Bloguma hoş geldiniz. Her hafta, mesleki bilgilerimi paylaştığım yeni bir yazıyla buradayım.
iş güvenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş güvenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İş Güvenliğinin Tarihçesi Nedir? İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Dönemleri Nelerdir?

Bu kez Türkiye’miz de ve dünyada İş Güvenliği kavramının tarihçesinden  bahsetmek istiyorum…

İnsanoğlu, var olduğu günden beri yaşamını sürdürebilmek için çalışması ve üretmesi gereken bir varlıktır. Başlangıçta toplayıcılık ve avcılıkla varlığını sürdürmek için doğa şartları ve hayvanlarla mücadele eden insan ırkının günümüzdeki mücadelesi büyük ölçüde şekil değiştirmiş olsa da bu mücadele sürekli olarak devam etmektedir. Bu mücadelesinin sürekliliği için de en önemli unsur sağlıklı kalmasıdır.

Sonuçta, biz insanlar için teknolojinin çalışma hayatında yaratmış olduğu çeşitli dönüşümler ve toplumsal refahın gelişimi yönünde düzenlenen faaliyetler her geçen artış gösteriyor.

Tarihçesi boyunca insan yaşamının büyük bir dilimini kapsayan çalışma ortamına yönelik gerçekleşebilecek tehdit algıları belirlenmiş ve iş güvenliği açısından olumsuzlukların ortaya çıkabileceği tespit edilmiştir. Sanayi çağı ile birlikte makineleşme ve üretim sürecinin artış gösterdiği dönemlerden bu yana birbirinden farklı sektörlerde çeşitli nedenlerden ötürü çalışanların iş sağlığı ve güvenliği tehlike altına girmiştir. İş güvenliği tarihçesi ele alındığında, oluşan bu sorunların en etkili şekilde yönlendirilerek önlenmesi ve iş güvenliği tedbirlerinin alınması gerekli bulunmuştur.


 

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Dönemleri

Dünyada iş güvenliği ve işçi sağlığı kavramlarını ve içeriklerini 3 ana dönemde incelemek mümkündür:

Sanayi Devriminden Önceki İSG Yaklaşımları

Sanayi Devriminden Sonra İSG Yaklaşımları

Günümüzdeki İSG Yaklaşımları

• İnsanoğlunun tarihçesinde bilindiği kadarıyla, ilk uğraşlarını avcılık olarak tercih etmişlerdir. Çeşitli ilkel madencilik ve hayvancılık gibi işlerin devamında tarım ve yerleşik hayata geçilmesiyle çalışma hayatında çok büyük ilerlemeler kat edilmiştir. Bu durum; insanların eskiye oranla çok daha zorlayıcı ve yoğun çalışma koşullarının ortaya çıkmasını da desteklemiştir. Tarihin çeşitli evrelerinden bu yana insanların çalıştıkları iş ve koşullar, yaşadıkları sağlık sorunları üzerinde durulur bir raddeye gelmiştir.

• İnsanların işçi sağlığı ve iş güvenliği tarihçesi göz önüne alındığında, bu duruma ilk işaret eden kişi M. Ö. 2600’lü yıllarda yaşamış olan Mısır’da mühendis olarak çalışmanın yanı sıra hekimlik yapmış olan Imhotep olmuştur. Özellikle piramitlerin inşa edilişi aşamasında zaman zaman meydana gelen kazalarda birçok çalışan bel ağrısı sorunları ile karşılaştığı için tespitlerde bulunan Imhotep, Hipokrat’tan çok daha önce bu tespitleri gerçekleştirmiştir.

 

 


• M. Ö. 2000’li yıllarda tarihin bilinen ilk yasaları sayılan, Hammurabi kanunlarında bulunan iş sağlığı ve iş güvenliğinin tarihçesi anlamında temelleri sayılabilir. İşi yaptıran kişinin negatif sonuçlardan sorumlu kılınacağı hükümleri Babil döneminde hayata geçirilmiştir.

• Tarihe  baktığımızda  millattan  önce  yaşamış  olan  Aristoteles,  Heredotos,  Hippokrates, Nicander,  Plautus,  Büyük  Plinius  gibi  ünlü  düşünürlerin  söylemiş  olduğu  çeşitli  sözlere baktığımızda yine İSG konularına dair bazı hassasiyetlerin yaşanmış olduğunu görmekteyiz.

·         Koşucuların hastalıklarından söz etmiş; gladyatörler için diyet tanımlamıştır. (Aristoteles)

·         İlk kez işçilere yeterli besin verilmesinin üzerinde durmuştur. (Heredotos)

·         İlk  kez  kurşunun  zararlı  etkileri  üzerinde  durmuştur.  Felç  ve  görme bozuklukları ile kurşuna maruz kalma arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. (Hippokrates)

·         Kurşun  zehirlenmesi  ile  karın  ağrısı,  kabızlık  ve  yüz  solukluğu  arasındaki ilişkiyi kesinleitirmiştir. (Nicander)

·         Bazı  esnaf  ve  sanatkârların  çalışma  pozisyonlarından  ileri  gelen  vücut görünüm bozuklukları (malformasyonşlar) ile ilgili bilgi vermiştir. (Plautus)





 

·         Tehlikeli  tozlara  maruz  kalanların,  kendilerini  korumaları  için  maske kullanmaları önermiştir. (Büyük Plinius)İşçi Sağlığı kavramının babası olarak kabul edilen Bernardino Ramazzini yazdığı “de morbis artificum diatriba” adlı kitabı ile ortaya koyduğu “meslek hastalıkları” anlayışını da işçi sağlığı ve iş güvenliği tarihçesinin önemli bir sayfası olarak not etmekte fayda var.




İş Sağlığı ve Güvenliğinin Türkiye’deki Tarihçesi

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin tarihçesi esas olarak 1865 yılında kayıt altına alınmaya başlamıştır. Dilaver Paşa Nizamnamesi ve akabinde yayımlanan Maadin Nizamnamesi ile endüstri konusunda birbirinden farklı yönleriyle iş sağlığı ve güvenliği önem kazanmıştır.

 



• Ülkemizde iş güvenliği tarihçesi anlamında önemli mihenk taşlarından biri de 1865 yılında çıkartılmış olan Dilaver Paşa nizamnamesidir. Zonguldak ve Ereğli bölgesinde yer alan kömür havzası işçileri için çeşitli tatil planlamaları, sağlık konusu, çalışma saatleri ve barınma alanları gibi konuları ele almıştır. Bu nizamnameye göre;

►Günlük çalışma süresi 10 saat olacaktır.
►İşçilere çalışma sürelerinin dışında dinlenme süreleri de verilmelidir.
►İşçilere yatacak yer sağlanmalıdır.
►İşçi ücretlerinin öncelikli olarak ödenmesi ve işe girmek için hazır bekleyen işçilere çalıştırılmasalar dahi ücret ödenmelidir. 

 

 

• İş güvenliği tarihçesinde önemli bir basamak olan ve 1896 yıllarında çıkan Maadin nizamnamesi; ülkede yer alan bütün madenlerde görev yapan çalışanların iş güvenliğinin ve farklı hükümleri düzenleyen bir mevzuat olarak karşımıza çıkmaktadır. O devirde kömür madeni iş kolunda aktif olarak zorunlu çalışma ortadan kaldırılmıştır. Bu sebeple çalışma eyleminin ekonomik yönleri ile birlikte insani yönlere de değer verilmesi gerektiği önemle vurgulanmıştır.

• 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu tarihten bu yana iş sağlığı ve güvenliği detaylı şekilde gündeme getirilmiştir. Aynı zamanda bu konuda ayrıntılı yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

• 8 Haziran 1936 tarihinde gerçekleştirilen 308 sayılı iş kanunu gereğince de temel iş güvenliği ve sağlığı hükümlerine yer verilmiştir. II. Dünya Savaşı’nın ardından sanayileşme döneminde daha yoğun bir çalışma süreci başladığı için iş güvenliğinin ve sağlığın ön planda yer aldığını söylemek pek mümkün sayılmaz.

• 1967 yılına gelindiğinde ise yürürlüğe giren 931 sayılı iş kanunu gereğince; ilk defa modern şekilde disiplin ve kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin ardından 1971 yılında çıkarılan 1475 sayılı iş kanunu aynı hükümlerle yürürlüğe girmiştir.

 

• Sanayileşmenin hızla devam ettiği 80 ve 90’lı yıllara gelindiğinde ise 1475 sayılı iş kanunu ve güvenliği gereksinimlere belirli ölçütlerde cevap verebilmiştir.

• 20. yüzyılın sonlarına gelindiğinde tüm Sanayi koşulları başta olmak üzere; endüstri ilişkileri, çalışma mevzuatının ileri bir boyuta erişmesi ve teknolojinin gelişimi ile 2003 yılında 4857 sayılı iş kanunu yürürlüğe girmiştir.

• 29 Haziran 2012 tarihine gelindiğinde ise 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkarılarak 1 Ocak 2013 itibarıyla uygulamaya konması devamında yönetmeliklerin belirlenmiştir. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının güncelliğini koruması ve bir o kadar da modern hükümlerle donatılmış olması gerekirken, daha en başta uygulamada sürekli ortaya çıkan ertelemeler, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarının sadece gereksiz ve ek maliyetler getirdiğine işaret eden açıklamalar ve davranışlar kanunun amacına ulaşmasının önündeki en belirgin örneklerdir.

Kanunla birlikte iş sağlığı ve güvenliği konusunda altyapı oluşturma çalışmaları gerçekleştiren ve bunları başarılı şekilde yönetmesi gereken devletin genel denetim organlarını faaliyeti geçirerek pratikte yapılan çalışmaları olması gerektiği şekilde teşvik etme kuralı bulunmaktadır. Ne yazık ki halen, uygulama anlamında daha aktif ve daha fazla mesafenin kat edilmesi şarttır.

Değindiğimiz üzere İş Güvenliği ve Sağlığı; kronik hastalıklar, önemli vakalar, maddi sıkıntılar ve ölümle sonuçlanan çeşitli kazalar sonucu büyük önem arz etmiştir. Özetle belirtilmelidir ki; iş sağlığı ve güvenliği, tarihi farklılıklar sonucu iş güvenliği kültürü oluşmuş, bu gelişim çeşitli çalışmalar sonucu elde edilmiştir. Fakat günümüzde halen tehlike kaynakları çeşitli tecrübesizliklerden de kaynaklı oldukları için öncesinden tespit edilmeli ve iş esnasında güvenliğin ne şekilde alınması gerektiği detaylıca belirlenmelidir. Bu konuda çeşitli yaklaşımlar ve çözümler aranmaktadır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yaklaşık 2000 yıla yakın bir süredir gelen tecrübe ve kanunlarla gelişip değişmeye devam etmektedir.

 

 

 

 

Risk Değerlendirmesi Nedir, Nasıl Yapılır, Metodları Nelerdir ?

 


Risk Değerlendirmesi Nedir, Nasıl Yapılır, Metotları Nelerdir?

İş yerlerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin, çalışanlara işyerine ve çevresine verebileceği zararların ve bunlara karşı alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla risk büyüklüğünün tahmin edilmesi ve riskin kabul edilip edilemeyeceği konusunda karar vermeye yönelik kapsamlı bir çalışma olan risk değerlendirmesi tehlike sınıfına bakılmaksızın 6331 sayılı kanun gereğince en az 1(bir) çalışanı bulunan (apartmanlar dahil) tüm işyerleri için yasal bir zorunluluktur.

SEÇKİNLER GRUP’un deneyimli uzman kadrosuyla iş yerlerinde risk değerlendirme ekipleri oluşturup ve oluşturulan ekipleri eğiterek olası tehlike ve riskleri ve bunlarla beraber kontrol önlemlerini tespit ederek risk değerlendirme hizmeti vermektedir.

İşyeri tehlikeleri belirlendikten sonra hangisinin öncelikli risk taşıdığını işyeri risk haritasının çıkartılması ile tespit edilir ve risk değerlendirme metotlarından hangisinin kullanılacağına karar verilir.

  Tanımlar

  Kabul edilebilir risk seviyesi: Yasal yükümlülüklere ve işyerinin önleme politikasına uygun, kayıp veya yaralanma oluşturmayacak risk seviyesini,

  Kanun: 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununu,

  Önleme: İşyerinde yürütülen işlerin bütün safhalarında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak için planlanan ve alınan tedbirlerin tümünü,

  Ramak kala olay: İşyerinde meydana gelen; çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olduğu halde zarara uğratmayan olayı,

  Risk: Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalini,

  Risk değerlendirmesi: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmaları,

  Tehlike: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyelini,

   ifade eder.

 

Yöntem

Özellikle üretim ve hizmet sektöründe (metal, mobilya, plastik, kimya, sağlık ve konaklama hizmetleri, atık toplama ve imha vb. işyerlerinde) Fine Kinney Risk Değerlendirme Yöntemi kullanılır. Fine Kinney Risk Değerlendirmesi Formu kullanılır.

İnşaatlarda ve az tehlikeli işyerlerinde 5×5 matris (L Tipi) Risk Değerlendirme Yöntemi kullanılabilir. L Tipi Risk Değerlendirme Formu kullanılır.

 

Risk Değerlendirmesi Yapılacak Firmanın Tanıtımı

İşyerinin adı, unvanı, adresi, iletişim bilgisi(telefon adresi),firmanın tarihçesi, işveren /işveren vekilinin adı soyadı, yapılan işin tanımı, kullanılan ham ve mamul maddeler ve kapasitesi, bina ve eklentileri ile ilgili bilgiler, makine tezgah listesi vb. bilgileri içerir. Firma Tanıtım Formu kullanılır.

 

Veri – Bilgi Toplanılması

 Veri toplanabilecek alanlar aşağıdadır;

İşyerinde yürütülen işler,

Bu işlerin süresi ve sıklığı,

İşin yürütüldüğü yer,

İşin kim veya kimler tarafından yürütüldüğü,

Yürütülen işten etkilenebilecek olanlar,

Alınmış olan eğitimler,

İşin yürütümü için ön izin gerekip gerekmediği,

İşin yürütümü sırasında kullanılacak makina ve ekipman, bu makina ve ekipmanların kullanım talimatları,

Kaldırılacak veya taşınacak malzemelerle bunların özellikleri,

Kullanılan kimyasallar ve özellikleri, mevcut korunma önlemleri,

Daha önce meydana gelmiş olan kaza veya meslek hastalıkları gibi unsurlar dikkate alınır.





 

Tehlikelerin Tanımlanması

Yüksekte Çalışma,

Cisimlerin düşmesi,

Gürültü ve titreşim,

Uygun olmayan duruş ve çalışma şekilleri,

Radyasyon ve ultraviyole ışınlar,

Seyyar el aletlerinin kullanımı,

Sabit makine ve tezgahların kullanımı,

Hareketli erişim ekipmanları (Merdivenler, platformlar),

Mekanik kaldırma araçları,

Ürünler, emisyonlar ve atıklar,

Yangın, parlama ve patlama,

Elle taşıma işleri,

Elektrikli aletler,

Basınçlı kaplar,

Aydınlatma,

Ekranlı araçlarla çalışma,

Termal konfor koşulları (Sıcaklık, nem, havalandırma),

Kimyasal faktörler (Toksik gaz ve buharlar, organik solventler ve tozlar),

Biyolojik Ajanlar (Mikroorganizmalar, bakteriler, virüsler),

Rutin çalışma,

İşyeri yerleşim planı,

İş stresi,

Kapalı yerlerde çalışma,

Yalnız çalışma,

Motorlu araçların kullanımı, taşımacılık ve yollar,

Su üzerinde veya yakınında çalışma,

Şiddet, hakaret veya tacize maruz kalma,

İstenmeyen insan davranışları (Dikkatsizlik, yorgunluk, aldırmazlık, anlama                                             güçlüğü, öfke, kavga etmek),

İşyeri koşullarına göre diğer tehlike kaynakları.

             

 

Risklerin Analizi

Tehlikelerin verebileceği zarar, hasar veya yaralanmanın şiddeti olasılığı                       belirlenir.

Risk analizinde, tehlikeye maruz kalan kişi sayısı, tehlikeye maruziyet süresi, kişisel koruyucuların sağladığı korunma ve güvensiz davranışlar gibi unsurlar dikkate alınır.

İki şekilde risk değerlendirilmesi yapılır.

Fine Kinney Metodu

5×5 L Tipi Matris

   Fine Kinney Metodu

Kaza kontrolü için matematiksel değerlendirme anlamına gelir. Bu yöntem                                                                         G. F. Kinney and A.D Wiruth tarafından 1976 yılında geliştirilmiştir.

 

Risk Öncelik Sayısı Hesaplama;

Olayın meydana gelme ihtimali x Tehlike maruziyet sıklığı x Şiddet

 

İhtimal (Olasılık)

İlk yapılan risk değerlendirmesinde hiçbir kontrol önlemi dikkate alınmamalıdır, bundan dolayı da olasılıklar hep en kötü olasılık olarak düşünülmelidir.

Yapılan düzeltici faaliyetler frekans veya şiddeti etkilemez, etkileyeceği tek          değişken olasılıktır. (Yüksekte emniyet kemersiz çalışan bir işçinin kemer takması sadece düşme olasılığını etkiler, düşerse ölüm riskini azaltmaz veya tehlikeye maruz kalma sıklığını etkilemez)

 

 

Frekans

İşin yapılma sıklığı değil, işi yaparken tehlikeye maruz kalma sıklığıdır.

Rutin olmayan bir faaliyet değerlendirilirken, o faaliyet sırasında tehlikeye maruz kalma sıklığı düşünülmelidir (2 saat süren bir faaliyette, 2 saat içinde maruz kalma sıklığı)


 

Şiddet

Şiddet puanlamasında zarar kısmında ölüm var ise puanlamanın buna   uygun  şekilde 40 puan (tek ölüm) veya 100 puan (birden çok ölüm) olarak yapılması gerekmektedir. Ayrıca şiddet değerlendirmelerinde, herhangi bir şüphe olduğu durumda, daha yüksek puan verilmelidir.

 


 

Risklerin Değerlendirilmesi

Risklerin ağırlık oranları hesaplanarak derecelendirme yapılır ve önlem alınmasının gerekli olup olmadığına karar verilir.

 

 

Dikkat Edilecek Hususlar

Risk değerlendirmelerinde:

0-20 arası çıkan riskler için herhangi bir kontrole referans olmayabilir ancak bazen herhangi bir riskin 0-20 arasında olması için de uyguladığımız kontroller olabilir. Bu durumda referans gösterebiliriz.

20-70 arası uygulamada risklerin büyük çoğunluğunun çıktığı aralıktır. Bu aralıktaki riskler için eğer herhangi bir yasal gerek yoksa, önlem almamız gerekmemektedir. Ancak ‘olası risk’ kavramı hemen hemen mutlaka var olan bir önlemin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. İstisnalar beklense de, riskin 20-70 arası çıkması durumunda, riskin bu seviyede tutulmasını sağlayan kontrol yöntemine bir referans olması beklenmektedir. Bu referans:

Talimata

Prosedüre

Uyarı levhasına

Eğitime

KKD kullanımına olabilir.

70’ten yüksek çıkan riskler için mutlaka bir düzeltici faaliyet planlanmalıdır.

70 puan ve üstü olan risklerle ilgili olarak;

 

Planlanan aksiyonlar için sorumlular, terminler, maliyetler vb. çıkartılmalıdır.

Tüm önlemler alınmış ve yeni önlemler alınamıyor ise risk değerlendirme prosedürüne bu tip durumlarda tehlikenin bilinerek çalışılacağı vb. bir ifadenin konulması gerekmektedir.

400’ün üzerindeki tehlikelere yönelik aksiyonların terminleri gözden geçirilerek acil çözümler bulunmalı, bu aksiyonlar gerçekleştirilene kadar geçecek sürede çalışılacaksa nasıl çalışılacağı tarif edilmelidir.

İyileştirme aksiyonları tamamlandıktan sonra puanlama gözden geçirilmelidir.

İyileştirmeler sonrası puanı hala 70 ve üzeri olanlar için önlemlerin garanti altına alınarak faaliyetlere devam edilebilir.

Tüm önlemlere rağmen 400 puan ve üzeri olan risklerle ilgili faaliyetlerin mutlaka Genel Müdür ile paylaşılması gerekmektedir.

 

AKSİYON PLANLARI İLE RİSK DEĞERLENDİRME FORMLARI ARASINDA İLİŞKİ KURMAK İŞİN KOLAYLIĞI AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİDİR.

Taşeron çalışması, gece çalışması vb. mevcut tehlikeleri arttıran tehlikeler tek başına değerlendirilebileceği gibi aşağıdaki şekilde de değerlendirilebilir;

Şans(olasılık) sorusu zarara göre sorulmalıdır, örneğin gece çalışması yaparken yaralanma ihtimali nedir?

Frekans sorusu faaliyeti gerçekleştirirken tehlikeye maruz kalma sıklığı olarak sorulmalıdır, örneğin xxxx faaliyetini gece yaparken ne sıklıkta xxx tehlikesiyle karşılaşıyoruz?

Şiddet sorusu ise meydana gelebilecek zararın boyutuna göre sorulmalıdır, örneğin xxxx faaliyetinde gece çalışırken ne olur?

 

5X5 L Tipi Matris

5 x 5 Matris diyagramı (L Tipi Matris) özellikle sebep-sonuç ilişkilerinin değerlendirilmesinde kullanılır. Bu metod basit olması dolayısıyla  tek başına risk analizi yapmak zorunda olan analistler için idealdir. Risk Değerlendirmesi L tipi Matris Formu Kullanılır.

L tipi Matris de

Risk= İhtimalXŞiddet dir.

 



 


 


 



 

Önlemlerin Belirlenmesi

İlgili mevzuat ve işyeri koşulları dikkate alınarak alınması gerekli önlemlere karar verilir.

Riskleri kaynağında yok etmeye çalışmak,

Tehlikeli olanı, daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

Toplu koruma önlemlerini, kişisel korunma önlemlerine tercih etmek,

Mühendislik önlemlerini uygulamak,

Ergonomik yaklaşımlardan yararlanmak.

 

Önlem Alınırken İzlenen Yol

1.Aşama YOKET!

Riskin tamamen ortadan kaldırılmasıdır. (riskli bir maddenin, bir işlemin kaldırılması gibi.)

2.Aşama İYİLEŞTİR!

Riski azaltıcı önlemler almaktır. (koruyucu malzeme kullanımı gibi.)

 3.Aşama KABUL ET!

Risk onunla yaşayabileceğimiz kadar azalmıştır.

4.Aşama DAĞIT!

Risk olasılığı az, ancak bedeli ağırsa riski paylaşmak gerekir. (yangın sigortası gibi.)

 Denetim, İzleme, Gözden Geçirme

İşyerinde gerçekleştirilen risk yönetiminin tüm aşamaları ve uygulanması düzenli olarak denetlenir, izlenir ve aksayan yönler yeniden gözden geçirilir.

 

Sayfa Revizyonu

 Yapılan Risk değerlendirmelerinde her sayfaya bir revizyon numarası konulur ve sayfanın revizyonu takip edilir.

Risk Analizinde herhangi bir değişiklik yapıldığında sadece sayfa revizyonu yapılır.

Risk Analizinin son sayfasında revizyon bölümü bulunur bunda hangi sayfanın ne revizyonu olduğu izlenir.

 

Yürürlüğe Konulması

 Yapılan risk değerlendirmesi çalışması kontrol aşamalarından sonra işveren veya vekillerince kabul ve onayla risk değerlendirmesi ekibince imzalanarak yürürlüğe konulur.

 

Revize ve Güncelleme

Risk değerlendirmesi işyeri tehlike sınıfına göre Az Tehlikeli İş yerlerinde 6, Tehlikeli İş yerlerinde 4, Çok Tehlikeli İş yerlerinde 2’şer yıllık periyotlarda, ayrıca işyeri adres değişikliklerinde, işyerinde makine ve ekipman veya üretim biçimi değişikliklerinde yenilenir.

 

 





Bölüm-3 İş Sağlığı ve Güvenliği Açısından Cephe İskeleleri

 


Yüksekte çalışma ve bu çalışma neticesinde yaşanan kazalar dikkate alındığında, yüksekte çalışmanın iş sağlığı ve güvenliği İSG  açısından inşaat sektöründe karşılaşılan en büyük tehlikelerden birisi olduğu görülmektedir. İstatistikler ve yapılan araştırmalar, yüksekte çalışma sebebiyle oluşan kaza sayıları ve buna bağlı ölüm oranlarının yüksek olduğunu göstermektedir. 

Çalışanlar, yaptıkları işe ve çalışma yerlerine bağlı olarak birçok durumda yüksekte çalışmak zorunda kalmakta ve bunun neticesinde yüksekten düşme riski ile karşı karşıya gelmektedir. Çatı işleri, çelik yapı işleri, tadilat işleri ve daha birçok iş yüksekten düşme riskinin söz konusu olabileceği durumları içermektedir. İskele ile yapılan çalışmalarda bu riskin ortaya çıktığı işlerden sadece birisidir. Ülkemizde yaygın olarak kullanılan cephe iskeleleri incelendiğinde, bu iskelelerin gerek kullanılan malzemelerin niteliği ve gerekse kurulumun uygunluğu açısından adeta kazaya davetiye çıkaracak şekilde eksiklik ve kusurlar içerdiği görülmektedir.

Bu rehber; cephe iskelelerinin kurulumunda, sökümünde ve kurulum tamamlandıktan sonra iskeleyi kullanacak bütün çalışanlar ile şantiye şefleri, saha mühendisleri, iş güvenliği uzmanları ve tüm yapı müteahhitlerinin yararlanması amacıyla hazırlanmıştır. Rehberde, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ile ilgili standartlar göz önünde bulundurularak iskele ile yapılan çalışmaların nasıl daha güvenli yapılabileceği incelenmiştir. 

Çalışma hayatımızın olmazsa olmazlarından olan iş sağlığı ve güvenliği İSG konusu, diğer sektörlerde olduğu gibi inşaat sektöründe de büyük bir önem teşkil etmektedir. Çalışma şartları bakımından içerisinde birçok tehlikeyi ve riski barındıran ve risklerin sürekli olarak değişkenlik gösterdiği yapı işleri, meydana gelen iş kazası sayıları ve bu kazalar sonucu oluşan kayıplar incelendiğinde tüm iş kolları arasında her zaman ilk sıralarda yer almıştır


İnşaat sektöründe bu kadar çok kaza yaşanması ve yaşanan bu kazaların genelde ağır sonuçlar doğurması sadece gelişmekte olan ülkelerin değil aynı zamanda gelişmiş ülkelerin de karşılaştığı bir sorundur. Sektörün birçok ülkede bu olumsuz tabloyla karşı karşıya gelmesi, inşaat sektörünün aşağıda belirtilen karakteristik özellikleriyle doğrudan ilgilidir:

  • İnşaat sektöründe gerçekleştirilen işler, seri üretimin yapıldığı bir fabrikadaki işlerden çok daha farklıdır ve riskler değişkenlik gösterir.
  • Üretim yöntemleri ve kullanılan malzemeler çok çeşitlidir.
  • Yapı işleri sürekli olmayıp ağır ve geçici işlerden oluşabilmektedir.
  • Çalışmalar dinamiktir ve sürekli değişim gösterir
  • Çalışma ortamında birden fazla işveren ve/veya alt işveren çalışmaktadır
  • Çalışma alanı genellikle geniş ve dağınıktır.
  • Günlük çalışma süreleri uzun ve/veya çalışma saatleri düzensizdir.
  • Çalışanlar sık değişir, sirkülasyon fazladır.
  • Vasıfsız çalışan sayısı çoktur ve çalışanların eğitim seviyesi genellikle düşüktür.
  • Çalışma ortamı zemin seviyesinden yukarıda veya aşağıdadır.
  • Çalışanlar ve malzemeler sürekli hareket halindedir ve sistematik bir hareket yoktur
  • Yapı işlerinde büyük ve ağır iş makineleri kullanılmaktadır.
  • Uygun termal konfor şartları sağlanmamıştır, işler doğal iklim koşulları altında gerçekleşmektedir.
  • İşlerin bitirilmesi için gerekli olan zaman çoğunlukla yetersiz ve kısıtlıdır.
  • Çalışma ortamında aynı anda birçok farklı iş yapılmakta ve çalışanlar çalışma ortamındaki diğer çalışanların yaptığı işlerden direkt olarak etkilenmektedirler.
  • Yapılan işler doğa koşullarıyla mücadeleyi gerektirebilmektedir.

Rafineri Nedir? Rafineri Ne Demektir?

 Rafineri, petrol ürünlerinin ortaya çıkmasına olanak sağlayan tesis anlamını taşımaktadır. Ham petrolün işlenerek, benzin, motorin ve diğer yakıt türleri halini almasına imkan tanıyan rafineri, bu ürünleri son tüketicinin hizmetine sunmaktadır. İşte, rafineri nedir sorusunun cevabı;



Rafineri, Ham petrol rafinerilerde çesitli petrol ürünlerine (likit gaz, benzin, motorin, gazyagi, fuel-oil, asfalt, madeni yağ vb.) dönüştürülmekte ve bu ürünler akaryakıt dağıtım organları vasıtası ile tüketicinin hizmetine sunulmaktadır.



Tarih

Dünyanın ilk sistematik petrol rafinerisi, Romanya’da bulunan petrol kullanılarak 1856 yılında Romanya, Ploieşti’de inşa edildi.

Kuzey Amerika’da, ilk petrol kuyusu 1858’de James Miller Williams tarafından Oil Springs, Ontario, Kanada’da açıldı. ABD petrol endüstrisi 1859’da Edwin Drake’in Pensilvanya, Titusville yakınlarında petrol bulmasıyla başladı. Yirminci yüzyılın başlarında içten yanmalı motorun piyasaya sürülmesi ve otomobillerde kullanılması, petrol endüstrisinin oldukça hızlı büyümesi için itici bir güç olan benzin pazarı yarattı.

Samuel Kier, Amerikanın ilk petrol rafinerisini 1853 yılında Pittsburgh’da kurdu. Polonyalı eczacı ve mucit Ignacy Lukasiewicz 1854 yılında Jaslo’da bir petrol rafinerisi kurdu.

Romanya’da açılan ilk büyük rafineri 2. Dünya savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından ele geçirildi. Savaş sırasında Müttefik Güçler tarafından bombalandı.

Aralık 2008 tarihinden bu yana dünyanın en büyük rafinerisi Hindistan’da bulunan Reliance Industries limited tarafından işletilen Jamnagar Rafineri Kompleksidir.




İş Güvenliği Önemi Nedir Yasal Zorunluğu Var mıdır? Hangi Mevzuatları Bilmeliyiz?

 

İş Güvenliğinin Önemi Nedir?

İş güvenliği kavramında, çalışanların can güvenliği (yani sağlık), makine araç ve gerecin, işyerinin, çevrenin, üretilen malın  güvenliği yer almaktadır. Bu kapsamdan, iş dünyasında çalışan çok sayıda insan, büyük miktarlar tutan malzeme, makine, araç ve gereçler (yani para), çevre, ekoloji, iş dünyası ile ilgisi olmayan milyonlarca insanın hayatı ve mutluluğu anlaşıldığına göre iş güvenliğinin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle denilebilir ki, bir iş yerinde değil, bir ülkede İş Güvenliği varsa orada sağlık ve mutluluk vardır. İş güvenliği yoksa, can kaybı, sakatlık, hastalık, para ve zaman kaybı vardır..O halde sözün burasında o sloganı hatırlamada fayda vardır. .”önce iş güvenliği.”

İş Güvenliği İle İlgili Mevzuatları Hangileridir? Özet)

  • 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu ve kanunun yürütülmesine ilişkin yönetmelikler iş verenin yükümlülüklerini ayrıntılı olarak belirtir.
  • Hafta tatili Kanunu,-Borçlar kanunu: İş sahiplerinin tehlikelere karşı gereken tedbirleri alacağını,
  • Belediyeler Kanunu: İşyerlerinde sağlık kurallarına uyulacağını,
  • 1475 sayılı İş Kanunu:5. bölümü işçi sağlığı ve iş güvenliğine ait hükümleri. 73. maddesi işverenin işyerinde sağlık ve güvenlikle ilgili her türlü tedbiri alacağını,anlatır.Bu kanuna dayalı olarak çıkarılan bazı tüzükler de vardır.
  • Umumi Hıfzıssıhha Kanunu,
  • 506 sayılı SSK Kanunu:
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı:1946 yılından beri iş ve çalışma hayatını
  • 3308 Sayılı Çıraklık Mesleki Eğitim Kanunu geliştirmek, çalışma barışını korumak amacıyla faaliyetlerini yürütmektedir

İş Güvenliğin Yasal Zorunluluğu var mı?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve kanunun yürütülmesine ilişkin çıkarılmış olan Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerince iş yerlerinde çalışanlara “İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi” verilmesi yasal bir zorunluluktur. İş verenler, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uygunluğu denetlemekle, mesleki riskleri belirlemekle, alınması gereken önlemleri almakla, yasal hak ve sorumluluklar konusunda çalışanlarını bilgilendirmekle ve alınması zorunlu olan “İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimini” vermekle yükümlüdürler.

İş gereklilik ise Sağlık hayattır! Bu kapsamda “İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi” kuruluşların olmazsa olmazıdır. Çünkü eğitim demek; bilinçli olmak demektir. Dolayısıyla kişinin yaptığı işte ne gibi risklerle karşılaşacağını bilmesi ve gerekli önlemlerin alınarak çalışması, hem kişinin güvenceye alınmasını hem de çalışma performansını arttıracaktır. Bu doğrultuda; 15.05.2013 tarihinde resmi gazetede yayınlanan Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, işverenin yükümlülükleri madde 5 de şu şekilde açıklanmıştır; “İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ile ilgili; a) Programların hazırlanması ve uygulanmasını, b) Eğitimler için uygun yer, araç ve gereçlerin temin edilmesini, c) Çalışanların bu programlara katılmasını, ç) Program sonunda katılanlar için katılım belgesi düzenlenmesini sağlar.”

Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerince:

Madde 5; “İşverenler, iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitim Programların hazırlanması ve uygulanmasını, eğitimlerin düzenlenmesini, çalışanların bu programlara katılmasını sağlamak ve verilecek eğitim için uygun yer, araç ve gereç temin etmekle yükümlüdürler. Bunu bilmekte fayda var.

Uymamız Gereken Yasal Zorunluluk Nelerdir?

15/5/2013 tarihli ve 28648 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik hükümlerine göre;

“(1) İşveren, çalışanlarına asgari Ek-1’de belirtilen konuları içerecek şekilde iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesini sağlar.
(2) İşveren, çalışan fiilen çalışmaya başlamadan önce, çalışanın yapacağı iş ve işyerine özgü riskler ile korunma tedbirlerini içeren konularda öncelikli olarak eğitilmesini sağlar.
(3) Çalışma yeri veya iş değişikliği, iş ekipmanının değişmesi, yeni teknoloji uygulanması gibi durumlar nedeniyle ortaya çıkacak risklerle ilgili eğitimler ayrıca verilir.
(4) Birinci fıkraya göre verilen eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni riskler de dikkate alınarak aşağıda belirtilen düzenli aralıklarla tekrarlanır:
a) Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yılda en az bir defa.
b) Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iki yılda en az bir defa.
c) Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde üç yılda en az bir defa.
(5) İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe dönüşünde çalışmaya başlamadan önce, kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilir.
(6) Herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi verilir.”

Günümüzde üretimin en önemli faktörü olan insan, teknolojik gelişmelere paralel olarak, işyerlerinde çeşitli problemlerle karşılaşmaktadır. Bu problemler önce insan sağlığına, sonra işletmeye ait her türlü mala yönelik tehditler oluşturmaktadır. sanayiinin bugünkü, gibi gelişmemiş olduğu çağlarda  durum, (İş Güvenliği) haliyle bir problem olarak görülmemiştir. Faaliyet alanlarının artması, işlemlerin karmaşıklaşması, bunların neticesinde tehlikelerin çoğalması, bazı kuralların konulmasını, kanunların çıkarılmasını gerektirmiştir.

İşte bütün bunlardan dolayı konu ile ilgili bilimsel araştırmalar başlamış, tıbbın, tekniğin, diğer bilim dallarının ortak bir çalışma alanı olarak, İş Güvenliği kavramı ortaya çıkmıştır. Hipokrat’ın kurşun zehirlenmesini tespiti ile başlayan alana ait çalışmalar, günümüzde pek çok çalışmanın yanında ,sadece meslek hastalıkları ile ilgilenen hastanelerin kurulmasını gerekli hale getirmiştir.

İş Güvenliğinin Tanımı: İş yerlerinde işin yapımı sırasında, sağlığa, işe ve işyerine, zarar verebilecek olan, çeşitli sebeplerden kaynaklanan, olumsuz şartlardan korunmak amacı ile yapılan planlı çalışmaların hepsine İş Güvenliği denir.



İş Güvenliğinin Tarihçesi Nedir? İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Dönemleri Nelerdir?

Bu kez Türkiye’miz de ve dünyada İş Güvenliği kavramının tarihçesi nden   bahsetmek istiyorum… İnsanoğlu, var olduğu günden beri yaşamını ...

En Yeniler

Powered By Blogger