Bloguma hoş geldiniz. Her hafta, mesleki bilgilerimi paylaştığım yeni bir yazıyla buradayım.
İş güvenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İş güvenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kimler İş Güvenliği Uzmanı Olabilir, Nasıl Belge Alınır.?

 




Aşağıda yer alan bilgi ve açıklamalar, 11 Ekim 2013 tarihli ve 28792 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişiklikleri doğrultusunda güncellenmiştir.

 

1- Genel Açıklamalar:

Bilindiği üzere; 30/06/2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun “İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri” başlıklı 6 ncı maddesi ile işverenlere çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirme yükümlülüğü getirildi. Çalışanlar arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması hâlinde, işveren bu yükümlülüğünü ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden veya yetkilendirilmiş toplum sağlığı merkezlerinden hizmet alarak yerine getirebilecek.

 

Kanunun 38 inci maddesinde yer alan geçiş hükümleri uyarınca, işyerlerinde iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü; 50 ve daha fazla çalışanı olan özel sektör işyerleri için 30/12/2012 tarihinde başladı. 50’den az çalışanı olan, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyerleri için 1/14/2013 tarihinde, Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için ise 30/6/2020 tarihinde başlayacak.

 

2- Kimler İş Güvenliği Uzmanı Olabilir?

6331 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlıklı üçüncü maddesi ve  İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde;

 

İş güvenliği uzmanı; iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik eleman şeklinde tanımlanmış,

 

Teknik eleman olarak ise;  teknik öğretmenler, fizikçi, kimyager veya biyolog unvanına sahip olanlar ile üniversitelerin ile üniversitelerin  iş sağlığı ve güvenliği lisans veya ön lisans programı mezunlarını sayılmıştır.

 

Dolayısıyla sadece aşağıda belirtilen kişiler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan iş güvenliği uzmanı belgesi/sertifikası alabilecek ve iş güvenliği uzmanı olabilecektir;

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişleri,

Mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları,

Teknik öğretmenler,

Fizikçi, kimyager veya biyolog unvanına sahip olanlar,

Üniversitelerin iş sağlığı ve güvenliği lisans veya ön lisans programı mezunları.

Benzer meslek olmakla birlikte tam olarak bu tanıma girmeyenler için de YÖK’ten DENKLİK BELGESİ alanlar..

 

3- İş yerlerinin ve İş Güvenliği Uzmanlarının Sınıflandırılması:

 

6331 sayılı Kanun işyerlerini ve iş güvenliği uzmanlarını aşağıdaki şekilde üç ayrı sınıfa ayırmıştır.

 

İşyerlerinin Sınıflandırılması:

Çok tehlikeli işyeri

Tehlikeli işyeri

Az tehlikeli işyeri

 

İş Güvenliği Uzmanlarının Sınıflandırılması

A sınıfı iş güvenliği uzmanı

B sınıfı iş güvenliği uzmanı

C sınıfı iş güvenliği uzmanı

 

4- Sınıflandırmaya Göre İş Güvenliği Uzmanlarının Görev Alabileceği İşyerleri:

 

6331 sayılı Kanunun “İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları” başlıklı 8 inci maddesinin beşinci fıkrası ve Yönetmeliğin 7 nci maddesi ikinci fıkrası uyarınca;

 

Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde A sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı,

 

Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az B sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı,

 

Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az C sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı çalıştırılması gerekmektedir.

 

Dolayısıyla;

 

A sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları tüm tehlike sınıflarında yer alan işyerlerinde,


B sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları az tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde,


C sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları ise sadece az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde görev alabilirler.
 

 

 

 

5- İşyerlerinin Girdiği Tehlike Sınıfı Nasıl Belirlenecek?

6331 sayılı Kanunun “Tehlike sınıfının belirlenmesi” başlıklı 9 uncu maddesinde; işyeri tehlike sınıflarının Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ile tespit edileceği belirtilmiş, bu doğrultuda 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmi Gazete’de İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği ve eki İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Listesi (NACE kodları) yayımlanmış olup, işyerlerinin faaliyet konusuna tehlike sınıfından hangisine girdiği Tebliğ eki listede yer almaktadır.

 

6- İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alma Şartları?

Genel Açıklama: Daha önce iş güvenliği uzmanlığı belgesi almamış olanlar, ilk başta sadece C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilecekler, bu belgeyi alabilmeleri için de önce kursa giderek iş güvenliği uzmanlığı eğitimi almaları, ardından sınava katılarak sınavda başarılı olmaları gerekecektir. Bu durumda olanların, daha sonra nasıl B ve A Sınıfı belge alabilecekleri, aşağıda “Belge Yükseltme” başlıklı bölümde anlatılmıştır. Bunun istisnası ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın aşağıda sayılan birimlerinde çalışması bulunanlar ve iş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında doktora veya yüksek lisans yapmış olanlardır. Bu istisnai durumdakiler yine aşağıda belirtilen şartlarla doğrudan A veya B Sınıfı belge alabileceklerdir.

 

A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen ve A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlar,

 

Mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanlardan; iş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında doktora yapmış olanlar,

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü veya bağlı birimlerinde en az on yıl görev yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanlar,

 

İş sağlığı ve güvenliği alanında müfettiş yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl görev yapmış mühendis, mimar veya teknik eleman olan iş müfettişleri,

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve bağlı birimlerinde uzman yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl fiilen görev yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanı olan iş sağlığı ve güvenliği uzmanları A Sınıfı belge alabilirler.

 

B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen ve B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar,

 

İş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında yüksek lisans yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlardan B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı için yapılacak sınavda başarılı olanlara,

 

İş sağlığı ve güvenliği alanında teftiş yapan mühendis, mimar veya teknik eleman olan iş müfettişleri hariç, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında müfettiş yardımcılığı süresi dahil en az on yıl görev yapan müfettişlerden B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlar B Sınıfı belge alabilirler.

 

C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar,

 

İş sağlığı ve güvenliği alanında teftiş yapan mühendis, mimar veya teknik eleman olan iş müfettişleri hariç Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında müfettiş yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl görev yapan müfettişlerden C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılanlar C Sınıfı belge alabilirler.

 

Dolayısıyla iş güvenliği uzmanlığı belgesini, durumlarına göre bazı kişiler doğrudan alabilecekken, bazıları ÖSYM tarafından yapılan sınavlarda başarılı olmaları halinde belge alabilecekler, bazı kişiler ise önce iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılacaklar, eğitim sürecini tamamladıktan sonra girdikleri sınavda başarılı olmaları halinde iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabileceklerdir. Bu kişiler üç ayrı kategoriye ayrılarak aşağıda belirtilmiştir;

 

I- Eğitime ve Sınava Girmeden  İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

Mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanlardan; iş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında doktora yapmış olanlar,

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü veya bağlı birimlerinde en az on yıl görev yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanlar,

 

İş sağlığı ve güvenliği alanında müfettiş yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl görev yapmış mühendis, mimar veya teknik eleman olan iş müfettişleri,

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve bağlı birimlerinde uzman yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl fiilen görev yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanı olan iş sağlığı ve güvenliği uzmanları,

 

eğitime katılmadan ve sınava girmeden A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilirler.

 

II- Eğitime Katılmadan Doğrudan Sınava Girerek İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

İş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında yüksek lisans yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar eğitime katılmadan doğrudan B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı için yapılacak sınava girerek sınavda başarılı olmaları halinde B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilirler.

III- Belge Alabilmeleri İçin Önce Eğitime Sonra Sınava Girmesi Gerekenler:

A Sınıfı belge alabilmek için B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar.

 

B Sınıfı belge alabilmek için C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar.

 

Daha önce iş güvenliği uzmanlığı belgesi almamış olup, ilk defa belge almak isteyen mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar. Bunlar sadece C Sınıfı belge alabilirler.

 

7- İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim Süreci:

İş güvenliği uzmanlarının ve diğer sağlık personelinin eğitimleri, Bakanlıkça yetkilendirilen kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faaliyet gösteren şirketler tarafından kurulan eğitim kurumları tarafından verilmektedir.

 

Eğitimler İş Güvenliği Uzmanlığı  Temel Eğitimi olarak belirtilmiştir.

 

İş güvenliği uzmanlarının eğitim programları teorik ve uygulamalı olmak üzere iki bölümden oluşur ve programın içeriği ile programda görevli eğiticilerin nitelikleri Yönetmelikte belirtilen Komisyon tarafından belirlenir. Eğitim programının süresi, teorik kısmı 180 saatten, uygulama kısmı 40 saatten ve toplamda 220 saatten az olamaz ve bu kısımlar ancak tek bir program dâhilinde uygulanabilir. Teorik eğitimin en fazla yarısı uzaktan eğitim ile verilebilir. Uygulamalı eğitimler, iş güvenliği uzmanları için en az bir iş güvenliği uzmanının görevlendirilmiş olduğu işyerlerinde yapılır. Adaylar, teorik eğitimde mazeretli veya mazeretsiz en fazla altı ders saati devamsızlık hakkına sahiptir. Ancak uygulamalı eğitimin tamamına katılım zorunludur.

 

Eğitim kurumlarında eğitimler; iş güvenliği uzmanlığı ve diğer sağlık personeli eğitim programı için Yönetmelikte belirtilen eğitici belgesine sahip olan mühendis, mimar veya teknik elemanlarla, Komisyonca belirlenecek müfredatta belirtilen konulara uygun eğitici belgesine sahip diğer eğiticilerden tarafından verilir.

 

Eğitim kurumları, Komisyonca belirlenen müfredat esas alınarak hazırlanan ve eğitim verilecek konulara uygun eğiticiler ile en az bir en fazla iki olmak üzere eğiticilerin yedeklerinin de yer aldığı teorik eğitim programını ve eğitime katılacakların listesini eğitimin başlangıç tarihinden en az üç işgünü önce Genel Müdürlüğe elektronik ortamda bildirirler. Bu program Genel Müdürlük tarafından onaylandıktan sonra eğitime başlanır. Genel Müdürlükçe onaylanmamış programlarla eğitime başlanamaz. Onaylanmamış programla eğitime başlanması halinde doğacak hukuki sonuçlardan eğitim kurumları sorumludur.

 

Eğitim programları, katılımcılar tarafından kolaylıkla görülebilecek şekilde eğitim kurumu içerisinde ilan edilir.

 

Genel Müdürlükçe onaylanmış olan eğitim programının hiçbir unsurunda değişiklik yapılamaz. Ancak, zorunlu bir nedenin varlığı ve bu nedenin geçerli bir belgeye dayandırılarak Bakanlığın onayının alınması şartıyla eğitim kurumlarınca sadece programda görevli eğiticilerde değişiklik yapılabilir. Eğitim programları, katılımcılar tarafından kolaylıkla görülebilecek şekilde eğitim kurumu içerisinde ilan edilir.

 

Uzaktan eğitim tamamlanmadan yüz yüze eğitim, yüz yüze eğitim tamamlanmadan uygulamalı eğitim başlatılamaz. Eğitim programı tamamlandığında, eğitim kurumu tarafından eğitime katılan kişiyle ilgili Yönetmeliğin ekinde yer alan Eğitim Katılım Belgesi düzenlenir.

 

Genel Müdürlük eğitimlerin etkin ve verimli bir şekilde verilip verilmediğinin izlenmesi amacıyla kendi görev ve yetki alanına giren konularda eğitim kurumlarını, eğiticileri ve sorumlu müdürleri, yetki alınan mekânı, İSG-KATİP ile diğer elektronik sistemler veya evrak üzerinden kontrol eder ve denetler.

 

Eğitim programlarına katılmak isteyen adayların eğitim kurumlarına aşağıdaki belgeler ile birlikte başvurmaları gerekir:

 

a) Başvuru yapılan eğitim kurumuna hitaben yazılan, adayın hangi eğitim programına katılacağını belirten ve T.C. kimlik numarası ile iletişim bilgilerini içeren ıslak imzalı başvuru yazısı.

 

b) Adayın katılacağı eğitim programına uygun alanda lisans eğitimi aldığını gösteren diploma veya geçici mezuniyet belgesi.

 

c) A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacaklar için B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi ve bu belgeyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını gösteren belgeler.(KİŞİ KARTI-1460 GÜN)

 

ç) B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacaklar için C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi ve bu belgeyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını gösteren belgeler. (KİŞİ KARTI-1095 GÜN)

 

d) T.C. kimlik numarası yazılı beyanı.

 

Adayların eğitim programlarına katılabilmesi için, ilgili eğitim programının başlangıç tarihinden önce lisans  ve iş sağlığı güvenliği bölümünün önlisans eğitimini tamamlamış ve bu eğitime ilişkin mezuniyet diploması alabilecek yeterliliğe sahip olmaları gerekmektedir. Bu duruma ilişkin gerekli inceleme, başvuru yapılan eğitim kurumu tarafından yapılır.

 

Yukarıda belirtilen belgelerin aslı ile birlikte örneğinin getirilmesi halinde eğitim kurumları tarafından tasdiki yapılır. Başvuru sırasında gerçeğe aykırı belge ve beyanda bulunduğu tespit edilenlerin başvuruları reddedilir. Bu durumun sonradan tespiti halinde eğitim, sınav ve belgeleri geçersiz sayılır.

 

Yönetmelikte belirtilen çalışma sürelerinin tespitinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, diploma veya mezuniyet belgelerinin doğruluğunun tespitinde Yükseköğretim Kurulu kayıtları esas alınır.

 

Yetki almış ve yetkileri iptal edilmiş eğitim kurumları listesine Genel Müdürlük Yetkilendirme Daire Başkanlığının linki aşağıda yer alan web sayfasından ulaşılabilir.

 

(http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal?page=duyuru&id=yetkilendi…)

 

8- İş Güvenliği Uzmanlığı Sınav Süreci:

Yukarıda “Eğitime Katılmadan Doğrudan Sınava Girerek İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar” başlıklı bölümde belirtilenler dışındakiler, teorik ve uygulamalı eğitimi tamamlamadan sınava katılamazlar.

 

Eğitim programlarını tamamlayan adayların sınavları ÖSYM tarafından yapılır.

Adaylar, aldıkları eğitim tarihinden itibaren açılan sınavlara katılabilirler.

 

Sınavlarda 100 puan üzerinden en az 70 puan alan adaylar başarılı sayılır, sınav sonuçlarına itirazlar sınavı düzenleyen kurum tarafından sonuçlandırılır.

 

Açılacak sınavlar ve ilgili duyurular Genel Müdürlüğün web sitesinden takip edilir. (http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal.

 

ÖSYM Sınav duyurularında sınavın süresi ve konuları, sınav sonuçlarının öğrenilmesi ve sınava itiraz gibi konularda bilgiler yer almaktadır.

Sınav süreci ve sonrası genelde aşağıda belirtildiği şekilde gerçekleşmektedir.

Sınav başvurusu genelde internet üzerinden yapılmakta ve başvuru yapılacak internet adresi duyuru da belirtilmektedir.

 

9- Sınavda Başarılı Olanların Belge/Sertifika Alma Süreci: Sınavı kazanan iş güvenliği uzmanı adayları Belge ücretini T.C. Ziraat Bankası Şubesi Kurumsal Tahsilat Programı aracılığıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Sertifika Tahsilatlar hesabına (offline) KDV dahil 520.00-TL (2019 yılı için) yatırılması gerekmektedir. Kurumsal tahsilât hesabına belge ücreti, ziraat bankası şubelerinden yatırılabileceği gibi ziraat bankası internet bankacılığı kanalıyla da yatırılabilmekte, fakat EFT yoluyla bu hesaba para yatırılamamaktadır.

Ziraat bankasına sertifika ücretini yatırdıktan sonra, Genel Müdürlükçe sertifikaları İSGKATİP’ te tanımlanacaktır.

Ayrıca;

Tek başına eklenen yüksek lisans belgesi mevzuat gereğince yeterli olmadığından; mutlaka İSG ön lisans, mühendis mimar, kimyager, fizikçi veya teknik öğretmen lisans programını tamamlandığına dair diploma/mezuniyet belgesi olması, ayrıca lisans diplomasındaki soyadı bilgisi Nüfus Cüzdanı suretindekinden farklı olan ve bu husus Kızlık Soyadı/Önceki Soyadı bölümünde belirtilmeyenlerin önceki ve şimdiki soyadlarını belirtilen Resmi Bir Belge ibraz etmeleri gerekmektedir.

 

Diploma veya mezuniyet belgesinin onayı; noter, eğitim kurumu veya mezun olunan üniversiteye yaptırılabilmektedir. Ancak, diplomanın Eğitim Kurumlarınca onaylanması halinde; Aslı Gibidir kaşesi ile kaşelenmesi, Onaylayan Eğitim Kurumunun Kaşesinin bulunması, Genel Müdürlüğe gönderilen imza sirkülerinde imza örneği bulunan Eğitim Kurumu Yetkilisi (Sorumlu Müdür) tarafından imzalanması gerekmektedir.

 

10- Belge Yükseltme:

C Sınıfı belge sahiplerinin B Sınıfı, B Sınıfı belge sahiplerinin ise A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilmeleri için gerekli şartlar aşağıda belirtilmiştir:

 

I- C Sınıfı Belge Sahiplerinin B Sınıfı Belge Alma Şartları:

C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgelemek,

 

B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılmak,

 

Yapılacak B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olmak.

 

II- B Sınıfı Belge Sahiplerinin A Sınıfı Belge Alma Şartları:

B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgelemek,

 

A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılmak,

 

Yapılacak B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olmak.

 

11- İş Güvenliği Uzmanları Nasıl İş Bulacaklar:

İstisnai de olsa, Kanun ve Yönetmelikte belirtilen şartlara ve niteliklere ve de işyerinin tehlike sınıfına göre gerekli iş güvenliği uzmanlığına sahip olan işverenler, iş güvenliği uzmanlığı görevlendirme zorunluluğunu kendileri çalışarak yerine getirebileceklerdir. Bunun dışındaki işverenler ise iş güvenliği uzmanı görevlendirme zorunluluğunu ya kendileri hizmet akdiyle iş güvenliği uzmanı çalıştırarak ya da ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden (OSGB) hizmet alarak yerine getireceklerdir. İş güvenliği uzmanı çalıştırmak isteyen işverenler ile ortak sağlık ve güvenlik birimi olarak faaliyet gösteren yerler ise iş güvenliği uzmanlarını genelde İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü vasıtasıyla temin ettiklerinden, söz konusu genel Müdürlük; işyerlerinden gelen talepler doğrultusunda iletişim bilgilerinin Genel Müdürlük web sayfasında yayınlanmasını isteyen işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve eğiticiler için veri ekleme sistemi oluşturmuştur. http://www.isgkatip.com/ web adresinden ulaşılacak sayfada İSG PROFESYONELİ HAVUZU kısmına gerekli bilgiler girilerek havuza kayıt olunması, iş bulma konusunda kolaylık sağlayacak, iş güvenliği uzmanı arayan işverenler veya ortak sağlık güvenlik birimleri, havuzda kayıtlı iş güvenliği uzmanları arasından seçecekleri kişileri arayarak irtibata geçeceklerdir. Kendisi doğrudan ortak sağlık ve güvenlik birimleri ile irtibata geçmek isteyen iş güvenliği uzmanları ise Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş ve yetki belgeleri iptal edilmiş OSGB listelerine Genel Müdürlük Yetkilendirme Daire Başkanlığının linki aşağıda yer alan  web sayfasından ulaşabilirler.

 

(http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal?page=duyuru&id=yetkilendi…)

İş Güvenliği Ve Yaşam Hakları Nedir?


Bir ülkenin gelişmişliğinin ya da geri kalmışlığının temel göstergelerinden birinin çeşitli alanlardaki kazaların ya da hukuk diliyle; tedbirsizlik ve dikkatsizlikle veya olası kastla oluşan can ve mal kaybına sebep olan olayların niceliğiyle doğru orantılı olduğunu söylemek, sanırım bilimsel bir saptama değilse de sosyolojik bir veri olarak kabul edilebilir. Özellikle ülkemiz açısından böyle bir değerlendirme kabul görecektir.

Sürekli kar etmeye ve bunu çoğaltmaya odaklanmış bir sistem olan kapitalizm, işçinin emeğinden alabildiğine ve en düşük maliyetle yararlanmak istemektedir. Bunun için; ücretler en düşük düzeyde tutulmalı- mümkünse - düşürülmeli, çalışma süresi uzatılmalı ve verilen iş yoğunlaştırılmalı, işçinin ücret dışında kalan tüm giderleri ortadan kaldırılmalı veya azaltılmalıdır. İşçi ise, durumlarını ve çalışma koşullarını iyileştirme amacıyla buna karşıt olmak zorundadır.

Özellikle son on yıllık dönem içinde ülkemizde ekonomik büyümenin öncül gücü rolünü üstlenen emek yoğun inşaat ve imalat sektörlerinde elde edilen kârların, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve işçi sağlığı ve iş güvenliğinin yoksayıldığı çalışma koşulları pahasına gerçekleştiği bilinen bir gerçektir. Böyle bir süreçte, işgüvenliği önlemlerinin, kârı düşüren bir maliyet unsuru olarak görülmesi yanısıra insan yaşamına verilen değerin de bir göstergesi olarak savsaklandığı gözlemlenmektedir. İşte bu anlayış bir yandan “iş kazası”nı kadere indirgeyerek uhrevi bir rahatlama sağlarken öte yandan kazanın mağdurları “kurban” edildikleriyle kalmaktadır.

Bugün çağdaş ülkelerde uygulanmakta olan iş güvenliği hükümlerini işçi sınıfının ve örgütlü sendikal mücadelesinin tarihsel kazanımlarından olduğunu, işverenin de iş güvenliğinden sorumlu hukuk öznesi olduğunu unutmamak gerekir.  Ancak uygulama ile normlar arasındaki çelişki ve aykırılıklar, sendikaların ve konuya duyarlı diğer örgütlü kesimlerin kararlılıkları ile giderilebilecektir.

Bu yazıda ülkemizde son yıllarda gözle görünür biçimde artan ve güncelliğini korumakta olan  iş kazalarından yola çıkarak bunları ceza hukuku yönünden ve  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve yaşam hakkı kapsamında irdelemek istiyorum.

Ceza Hukuku Yönünden

Öncelikle ceza sorumluluğunun ilkelerinden olan “kast ve taksir” kavramlarını tanımlayarak başlayalım. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili/eylemi işlemesi/gerçekleştirmesi halinde ise, olası kast vardır. (TCK Md. 21) Olası kastın varlığı halinde, verilecek ceza yasada belirlenen şekilde indirilir.

Taksirle işlenen eylemler, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.

Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen sonucu öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Kişinin öngördüğü sonucu istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Diğer önemli bir nokta ise, taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.(TCK m.22)

Yargısal uygulamaya baktığımızda, iş güvenliği, trafik kurallarına aykırılık vb. oluşturan eylemlerle ilgili olarak, genellikle kaza nitelemesi yapıldığı veya yasal tanımıyla dikkatsizlik ve özensizlikle  işlenen suç değerlendirmesi ile dava açıldığı görülmektedir. Bu tür yargılamalarda klasik bir uygulamayla, mağdurun ve sanığın olayda kusurlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi için davadan önce hazırlık soruşturması aşamasında savcılık tarafından, yargılama aşamasında ise mahkemece, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonuca gidilmektedir. Başka bir deyişle, kolluğun olayın kovuşturmasına başladığı andan itibaren bu tür olaylar kaza olarak değerlendirilip yargılamanın sonuna kadar aynı kapsamda sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır.

Gerçekte olayların tümünün bu çerçevede değerlendirilmesi mümkün değildir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30.06.2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yasada işverenin hukuken yükümlülükleri belirtilmiştir. Ceza hukuku açısından ise, işveren; işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması ve düzenli biçimde uygulanmasından sorumludur. Bu sorumluluk TCK m. 83 de açıklanmıştır. Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi başlıklı bu yasa hükmü şöyledir:

“(1)Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.

(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;

a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,

b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması

Gerekir.

(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.

Bu yasa hükmü, sadece ölümle sonuçlanan ihmalî davranışlar bakımından değil, bunun ötesinde diğer ihmalî suçlara da uygulanabilir bir hükümdür. Bu durumda çalışma süreciyle bağlantılı olan somut olay ölüm, yaralanma ya da diğer bir sonucun oluşmasına neden olmuş ise, işverenin yükümlülüğünün kabulü gerekebilir.

Kuşkusuz, işveren yasal yükümlülüğünü, uzmanlıklarına göre teknik elemanları görevlendirerek (örn. iş güvenliği uzmanları, mühendisler vd.) yerine getirebililir. Ancak, yükümlülüğün bu yöntemle bir başkasına delege edilmiş olması, işvereni yükümlülükten kurtarmaz. Ayrıca, işveren teknik elemanların, işin gerektirdiği niteliğe sahip olup olmadıklarını, bunların faaliyetlerini gerektiği biçimde yerine getirip getirmediklerini de denetlemek zorundadır. Başka bir deyişle, işverenin uzman çalıştırması keyfiyeti de yükümlülüğünden bağışık tutulması sonucunu doğurmaz. Çalıştırılan bu uzmanların görevi, mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerinin yanı sıra  işverene yardımcı olmaktır. Özetle, işçinin işin gerektirdiği donanıma sahip olması, talimatlara uyup uymadıklarının denetimi ve ayrıca iş güvenliği eğitimi gibi sair hususların gözlemlenmesi işverenin yükümlülüğü kapsamındadır.

Bu noktada suçun oluşabilmesi için gerekli unsurlardan biri olan sübjektif/manevi unsur üzerinde durmak zorunludur. Karşılaştığımız sonucu salt bir rastlantı olmaktan çıkaran ve onun/failin cezalandırılmasını gerektiren temel unsurdur. İşte kast veya taksir olarak tanımlanan budur. İşverenin, yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle oluşan tehlikeyi öngörüp öngörememesine göre taksirin niteliği belirlenir. Uygulamada sıklıkla rastlandığı üzere, işverenin üretim sürecini her koşulda devam ettirmeye yönelik iradesi, diğer koşulların da eklenmesiyle olası kast ile hareket etmiş olduğunu gösterebilir.

Öncelikle yukarıda belirttiğimiz gibi her türden “iş kazasını” taksirli eylem olarak nitelendirme eğiliminden/önkabulünden vazgeçilmelidir. Yargıcın üzerinde titizlikle durması gereken noktalardan biri budur. Her olay somut koşulları içinde bu yönüyle irdelenmeli, sorgulanmalı ve her kaza olayında taksirli suç peşin yargısından arınmış, nesnel değerlendirme yapılabilmelidir.

Diğer bir husus da, usul kurallarına aykırı olarak suçun manevi unsurunun varlığının tespitinin “kusurun belirlenmesi” amacıyla bilirkişilere havale edilmesi yöntemidir. Uygulamada, ceza adaletinin sağlanmasına engel olan yöntemlerden birisi de hukukçu ve teknik bilirkişilere bırakılan kusur belirleme yöntemi ve bu yolla suçun oluşup oluşmadığına ilişkin kast/taksirin varlığının bilirkişilerin takdirine bırakılmasıdır. Oysa çok açıktır ki, bu nitelemenin yapılması yargıcın asli görevidir. Karını yükseltmekten başka bir düşüncesi olmayan, her türlü iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin yükümlülüklerinden kaçınan ve üretim sürecinin olası tehlikelerini işçiler aleyhine genişleten bir işverenin bütün bu eylemleri yargıca suçun manevi unsuru yönünden çokça ipucu vermektedir. Yargıç bu noktada bir değerlendirme daha yapmalı, bu kişinin yaşam ve başkasının vücut bütünlüğü hakkı gibi konulara ilişkin davranışlarını hukukçu kimliği ile yorumlamalı, kusurunun niceliğini belirlemelidir.

Özellikle iş hukuku  pratiğinde sıklıkla karşılaşılan diğer bir sorun ise, hukuken alt işveren-üst işveren adı ile ülkemizde yaygın ve oldukça 'kullanışlı' bir sisteme dönüşen 'taşeronluk' konusudur. Bu sistem tam bir aldatmacadan ibaret olup olayların gerçek sorumlularının belirlenmesinde kuşku ve yanılsamaya sebep olmaktadır. Aslında hukuk, gerçeği ortaya çıkarmayı amaçladığına ve bu yolla adaleti tesis etmek istediğine göre bu türden aldatmacaların ardındaki durumları da çözebilmelidir. Yani, gerçek sorumluların yargılanabilmesi ancak bu yaklaşımla olanaklıdır. Bu bağlamda, yargıca düşen görev, alt işveren-üst işveren ilişkisinin kimi yasal yükümlülüklerin perdelenmesinde kullanılıp kullanılmadığını, kendisine tanınan geniş takdir yetkisi kapsamında  irdelemek, soruşturmayı bu yönde derinleştirmektir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Yönünden

Şunu artık çok iyi biliyoruz; cezalandırma tekelini elinde bulunduran devlet, “cinayetleri” ve faillerini bulup ortaya çıkarma konusunda ne denli isteksiz ise, bunları çoğunlukla kaza olarak niteleme ve yargıyı da buna göre yönlendirme de o denli mahirdir. Böylesi durumlarda, evrensel insan hakları hukukunun devreye sokulması işe yarar sonuçlar doğurabilmektedir. Bu bağlamda ilk akla gelen yaşam hakkının korunması ilkesidir. Tutarlı kanıtlar ortaya konulmak suretiyle bu ilkeden yararlanılabilir. İnsan hakları hukuku çerçevesinde yaşam hakkı, kişinin  yaşamını sürdürmesini güvence altına alır. Yaşam hakkını koruma yükümlülüğü bakımından devletler, yalnızca idarenin eylemlerinden değil, bireyler arası eylemlerden, dahası bu tür eylemlerin ulusal mercilerce etkili bir şekilde soruşturulmasından da sorumludur.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinden kaynaklanan pozitif yükümlülüklerden biri ölümle sonuçlanan olaylara ilişkin devletin resmi makamlarınca etkin bir soruşturma yürütülmesidir. Bu yükümlülük, sadece devlet görevlilerinin kasden veya taksirle sebep oldukları yaşam hakkı ihlallerine münhasır olmayıp, meydana gelen her türlü yaşam hakkı ihlaline ilişkin ortaya çıkan bir yükümlülüktür. Bir diğer ifade ile taraf devlet yaşamı risk altında olan kişilerin hayatlarını gerektiği şekilde korumak amacıyla etkin ve caydırıcı tedbirler almak ve önlemleri hayata geçirmekle ayrıca yükümlüdür. Son olarak, taraf devletler, her türlü yaşam hakkı ihlali açısından, etkin bir soruşturma yürütmekle yükümlü olup, her bir soruşturmanın da gerek muhtevası gerekse de yürütülmesi açısından yaşamın sona ermesinden sorumlu olan kişilerin tespiti ve cezalandırılması bağlamında etkin olması gerekmektedir

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bir kararında;

“...Fakat cezai yargılamanın kapsamı çok sınırlı tutulmuştur: Cezai hüküm yaşam hakkını koruma görevinin yerine getirilmemesinin sorumluluğu tespit edilmeden sadece “görevi ihmal” ile sınırlı tutulmuştur. Kazanın çok ciddi sonuçlarına rağmen; olaydan sorumlu tutulan kişiler en nihayetinde “komik olarak nitelendirecek para cezalarına çarptırılmış üstelik bunlar da ertelenmiştir:” denilmektedir.

Bu kararda, ulusal yargının verdiği kararın saygınlığının derecesini görerek daha traji komik durumlara düşmemek için, etkin soruşturma teknikleri ile ezberci uygulamadan kurtulup, her olayın özellikleri gözetilerek objektif değerlendirme yapılmalı ve adil bir yargılamanın tüm gereklerini yerine getirilmelidir. AİHM kararlarında, devletin ve yargı erkinin ölüm olaylarını etkili bir biçimde soruşturması ve ölüme sebep olan kişileri cezalandırması yükümlüğünün de yaşam hakkının içinde değerlendirildiğini görüyoruz. Kuşkusuz “iş cinayetleri” olgusu sadece hukuksal yanıyla ele alınabilecek bir olgu değildir, aynı zamanda gerçek sorumluların soruşturulması ve yargılanmasına engel olmayan kararlı bir siyasal yaklaşımın varlığını da gerektirmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar

1. İş Cinayetlerine Hukuksal Bir Bakış, Dr. İzzet Mert Ertan,Dr. Mehmet Cemil Ozansü, Güncel Hukuk Dergisi

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Yaşam Hakkı, Serkan Cengiz, TBB Dergisi,2011/93

3. www.mevzuat.org.tr

İş Güvenliğinin Tarihçesi Nedir? İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Dönemleri Nelerdir?

Bu kez Türkiye’miz de ve dünyada İş Güvenliği kavramının tarihçesi nden   bahsetmek istiyorum… İnsanoğlu, var olduğu günden beri yaşamını ...

En Yeniler

Powered By Blogger