiyonunun ciddi riskleri ve aşıların sağladığı bağışıklığın yararları göz önünde bulundurulduğunda aşılama toplumsal

Aşıların sağladığı bağışıklığın yararları ve Covid-19 enfeksiyonunun ciddi riskleri değerlendirildiğinde mümkün olan en kısa zamanda aşı olmak en doğru karar olarak öne çıkmaktadır. Maske, mesafe ve temizlik hastalığın yayılmasını önlemek için çok önemlidir, fakat hastalığın toplumda yayılmasının, ağır hastalık ve ölüm gibi ciddi etkilerinin önlenmesinde tek başlarına yeterli değildir. Ancak aşıdan sonra da  bir süre daha maske, mesafe ve temizlik önlemlerinin tümüne uymak gerekecektir. Toplumun geniş bir bölümü aşılanarak Covid-19’a karşı bağışıklık kazanırsa, hastalığın başkalarına geçişi azaltılabilir.

Onay Alan Covid-19 Aşıları Hangileridir?

Koronavirüs aşısı için çalışmalar devam etmektedir. Onaylanan aşılardan ikisinin (Sinovac ve Biontech/Pfizer) ülkemizde de (Sinovac aşısı)kullanıma başlamıştır.

CoronaVac-2 Aşısı

CoronaVAC-2 Aşısı Nedir?

Çin’de üretilen Sinovac şirketinin aşısı CoronaVac inaktive bir aşıdır, 14 gün arayla iki kez uygulanmaktadır. Virüsün çoğaltılması ve sonrasında etkisiz hale getirilmesi ile üretilen cansız, tam virus aşısıdır. Ölü virusla karşılaşan bağışıklık sistemi bunu gerçek bir tehdit olarak algılar ve virüsü tanır. Böylece antikor ve diğer koruyucu mekanizmaları harekete geçirir. Sinovac aşısı buzdolabında 2-8oC’da saklanabilmektedir.

Aşı Hangi Durumlarda Yapılmamalıdır?

Koronavirüs hastalığını halen geçirmekte olanlara, grip olanlara ya da ateşli herhangi bir soğuk algınlığı olanlara aşının yapılmaması gerekiyor. Bu durumda bulunan hastalara, aşının yapılabilmesi için öncelikle tekrar sağlıklarına kavuşmalarının beklenmesi gerekiyor.

Aynı kural, karantinadaki kişiler için de geçerli. Bu kişilerin öncelikle karantina sürelerini doldurmaları ve aşıyı ancak koronavirüs olmadıklarının anlaşılması üzerine yaptırmaları mümkün. Ayrıca doktorların kişilerin, aşının yapılmasına engel teşkil edebilecek bir diğer hastalığı olup olmadığını değerlendirmesi gerekiyor. Yine aşıda yer alan bazı maddelere alerjisi olanların da bu aşıları olmaması gerekiyor.

Bu arada bahar alerjisi, saman alerjisi olanlar ile kimi gıda ürünleri ve hayvanlara alerjisi olanların aşı olmasında sıkıntı olmayacağı belirtiliyor. Diyabet hastası, aşırı kilolu ve zayıf bağışıklık sistemi olanların da aşı olması gerektiğine, koronavirüsün bu grupta yer alan kişilerde çok daha ağır seyrettiğine dikkat çekiliyor.

Biontec/Pfizer Aşısı






Biontec/Pfizer Aşısı Nedir?

Bionthec/Pfizer aşısı, 28 gün arayla iki kez uygulanmaktadır. Aşı kapsül içinde mRNA içerir. mRNA insan hücresi içinde virüse ait proteinlerin üretilmesini sağlamaktadır. Bu aşılar, insan vücudundaki hücrelerde, virüse ait proteinlerin benzerlerinin üretilmesini sağlıyor. Böylelikle bağışıklık sistemi tepki olarak antikor üretiyor, virüsle mücadeleye geçiyor. BioNTech-Pfizer aşısının ise eksi 70 derecede muhafaza edilmesi gerekiyor.Her iki aşı da canlı virus içermez ve Covid- 19 hastalığına yol açması mümkün değildir.

Koronavirüs Geçirenler Aşı Olabilir Mi?

Covid-19 enfeksiyonu geçirenlerin bir bölümünün yeniden enfeksiyonu geçirebildiği bildirilmektedir. Hastalığı geçirmek veya aşı olmanın kişiyi ne kadar uzun bir süre koruduğu henüz tam olarak bilinmiyor. Covid-19 geçirdikten ne kadar sonra aşı yapılabileceği konusunda hekime danışarak, oluşan antikor seviyesine göre planlama yapılmalıdır.


Aşı Sonrası Yan Etki Beklenir Mi?

Covid-19 aşıları sonrasında aşının yapıldığı yerde ağrı, ateş, halsizlik gibi belirtiler görülebilir. Bunlar vücudun aşıya karşı gösterdiği tepkinin doğal bir sonucudur ve genellikle bir süre sonra kendiliğinden düzelecektir. Aşının etkinliğini nasıl etkileyecekleri şu an bilinmediği için yan etkilerin görülmemesi için önceden ilaç kullanılması önerilmemektedir.  Aşılara bağlı ciddi yan etkiler genellikle alerjik etkilerdir. Ciddi alerjisi olanlar bunu mutlaka aşı öncesinde bildirmelidir.

Aşı Sonrasında Korunma Önlemlerine Devam Edilmeli Mi?

Tüm dünyada yaygın bir salgınla karşı karşıyayız. Aşının hastalığı önemli oranda önlediği bilinmektedir fakat bulaşmayı ne kadar ve ne süreyle önlediği zaman içinde ortaya çıkacaktır. Aşı olanlar ve hastalığı geçirenler de maske, mesafe ve hijyen kurallarına mutlaka uymaya devam etmelidir.

Covid-19 Aşısı Çocuklara Uygulanacak Mı?

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid-19 aşısı ilk önce sağlık çalışanları ve hastalığın ağır seyretmesi beklenen kişilere uygulanması planlanmaktadır. Çocuklara aşının uygulanıp uygulanmayacağı, uygulansa da ne yapılacağı konusunda henüz bir çalışma bulunmamaktadır.

* Koronavirüs ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak için Sağlık Bakanlığı'nın https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/bulasici-hastaliklar/2019-n-cov.html ve Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) www.who.int internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.





 


İş Güvenliğinin Tarihçesi Nedir? İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Dönemleri Nelerdir?

Bu kez Türkiye’miz de ve dünyada İş Güvenliği kavramının tarihçesi nden   bahsetmek istiyorum… İnsanoğlu, var olduğu günden beri yaşamını ...

En Yeniler

Powered By Blogger