Bloguma hoş geldiniz. Her hafta, mesleki bilgilerimi paylaştığım yeni bir yazıyla buradayım.
İş Sağlığı ve Güvenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İş Sağlığı ve Güvenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İş Güvenliğinde Risk Analizi ve Risklerin Yönetimi Nelerdir?

 




İş Güvenliğinde Risk Analizi ve Risklerin Yönetimi

İş sağlığı ve güvenliğinde riskler hiçbir zaman yok edilemez, azaltılamaz. Alınan tüm önemlerle riski yok etmek, azaltmak için değil, tehlike veya tehlikeli durumu önlemen içindir. Aldığımız önlemlerden vereceğimiz her taviz ya iş kazası ya da meslek hastalığı olarak bize geri dönecektir.

Biz de bu yazımızda A’dan Z’ye tüm risk analizi süreçlerini tek bir yazıda topladık.

Neden Risk Analizi Yapmalıyız?

İnsani Nedenler ( İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları)

İnsani nedenlerden kaynaklanan riskleri ölçmek ve minimize etmek için İş – Risk Analizleri, Ortam Analizleri ve Ergonomik Risk Analizleri yapılmalıdır.

Yasal Nedenler ( Ürün Güvenliği, Donanım Güvenliği, Çevre Güvenliği, Acil Durumlar)

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı yönetmelikleri,

Yönetimsel Nedenler (Organizasyon, Dokümantasyon)

Yatay ve Dikey Organizasyon Yapıları, Prosedürler, Talimatlar, Formlar

Neleri Analiz Etmeliyiz?

Matris Gerektirmeyenler

İRA : İş Risk Analizleri

ORA : Ortam Risk Analizleri

ERA : Ergonomik Risk Analizleri




Matris Temelinde Yapılması Gerekenler

DRA : Donanım Risk Analizleri

ÜRA : Ürün Risk Analizleri

ÇRA : Çevre Risk Analizleri

YRA : Yönetimsel Risk Analizleri

Risk Analizi Metodları

Kinney & Risk – o graph (derived from prEN 1050)

FTA (IEC 61025) Hata Ağacı Analizi

ETA (IEC 62308) Olay Ağacı Analizi

HAZOP (IEC 618829) Tehlike ve Çalışabilirlik Analizi

IEC 60300 – 3- 9 Değişik Metotlar

PHA (IEC 61165) Başlangıç Tehlike Analizi

JSA (IEC/ISO standart 15504) İş Güvenlik Analizi




Risk Değerlendirme Süreçleri

  • Planlama
  • Üretim Süreçlerinin İncelenmesi
  • Tehlikelerin Tanımlanması
  • Risk Analizi
  • Risk Değerlendirmesi
  • Önlemlerin Belirlenmesi ve Risk Değerlendirme Raporunun Hazırlaması
  • Uygulama

Risk Nedir?

Tehlike durumunda içinde tehlikenin gerçeğe dönüşmesidir,

Yaşanması muhtemel bir sonuçtur,

Koşullar olgunlaşmadıkça açığa çıkmaz,

Gerçekleşirse zarar yaşanmış demektir,

Risk daime tehlikenin bir elemanıdır.

Uygulama

Risk Analizi Ekiplerinin Kurulması

İşyerinin her bölümü için ayrı bir ekip kurulmalıdır. Ekip yapısı aşağıdaki gibi olmalıdır.

Bir Yönetici (ekip lideri)

Yeterli sayıda işçi

İş Güvenliği Sorumlusu

İş Yeri Hekimi

Ekibin Bilgilendirilmesi

Bu çalışmanın sağlayacağı yararlar, çalışmanın nasıl yapılacağı vb konularda ekip üyeleri bilgilendirilmelidir. Not: Ekip lideri teknik destek üyeleri ile ekip üyeleri arasında iletişimi sağlayan köprü görevini görecektir.




Yapılan İşlerin Belirlenmesi

Bu adımda ekip üyeleri bir vardiya boyunca yaptıkları çalışmaların, başka bir deyişle işlerin listesini çıkartır. İş kazları mevzuatımıza göre bir iş yaparken olmaktadır. Bu bakımdan yapılan işleri listelemek önem taşımaktadır. Yapılan her iş bir tehlike veya tehlikeli durum anlamına gelmektedir.

İşlerin Risklerini Tespit Etmek

Bu aşamaya kadar yapılan bütün işleri yani tehlikeleri/tehlikeli durumları belirlemiş olduk. Artık bu tehlikeye içindeki riskleri belirlemek gerekiyor.  Son hali verilmiş yapılan işler listesine olası risk sütunu ekleyin. Yeniden bir çıktı alın ve ekip üyelerine dağıtın. Ekip üyeleri yaptıkları her işin karşısına “kendilerince” tahmin ettikleri riskleri yazmalıdırlar.

Bu aşamada İşyeri Hekimi, İş Güvenliği Uzmanı ve gerek görülmesi halinde yeteri kadar teknik personel çalışmaya müdahil olmak durumdadır. İşçilerin buldukları risklerin listeleri ile yetinmemek gerekir. Teknik destekle olası bütün riskleri belirlemek gerekir.

  • Risk Analizi Örneği
  • Yapılan İş: Kaynak Çalışması
  • Çalışanların Bulduğu Riskler
  • Elektrik çarpması
  • Gözlerin kaynağın alması
  • Dumanı solumak
  • Ellerin yanması

Çalışma bu durumda iken çözümlere geçildiğini varsayalım. Yalnızca aşağıdaki önlemlerle yetinmemek gerekecektir. Bu durumda aşağıdaki gibi bir sonuç elde edilir.

Kablolar ve fişler sağlam olacak

Topraklama sağlanacak

Kaynak gözlüğü – maskesi kullanılacak

Eldiven kullanılacak

Solunumu maskesi kullanılacak

Teknik destekle yeniden riskleri belirlemek gerekir.

İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve gerek görülmesi halinde yeteri kadar teknik personel ve ekip üyeleri ile bir araya gelerek beyin fırtınası ile riskleri belirlemek gerekir. Bu durumda aşağıdaki gibi bir sonuç elde ederiz.

Teknik Destek Katkısı Sonrası Risklerin Belirlenmesi

Elektrik çarpması

Gözleri kaynak alması

Dumanı solumak

Ellerin yanması

Çıkna gazları solumak

X ışınlarına maruz kalmak

UV ve IR ışınlarına maruz kalmak

Yangın riski

Patlama riski

Bel ve sırt ağrıları

Hava kirliliği

Diğer çalışanların etkilenmesi

Mekanik etkilerle yaralanmalar

Sıçraklarla yaralanmalar

Önlemleri Belirlemek

Bütün risklerin belirlendiğinde emin olduktan sonra her bir risk açığa çıkmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi gerekir. Excel tablomuzda bir sütun daha açalım ve çıktıları ekip üyelerine dağıtalım. Her bir risk karşısına hangi önlemleri almak gerekir sorusunun işçilerce yanıtlanmasını sağlayalım.


Önlemleri Sınıflandırmak

İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı ve gerek görülmesi halinde yeteri kadar teknik personel desteği ile gerekli olan önemleri netleştirmek ve sonrasında da sınıflandırmak gerekir. Sınıflandırma sonucu şöyle olacaktır;

İşyerinin hazır olanakları ile hemen yapılabilecek düzletmeler,

Dışardan mal ve/veya hizmet alınarak/alındıktan sonra yapılacak düzeltmeler,

Yatırım projesi/planı v.b ile yapılabilecek düzeltmeler,

Kontrol Tabloları ve İstatistikleri Oluşturmak

Elde edilen verilerin istatistikler ile desteklenmesi ve “iş risk önlem ağacının” iş risk analiz formuna işlenmesi gerekir. Bu sayede işyerinin her bir bölümünde olabilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarının tamına yakın bir kısmını belirlemiş oluruz.

 



İş Sağlığı Ve Güvenliği Risk Yönetimi Nedir?

 

Risk; birincisi fırsat, ikincisi ise tehdit anlamına gelen sembollerden oluşmaktadır. Bu anlamıyla risk mevcut durumdaki dengeyi bozan yeni olaylar ve koşullardır. Bu koşullar ve engeller ve tehlikeler yaratabileceği gibi yeni fırsatlar da sunarak mevcut durumun yeni bir denge oluşturmaktadır.

İş sağlığı ve güvenliğinde risk analizi ve risk değerlendirme yöntemleri 1950’li yıllardan beri dünyada sistematik olarak uygulanmaktadır. Metotların geliştirilmesi ise gereksinimlere göre gelişim göstermiştir. Mühendislik projelerinde söz konusu belirsizlikler göz önüne alınarak tasarım yapılmalıdır. Bu sistemlerin performansının güvenirliliği de güvenilirlik analizleri (reliability analysis) yardımıyla saptanmalıdır. Güvenilirlik analizi, bir ürünün kendisinden beklenen fonksiyonu önceden saptanmış bir süre içinde, belirli çevre ve çalışma koşulları altında arıza yapmadan yerine getirme olasılığıdır.

Risk değerlendirmesi: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmaları ifade eder.







Risk Analizi Metodları

Risk analizi yöntemlerini kullanan iki ana yaklaşım vardır. Bunlar nitel (kalitatif) ve nicel (kantitatif) yaklaşımlardır. Analizi istenen koşulların durumuna göre her iki yöntemin de birlikte kullanıldığı yani yarı-niceliksel (yarı-kantitatif) yöntemler de kullanılabilir. Nicel risk analizinde, riskin hesaplanmasında sayısal yöntemlerden faydalanılır. Riskin meydana gelme olasılığı ve meydana geldikten sonraki etkisinin ne olacağına dair veriler olarak sayısal değerler kullanılır. Bu değerler, matematiksel ve mantıksal metotlar ile analiz edilip risk skorları bulunur. Nitel risk analizlerinde ise riskin hesaplanmasında sayısal (nümerik) değerler yerine düşük, yüksek gibi tanımlayıcı ifadeler ya da A, B- I-II gibi tanımlamalar bulunur. Nitel teknikler risk seviyesinin genel olarak belirlenmesinde, nicel teknikler ise risk seviyesine yönelik daha net belirlemeler yapılmasında kullanılır. Genel olarak teknik eksenli yöntemler, insan eksenli yöntemler, görev analizi, yönetim eksenli yöntemler, kaza araştırması, senaryo analizleri, kontrol analizleri, kaba analizler gibi her işletmenin amacına yönelik risk analiz yöntemleri bulunur. Bu yöntemler risk yönetiminin bir parçası adeta çekirdek kısmıdır.

Değerlendirme yönteminin seçiminde önemli olan, değerlendirme metodunun yapılan işe uygunluğudur. Örneğin İnşaat sektöründe iseniz, Finne Kinney Metodu sizin için pekte elverişli olmayabilir, çünkü İnşaat işlerinde var olan işlerin termini iş programına göre ilerlemektedir. Frekansı (tehlikeye maruz kalma sıklığını) senelik bazda veren Finne Kinney metodu yerine frekanstan bağımsız L tipi matris daha faydalı olacaktır. İnşaat sektöründe önemli olan Sağlık Güvenlik Planın iyi yapılmış olmasıdır. En ufak hataların pahalıya mal olabileceği Kimyasal Hammadde işleme tesislerinde ise L tipi matris işinize pek yaramayabilir bunun yerine HAZOP (Tehlike ve İşletilebilirlik Çalışması) veya FMEA (Olası Hata türleri ve etkileri analizi) ile çalışmanız P.I.D akış diyagramlarını çıkarmanız daha yararlı olacaktır. Metal işleme veya Otomotiv imalat sektörüne geldiğinizde Finne Kinney faydalı olabileceği gibi, makine-insan gücü uyumunun bütünleşik ve yoğun şekilde çalıştığı bu sektörlerde her bir işlemi ayrı ayrı tanımlayabileceğiniz ve değerlendirebileceğiniz JOB Safety Analysis (İş Güvenliği Analizi) de riskleri belirlemede gayet işinize yarayacaktır.


Kimler İş Güvenliği Uzmanı Olabilir, Nasıl Belge Alınır.?

 




Aşağıda yer alan bilgi ve açıklamalar, 11 Ekim 2013 tarihli ve 28792 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişiklikleri doğrultusunda güncellenmiştir.

 

1- Genel Açıklamalar:

Bilindiği üzere; 30/06/2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun “İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri” başlıklı 6 ncı maddesi ile işverenlere çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirme yükümlülüğü getirildi. Çalışanlar arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması hâlinde, işveren bu yükümlülüğünü ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden veya yetkilendirilmiş toplum sağlığı merkezlerinden hizmet alarak yerine getirebilecek.

 

Kanunun 38 inci maddesinde yer alan geçiş hükümleri uyarınca, işyerlerinde iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü; 50 ve daha fazla çalışanı olan özel sektör işyerleri için 30/12/2012 tarihinde başladı. 50’den az çalışanı olan, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyerleri için 1/14/2013 tarihinde, Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için ise 30/6/2020 tarihinde başlayacak.

 

2- Kimler İş Güvenliği Uzmanı Olabilir?

6331 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlıklı üçüncü maddesi ve  İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde;

 

İş güvenliği uzmanı; iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik eleman şeklinde tanımlanmış,

 

Teknik eleman olarak ise;  teknik öğretmenler, fizikçi, kimyager veya biyolog unvanına sahip olanlar ile üniversitelerin ile üniversitelerin  iş sağlığı ve güvenliği lisans veya ön lisans programı mezunlarını sayılmıştır.

 

Dolayısıyla sadece aşağıda belirtilen kişiler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan iş güvenliği uzmanı belgesi/sertifikası alabilecek ve iş güvenliği uzmanı olabilecektir;

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişleri,

Mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları,

Teknik öğretmenler,

Fizikçi, kimyager veya biyolog unvanına sahip olanlar,

Üniversitelerin iş sağlığı ve güvenliği lisans veya ön lisans programı mezunları.

Benzer meslek olmakla birlikte tam olarak bu tanıma girmeyenler için de YÖK’ten DENKLİK BELGESİ alanlar..

 

3- İş yerlerinin ve İş Güvenliği Uzmanlarının Sınıflandırılması:

 

6331 sayılı Kanun işyerlerini ve iş güvenliği uzmanlarını aşağıdaki şekilde üç ayrı sınıfa ayırmıştır.

 

İşyerlerinin Sınıflandırılması:

Çok tehlikeli işyeri

Tehlikeli işyeri

Az tehlikeli işyeri

 

İş Güvenliği Uzmanlarının Sınıflandırılması

A sınıfı iş güvenliği uzmanı

B sınıfı iş güvenliği uzmanı

C sınıfı iş güvenliği uzmanı

 

4- Sınıflandırmaya Göre İş Güvenliği Uzmanlarının Görev Alabileceği İşyerleri:

 

6331 sayılı Kanunun “İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları” başlıklı 8 inci maddesinin beşinci fıkrası ve Yönetmeliğin 7 nci maddesi ikinci fıkrası uyarınca;

 

Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde A sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı,

 

Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az B sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı,

 

Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az C sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı çalıştırılması gerekmektedir.

 

Dolayısıyla;

 

A sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları tüm tehlike sınıflarında yer alan işyerlerinde,


B sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları az tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde,


C sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları ise sadece az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde görev alabilirler.
 

 

 

 

5- İşyerlerinin Girdiği Tehlike Sınıfı Nasıl Belirlenecek?

6331 sayılı Kanunun “Tehlike sınıfının belirlenmesi” başlıklı 9 uncu maddesinde; işyeri tehlike sınıflarının Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ile tespit edileceği belirtilmiş, bu doğrultuda 26/12/2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmi Gazete’de İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği ve eki İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Listesi (NACE kodları) yayımlanmış olup, işyerlerinin faaliyet konusuna tehlike sınıfından hangisine girdiği Tebliğ eki listede yer almaktadır.

 

6- İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alma Şartları?

Genel Açıklama: Daha önce iş güvenliği uzmanlığı belgesi almamış olanlar, ilk başta sadece C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilecekler, bu belgeyi alabilmeleri için de önce kursa giderek iş güvenliği uzmanlığı eğitimi almaları, ardından sınava katılarak sınavda başarılı olmaları gerekecektir. Bu durumda olanların, daha sonra nasıl B ve A Sınıfı belge alabilecekleri, aşağıda “Belge Yükseltme” başlıklı bölümde anlatılmıştır. Bunun istisnası ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın aşağıda sayılan birimlerinde çalışması bulunanlar ve iş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında doktora veya yüksek lisans yapmış olanlardır. Bu istisnai durumdakiler yine aşağıda belirtilen şartlarla doğrudan A veya B Sınıfı belge alabileceklerdir.

 

A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen ve A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlar,

 

Mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanlardan; iş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında doktora yapmış olanlar,

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü veya bağlı birimlerinde en az on yıl görev yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanlar,

 

İş sağlığı ve güvenliği alanında müfettiş yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl görev yapmış mühendis, mimar veya teknik eleman olan iş müfettişleri,

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve bağlı birimlerinde uzman yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl fiilen görev yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanı olan iş sağlığı ve güvenliği uzmanları A Sınıfı belge alabilirler.

 

B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen ve B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar,

 

İş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında yüksek lisans yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlardan B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı için yapılacak sınavda başarılı olanlara,

 

İş sağlığı ve güvenliği alanında teftiş yapan mühendis, mimar veya teknik eleman olan iş müfettişleri hariç, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında müfettiş yardımcılığı süresi dahil en az on yıl görev yapan müfettişlerden B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlar B Sınıfı belge alabilirler.

 

C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar,

 

İş sağlığı ve güvenliği alanında teftiş yapan mühendis, mimar veya teknik eleman olan iş müfettişleri hariç Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında müfettiş yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl görev yapan müfettişlerden C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılanlar C Sınıfı belge alabilirler.

 

Dolayısıyla iş güvenliği uzmanlığı belgesini, durumlarına göre bazı kişiler doğrudan alabilecekken, bazıları ÖSYM tarafından yapılan sınavlarda başarılı olmaları halinde belge alabilecekler, bazı kişiler ise önce iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılacaklar, eğitim sürecini tamamladıktan sonra girdikleri sınavda başarılı olmaları halinde iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabileceklerdir. Bu kişiler üç ayrı kategoriye ayrılarak aşağıda belirtilmiştir;

 

I- Eğitime ve Sınava Girmeden  İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

Mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanlardan; iş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında doktora yapmış olanlar,

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü veya bağlı birimlerinde en az on yıl görev yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanlar,

 

İş sağlığı ve güvenliği alanında müfettiş yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl görev yapmış mühendis, mimar veya teknik eleman olan iş müfettişleri,

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve bağlı birimlerinde uzman yardımcılığı süresi dâhil en az on yıl fiilen görev yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakülte mezunları ile teknik elemanı olan iş sağlığı ve güvenliği uzmanları,

 

eğitime katılmadan ve sınava girmeden A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilirler.

 

II- Eğitime Katılmadan Doğrudan Sınava Girerek İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar:

İş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında yüksek lisans yapmış mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar eğitime katılmadan doğrudan B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı için yapılacak sınava girerek sınavda başarılı olmaları halinde B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilirler.

III- Belge Alabilmeleri İçin Önce Eğitime Sonra Sınava Girmesi Gerekenler:

A Sınıfı belge alabilmek için B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar.

 

B Sınıfı belge alabilmek için C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar.

 

Daha önce iş güvenliği uzmanlığı belgesi almamış olup, ilk defa belge almak isteyen mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar. Bunlar sadece C Sınıfı belge alabilirler.

 

7- İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim Süreci:

İş güvenliği uzmanlarının ve diğer sağlık personelinin eğitimleri, Bakanlıkça yetkilendirilen kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faaliyet gösteren şirketler tarafından kurulan eğitim kurumları tarafından verilmektedir.

 

Eğitimler İş Güvenliği Uzmanlığı  Temel Eğitimi olarak belirtilmiştir.

 

İş güvenliği uzmanlarının eğitim programları teorik ve uygulamalı olmak üzere iki bölümden oluşur ve programın içeriği ile programda görevli eğiticilerin nitelikleri Yönetmelikte belirtilen Komisyon tarafından belirlenir. Eğitim programının süresi, teorik kısmı 180 saatten, uygulama kısmı 40 saatten ve toplamda 220 saatten az olamaz ve bu kısımlar ancak tek bir program dâhilinde uygulanabilir. Teorik eğitimin en fazla yarısı uzaktan eğitim ile verilebilir. Uygulamalı eğitimler, iş güvenliği uzmanları için en az bir iş güvenliği uzmanının görevlendirilmiş olduğu işyerlerinde yapılır. Adaylar, teorik eğitimde mazeretli veya mazeretsiz en fazla altı ders saati devamsızlık hakkına sahiptir. Ancak uygulamalı eğitimin tamamına katılım zorunludur.

 

Eğitim kurumlarında eğitimler; iş güvenliği uzmanlığı ve diğer sağlık personeli eğitim programı için Yönetmelikte belirtilen eğitici belgesine sahip olan mühendis, mimar veya teknik elemanlarla, Komisyonca belirlenecek müfredatta belirtilen konulara uygun eğitici belgesine sahip diğer eğiticilerden tarafından verilir.

 

Eğitim kurumları, Komisyonca belirlenen müfredat esas alınarak hazırlanan ve eğitim verilecek konulara uygun eğiticiler ile en az bir en fazla iki olmak üzere eğiticilerin yedeklerinin de yer aldığı teorik eğitim programını ve eğitime katılacakların listesini eğitimin başlangıç tarihinden en az üç işgünü önce Genel Müdürlüğe elektronik ortamda bildirirler. Bu program Genel Müdürlük tarafından onaylandıktan sonra eğitime başlanır. Genel Müdürlükçe onaylanmamış programlarla eğitime başlanamaz. Onaylanmamış programla eğitime başlanması halinde doğacak hukuki sonuçlardan eğitim kurumları sorumludur.

 

Eğitim programları, katılımcılar tarafından kolaylıkla görülebilecek şekilde eğitim kurumu içerisinde ilan edilir.

 

Genel Müdürlükçe onaylanmış olan eğitim programının hiçbir unsurunda değişiklik yapılamaz. Ancak, zorunlu bir nedenin varlığı ve bu nedenin geçerli bir belgeye dayandırılarak Bakanlığın onayının alınması şartıyla eğitim kurumlarınca sadece programda görevli eğiticilerde değişiklik yapılabilir. Eğitim programları, katılımcılar tarafından kolaylıkla görülebilecek şekilde eğitim kurumu içerisinde ilan edilir.

 

Uzaktan eğitim tamamlanmadan yüz yüze eğitim, yüz yüze eğitim tamamlanmadan uygulamalı eğitim başlatılamaz. Eğitim programı tamamlandığında, eğitim kurumu tarafından eğitime katılan kişiyle ilgili Yönetmeliğin ekinde yer alan Eğitim Katılım Belgesi düzenlenir.

 

Genel Müdürlük eğitimlerin etkin ve verimli bir şekilde verilip verilmediğinin izlenmesi amacıyla kendi görev ve yetki alanına giren konularda eğitim kurumlarını, eğiticileri ve sorumlu müdürleri, yetki alınan mekânı, İSG-KATİP ile diğer elektronik sistemler veya evrak üzerinden kontrol eder ve denetler.

 

Eğitim programlarına katılmak isteyen adayların eğitim kurumlarına aşağıdaki belgeler ile birlikte başvurmaları gerekir:

 

a) Başvuru yapılan eğitim kurumuna hitaben yazılan, adayın hangi eğitim programına katılacağını belirten ve T.C. kimlik numarası ile iletişim bilgilerini içeren ıslak imzalı başvuru yazısı.

 

b) Adayın katılacağı eğitim programına uygun alanda lisans eğitimi aldığını gösteren diploma veya geçici mezuniyet belgesi.

 

c) A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacaklar için B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi ve bu belgeyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını gösteren belgeler.(KİŞİ KARTI-1460 GÜN)

 

ç) B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacaklar için C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi ve bu belgeyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını gösteren belgeler. (KİŞİ KARTI-1095 GÜN)

 

d) T.C. kimlik numarası yazılı beyanı.

 

Adayların eğitim programlarına katılabilmesi için, ilgili eğitim programının başlangıç tarihinden önce lisans  ve iş sağlığı güvenliği bölümünün önlisans eğitimini tamamlamış ve bu eğitime ilişkin mezuniyet diploması alabilecek yeterliliğe sahip olmaları gerekmektedir. Bu duruma ilişkin gerekli inceleme, başvuru yapılan eğitim kurumu tarafından yapılır.

 

Yukarıda belirtilen belgelerin aslı ile birlikte örneğinin getirilmesi halinde eğitim kurumları tarafından tasdiki yapılır. Başvuru sırasında gerçeğe aykırı belge ve beyanda bulunduğu tespit edilenlerin başvuruları reddedilir. Bu durumun sonradan tespiti halinde eğitim, sınav ve belgeleri geçersiz sayılır.

 

Yönetmelikte belirtilen çalışma sürelerinin tespitinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, diploma veya mezuniyet belgelerinin doğruluğunun tespitinde Yükseköğretim Kurulu kayıtları esas alınır.

 

Yetki almış ve yetkileri iptal edilmiş eğitim kurumları listesine Genel Müdürlük Yetkilendirme Daire Başkanlığının linki aşağıda yer alan web sayfasından ulaşılabilir.

 

(http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal?page=duyuru&id=yetkilendi…)

 

8- İş Güvenliği Uzmanlığı Sınav Süreci:

Yukarıda “Eğitime Katılmadan Doğrudan Sınava Girerek İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi Alabilecek Olanlar” başlıklı bölümde belirtilenler dışındakiler, teorik ve uygulamalı eğitimi tamamlamadan sınava katılamazlar.

 

Eğitim programlarını tamamlayan adayların sınavları ÖSYM tarafından yapılır.

Adaylar, aldıkları eğitim tarihinden itibaren açılan sınavlara katılabilirler.

 

Sınavlarda 100 puan üzerinden en az 70 puan alan adaylar başarılı sayılır, sınav sonuçlarına itirazlar sınavı düzenleyen kurum tarafından sonuçlandırılır.

 

Açılacak sınavlar ve ilgili duyurular Genel Müdürlüğün web sitesinden takip edilir. (http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal.

 

ÖSYM Sınav duyurularında sınavın süresi ve konuları, sınav sonuçlarının öğrenilmesi ve sınava itiraz gibi konularda bilgiler yer almaktadır.

Sınav süreci ve sonrası genelde aşağıda belirtildiği şekilde gerçekleşmektedir.

Sınav başvurusu genelde internet üzerinden yapılmakta ve başvuru yapılacak internet adresi duyuru da belirtilmektedir.

 

9- Sınavda Başarılı Olanların Belge/Sertifika Alma Süreci: Sınavı kazanan iş güvenliği uzmanı adayları Belge ücretini T.C. Ziraat Bankası Şubesi Kurumsal Tahsilat Programı aracılığıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Sertifika Tahsilatlar hesabına (offline) KDV dahil 520.00-TL (2019 yılı için) yatırılması gerekmektedir. Kurumsal tahsilât hesabına belge ücreti, ziraat bankası şubelerinden yatırılabileceği gibi ziraat bankası internet bankacılığı kanalıyla da yatırılabilmekte, fakat EFT yoluyla bu hesaba para yatırılamamaktadır.

Ziraat bankasına sertifika ücretini yatırdıktan sonra, Genel Müdürlükçe sertifikaları İSGKATİP’ te tanımlanacaktır.

Ayrıca;

Tek başına eklenen yüksek lisans belgesi mevzuat gereğince yeterli olmadığından; mutlaka İSG ön lisans, mühendis mimar, kimyager, fizikçi veya teknik öğretmen lisans programını tamamlandığına dair diploma/mezuniyet belgesi olması, ayrıca lisans diplomasındaki soyadı bilgisi Nüfus Cüzdanı suretindekinden farklı olan ve bu husus Kızlık Soyadı/Önceki Soyadı bölümünde belirtilmeyenlerin önceki ve şimdiki soyadlarını belirtilen Resmi Bir Belge ibraz etmeleri gerekmektedir.

 

Diploma veya mezuniyet belgesinin onayı; noter, eğitim kurumu veya mezun olunan üniversiteye yaptırılabilmektedir. Ancak, diplomanın Eğitim Kurumlarınca onaylanması halinde; Aslı Gibidir kaşesi ile kaşelenmesi, Onaylayan Eğitim Kurumunun Kaşesinin bulunması, Genel Müdürlüğe gönderilen imza sirkülerinde imza örneği bulunan Eğitim Kurumu Yetkilisi (Sorumlu Müdür) tarafından imzalanması gerekmektedir.

 

10- Belge Yükseltme:

C Sınıfı belge sahiplerinin B Sınıfı, B Sınıfı belge sahiplerinin ise A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilmeleri için gerekli şartlar aşağıda belirtilmiştir:

 

I- C Sınıfı Belge Sahiplerinin B Sınıfı Belge Alma Şartları:

C Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgelemek,

 

B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılmak,

 

Yapılacak B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olmak.

 

II- B Sınıfı Belge Sahiplerinin A Sınıfı Belge Alma Şartları:

B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgelemek,

 

A Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılmak,

 

Yapılacak B Sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olmak.

 

11- İş Güvenliği Uzmanları Nasıl İş Bulacaklar:

İstisnai de olsa, Kanun ve Yönetmelikte belirtilen şartlara ve niteliklere ve de işyerinin tehlike sınıfına göre gerekli iş güvenliği uzmanlığına sahip olan işverenler, iş güvenliği uzmanlığı görevlendirme zorunluluğunu kendileri çalışarak yerine getirebileceklerdir. Bunun dışındaki işverenler ise iş güvenliği uzmanı görevlendirme zorunluluğunu ya kendileri hizmet akdiyle iş güvenliği uzmanı çalıştırarak ya da ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden (OSGB) hizmet alarak yerine getireceklerdir. İş güvenliği uzmanı çalıştırmak isteyen işverenler ile ortak sağlık ve güvenlik birimi olarak faaliyet gösteren yerler ise iş güvenliği uzmanlarını genelde İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü vasıtasıyla temin ettiklerinden, söz konusu genel Müdürlük; işyerlerinden gelen talepler doğrultusunda iletişim bilgilerinin Genel Müdürlük web sayfasında yayınlanmasını isteyen işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve eğiticiler için veri ekleme sistemi oluşturmuştur. http://www.isgkatip.com/ web adresinden ulaşılacak sayfada İSG PROFESYONELİ HAVUZU kısmına gerekli bilgiler girilerek havuza kayıt olunması, iş bulma konusunda kolaylık sağlayacak, iş güvenliği uzmanı arayan işverenler veya ortak sağlık güvenlik birimleri, havuzda kayıtlı iş güvenliği uzmanları arasından seçecekleri kişileri arayarak irtibata geçeceklerdir. Kendisi doğrudan ortak sağlık ve güvenlik birimleri ile irtibata geçmek isteyen iş güvenliği uzmanları ise Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş ve yetki belgeleri iptal edilmiş OSGB listelerine Genel Müdürlük Yetkilendirme Daire Başkanlığının linki aşağıda yer alan  web sayfasından ulaşabilirler.

 

(http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal?page=duyuru&id=yetkilendi…)

İş Sağlığı ve Güvenliği Çalışmalarının Amacı Nedir? Temel İsg Eğitimi Notları Nelerdir ?





İSG kısaltmasıyla iş hayatında yoğun olarak kullanılan iş sağlığı ve güvenliği tanımını yapacak olursak. “işyerinde işin yürütülmesi sırasında çeşitli nedenlerden kaynaklanan sağlığa zarar verebilecek koşullardan korunmak amacıyla yapılan sistemli ve bilimsel çalışmalardır” diyebiliriz.

İş sağlığı ve güvenliği – İSG olgusu, Avrupa Birliği içerisinde de, 1980’li yıllardan itibaren ağırlıkla ele alınmaya başlanmıştır. Özellikle, 1989 yılında çıkarılan 89/391/EEC sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Direktifi, iş sağlığı ve güvenliği alanında çerçeve direktif olarak kabul edilmiş ve daha sonra bu çerçeve direktife dayanarak çok sayıda bireysel direktif çıkarılmıştır. Ülkemizde 2012 yılında yürürlüge giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da Avrupa Birliği uyum süresince hayatımıza girmiştir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Çalışmalarının Amacı

Çalışanları Güvenliğini Sağlamak: İş sağlığı ve güvenliği çalışmalarının ana amacını oluşturur. Çalışanları iş kazaları ve meslek hastalıklarına karsı koruyarak ruh ve beden bütünlüklerinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Üretim Güvenliğini Sağlamak: Bir işyerinde üretim güvenliğinin sağlanması beraberinde verimin artması sonucunu doğuracağından özellikle ekonomik açıdan önemlidir.

İşletme Güvenliğini Sağlamak: İşyerinde alınacak tedbirlerle, iş kazalarından veya güvensiz ve sağlıksız çalışma ortamından dolayı doğabilecek makine arızaları ve devre dışı kalmaları, patlama olayları, yangın gibi işletmeyi tehlikeye düşürebilecek durumlar ortadan kaldırılacağından işletme güvenliği sağlanmış olur.

Amaçlarından da anlaşılabileceği gibi iş sağlığı ve güvenliği çok yönlü bir çalışmayı gerektirir. Çalışmalar sırasında da tıp, fizik, kimya, matematik, istatistik, iktisat, sosyoloji, psikoloji ve ergonomi gibi bilimlerden yararlanılır. Çalışma alanı ise, tüm iş kollarını kapsar. Doğal olarak da her iş kolunda bazı farklılıklar gösterir. İş sağlığı ve iş güvenliği konusunda yapılan tüm çalışmalara rağmen, iş kazaları ve meslek hastalıklarının istenilen düzeye indirgenemediği tespit edilmiştir. Meslek hastalıkları yeterli düzeyde tespit edilememekte ancak iş kazaları büyük oranda tespit edilebilmektedir. Meydana gelen iş kazaları sonucu kesikler, yaralanmalar, elektrik çarpması, zehirlenmeler, cilt hastalıkları, kırıklar, organ kayıpları, ölümler ve toplu ölümler şeklinde karşımıza çıkmaktadır. İş sağlığı ve iş güvenliğini tek cümleyle özetleyecek olursak; “insan merkezli yaklaşımın adıdır” demek uygun olacaktır.

İş Sağlığı ve Güvenliğini Kimin İşidir?

İSG bir ekip işidir. Belli bir çalışan sayısının üzerinde olan işyerlerinde isg kurulu kurma ve tehlike sınıfına göre değişen aralıklarla (az tehlikeli: 3 ayda 1, tehlikeli 2 ayda 1, çok tehlikeli ayda 1) toplanma ve işletmenin isg ihtiyaçlarını ve uygunsuzluklarını tartışma ve karara bağlama yükümlülüğü vardır. Genel olarak iş sağlığıyla ilgili uygunsuzlukları işyeri hekimi, iş güvenliğiyle ilgili olanları ise iş güvenliği uzmanı belirler ve isg kuruluna sunar. Kurulda ayrıca işveren vekili ve çalışan sayısına göre değişen sayıda çalışan temsilcisi bulunur.

Kısacası işletme İSG’yi çalışanların görüşlerine yer vererek, bir ekip halinde yürütmelidir. İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi iş sağlığı ve güvenliği konusundaki en yetkin kişiler olsa da, isg risklerini işi sürekli yapan insanlar kadar detaylı göremeyebilirler. İSG konusunda en verimli sonuç, bütün çalışanları işin içine katarak alınacaktır.




Temel İSG not sunumlarını linkte bulabilirsiniz;


EĞİTİM SUNULARI

 

1- İSG NEDİR?

2- MEVZUAT   GÖRSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM (BURADA)

3- İSG KURALLARI VE GÜVENLİK KÜLTÜRÜ

4- İŞ YERİ TEMİZLİĞİ VE DÜZENİ

5- İŞ KAZALARININ SEBEPLERİ VE KORUNMA YÖNTEMLERİ

6- İLKYARDIM

7- MESLEK HASTALIKLARININ SEBEPLERİ VE KORUNMA YÖNTEMLERİ

8- FİZİKSEL RİSK ETMENLERİ

9- KİMYASAL RİSK ETMENLERİ

10- BİYOLOJİK RİSK ETMENLERİ

11- ERGONOMİ

12- GÜVENLİK VE SAĞLIK İŞARETLERİ

13- KİŞİSEL KORUYUCU VE DONANIMLAR

14- İŞ EKİPMANLARININ GÜVENLİ KULLANIMI

15- EKRANLI ARAÇLARLA ÇALIŞMA

16- ELLE KALDIRMA VE TAŞIMA TEKNİKLERİ

17- ELEKTRİK TEHLİKE VE RİSKLERİ

18- PATLAMA, PARLAMA, YANGIN VE YANGINDAN KORUNMA

19- TAHLİYE, KURTARMA VE ACİL DURUMLAR


 

KAYNAK YAYINLAR VE SUNULAR

* MEB-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÇALIŞANLARIN EL KİTABI

 


10 Altın İSG Kuralı Nedir Nelerdir?

 10 Altın İSG Kuralı Nedir Nelerdir, Bunları Görsellerle Anlatmak istedim;





Kamuda İş Sağlığı ve Güvenliği

 Ülkemizde daha sağlıklı ve güvenli bir çalışma hayatının sağlanması adına oldukça önemli bir adım olan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 2012 yılında yayımlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Alt mevzuat düzenlemeleri ile de detaylandırılan ve ülkemiz ihtiyaçları ile dünyada iş sağlığı ve güvenliği iyi uygulamalarını içeren Kanun, iş sağlığı ve güvenliği alanında gelişmiş ülkeler seviyesine erişmede temel yol gösterici niteliğindedir. Ancak unutulmamalıdır ki istenen iş sağlığı ve güvenliği seviyesine ulaşılmanın ana unsuru hazırlanmış olan mevzuatın sahada tam ve doğru olarak hayata geçirilmesidir

iş sağlığı ve güvenliği sadece çalışma hayatında değil tüm yaşam alanlarında bir kültür olarak ele alınmalı ve bir hayat felsefesi olarak ilgili tüm taraflarca benimsenmelidir. Ülkenin milli eğitim sistemine de entegre edilerek genç yaşta başlayan güvenlik kültürü aktarımı çalışma hayatında da güçlenerek devam etmelidir. Yönetim kademesinden başlamak üzere tüm kademelerin iş sağlığı ve güvenliğinin önemine inanması ve desteklemesi ile devam eden süreç istenen seviyeye ulaşmakta kilit noktadır. Yönetimin taahhüttü ile başlayan çalışmalar, tüm çalışanların güvenli bir davranış biçimi haline getirmesine kadar devam etmekte ve kazanılan seviye sürekli iyileştirilerek sağlıklı ve güvenli bir çalışma hayatı oluşturulmaktadır.

KAMU KURUMLARININ ALMASI GEREKEN ÖNLEMLER

1- Güvenlik ve sağlık standartları hazırlanmalıdır.
2- Yasa, tüzük ve yönetmeliklerle zorlayıcı ve yasaklayıcı önlemler almalıdır.
3- Koruyucu hekimlik ve iş kazaları hastaneleri yaygınlaştırılmalıdır.
4- İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusuna gereken önemi veren işletmeler ödüllendirilmelidir.
5- Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerin tüzük esaslarına zorunlu periyodik muayelerinin SSK sağlık tesislerinde yapılması temin edilmelidir.
6- Herhangi bir nedenle sakat kalan işçileri yeniden sağlıklarına kavuşturmak ve yeni bir meslek kazandırmak amacıyla tıbbi ve mesleki rehabilitasyon merkezleri kurulmalıdır.
7- İş kazaların ve meslek hastalıklarına neden olan etmenler araştırılmalı ve önleyici tedbirlerin tespit edilmesi çalışmaları arttırılmalıdır.
8- Denetimin nicelik ve nitelik yönünden etkinliği sağlanmalıdır.
9- Devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli iş yapılan işletmelerde iş güvenliği kurullarının kurulması şartını daha küçük çaplı işletmelere de uygulama zorunluluğu getirilmelidir ve her işletmede bir iş güvenliği sorumlusunun bulunması mecburi olmalıdır.
10- Okullarda, özellikle teknik okullarda, işçi sağlığı ve iş güvenliği dersleri okutulmalıdır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu tüm çalışanları kapsaması açısından oldukça önemli ve değerli bir yeniliği bünyesinde barındırmaktadır. Bu değişiklik neticesinde ülke çapında tüm çalışanlar kanuni statülerine bakılmaksızın iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin kapsamına alınmışlar ve sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma hakkı toplumun tamamına yayılmıştır.

Üst düzey yöneticilerden başlamak üzere kamu kurumlarına iş sağlığı ve güvenliğinin içselleştirilmesi ve hayata geçirilmesinde yol göstermek üzere hazırlanmış olun bu rehber, kamu kurumlarında yapılması gereken çalışmaları sıralamakta ve örneklerle uygulama kolaylığı getirmektedir. 

Kamu kurumları diğer sektörlere örnek teşkili ediyor olmaları açısından iş sağlığı ve güvenliğinde örnek ve öncü olmalı ve güvenlik kültürünün toplumda benimsenmesinde destek sağlamalıdır.  



Kamuda İşveren veya İşveren Vekili: 6331 Sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde: “İşveren - Çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları,” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da “ İşveren Vekili - İşveren adına hareket eden, işin ve işyerinin yönetiminde görev alan işveren vekilleri, bu Kanun bakımından işveren sayılır.” denilerek işin ve işyerinin yönetiminde görev alan işveren vekillerinin işveren sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre kamu kurum ve kuruluşlarında işin ve işyerinin yönetiminde görev alan kamu görevlileri Kanunun uygulanması bakımından işveren gibi muhatap alınacaklardır. 

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili yönetmelikler kamu sektörüne ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır. Kanunun Yürürlük başlıklı 38. Maddesine gore, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine ilişkin 6. maddesi ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesine ilişkin 7. maddesi, 4857 sayılı İş Kanununun mülga 81 inci maddesi kapsamında çalışanlar hariç kamu kurumları için 1/7/2020 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu maddeler dışında kalan tüm maddeler yürürlüktedir. 

Aynı Kanun’da belirtilen aşağıdaki kamu kurum ve kuruluşlarını ilgilendirebilecek faaliyetler hakkında İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerinin uygulanmadığı dikkate alınmalıdır.

 ▶ Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri. 
▶ Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri. 
▶ Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri.

İŞVERENİN ALMASI GEREKEN ÖNLEMLER

1- İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili mevzuatın uygulanmasında titizlik gösterilmelidir.
2- Her işletmede bir iş güvenliği şefi bulundurulmalı ve gerekirse işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulları kurulmalıdır.
3- Kaza sıklığını en aza indirmenin yolları araştırılmalıdır.
4- İşçiler işe alınırken mutlaka sağlık muayenesinden geçirilmeli,kendilerine uygun olan işlere yerleştirilmelidir.
5- İşyerinde sağlık personeli bulundurulmalıdır.
6- Çalışma süresi,mevzuatın tayin ettiği sınırlar üzerine çıkarılmamalıdır.
7- Çalışanların uygun çalışma ritminden daha hızlı bir şekilde çalışmaları istenmemelidir.
8- Uygun çalışma metodları yerleştirilmeli ve uygulanmalıdır.
9- İşyerlerinde iyi bir düzen ve temizlik temin edilmelidir.
10- Çalışanlar kazaların önlenmesi açısından motive edilmeli ve en az kaza yapan işçi ve gruplar ödüllendirilmelidir.
11- Çalışanların tatmini için tayinlerde çalışanların ailevi durumunu gözönüne alınmalıdır.
12- Kaza tehlikelerinin azaltılması,yangın tehlikelerinin ortadan kaldırılması veya yangın söndürme ekipman ve yönetiminin etkenliğinin arttırılması ve işletmenin çalışılan bütün bölümlerindeki sağlık koşullarının iyileştirilmesi için iş güvenliği organizasyonu yapılmalıdır.

İŞÇİNİN ALMASI GEREKEN ÖNLEMLER 

1- İşçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına dikkatle uymalıdırlar.
2- Alet ve makineleri talimatlara uygun bir şekilde kullanmalıdırlar.
3- Koruyucu tedbirlere uymalıdırlar.
4- Çalışanlar işin tehlikesini azaltmak için koruyucu gözlük,başlık ,yüz siperi, kulak tamponu, gaz maskesi, koruyucu ayakkabı giysi gibi malzemeleri,yaptıkları işe uygun olarak kullanmalıdırlar.
5- Yanıcı ve tutuşucu malzemeler civarında kaynak yapmamalıdırlar.
6- İşyerlerinde çalışırken işçiler birbirleriyle şakalaşmamalıdırlar.
7- Bütün bağlantıların mükemmel olmasına dikkat etmelidirler.
8- Gaz tüpü gibi tehlikeli maddelere dikkat etmelidirler.

SENDİKANIN ALMASI GEREKEN ÖNLEMLER 

1- Sendikalar yasal olarak yapmak mecburiyetinde oldukları eğitimin özellikle iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında yoğunlaşmasını sağlamalıdırlar. 
2- İşletmelerde işçi sağlığı ve iş güvenliği kurullarının kurulup işletilmesini sağlamalıdırlar.
3- İşletmelerde çalışanları iş güvenliği konusunda eğitecek konferanslar, seminerler ve film gösterileri yapmalı, eğitici kitap, broşür ve afişler hazırlanmalıdırlar.
4- İşletmelerin güvenlik kurullarına riayet edip etmediklerini denetlemelidirler

Otomotiv Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

 

Otomotiv Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği


Otomotiv sektörünün geçmişi çok eski değildir. İnsanoğlu’nun teknoloji geliştirme konusunda attığı önemli adımlar sonucunda otomobil üretilebilmiştir. Bunun için hem metale dayanıklılık ve şekil verebilmek hem de hareket edebilmesini sağlamak gerekmiştir. Binek araçlarının hareket edebilmesi için güç gerekmektedir. Bunun için daha önceleri buharlı ve gazlı motorlar kullanılmıştır. Daha sonra bir devrim sayılan içten yanmalı ve benzinle çalışan motoru Carl Benz icat etmiştir. Otomobil sektöründe bir başka devrimi ise Henry Ford gerçekleştirmiştir. İlk kez seri olarak araba üretmiştir. Üretim bandı fikrini hayata geçirmiştir. Böylece iş bölümü gerçekleştirilmiş ve otomobiller seri olarak büyük miktarlarda üretilebilir hale gelmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar otomotiv sektöründe Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya başat olmuştur. Ancak daha sonra Japonya, Kore gibi ülkeler de yavaş yavaş söz sahibi olmaya başlamışlardır. Önce taklitle başlayan otomobil üretimi, yerini giderek yeni buluşlara bırakmıştır. Japonlar, Fordist üretim biçimini değiştirmişler, daha esnek bir çalışma yöntemi ile robotları devreye sokmuşlardır. Malzeme teknolojisindeki ilerleme ile birlikte daha dayanıklı, daha hafif ve daha ucuz otomobil üretmeye başlamışlardır. Parçaları ürettikten sonra ihraç edilen ülkeye giden dev gemilerde montaj hattı kurmuşlar ve üretimi bu şekilde gerçekleştirmişlerdir.

Bugün hem batılı hem de Asyalı ülkeler, maliyetleri düşürmek ve rekabet edebilmek için vergi avantajları olan, işçiliğin ucuz olduğu, istihdam piyasalarının esnek olduğu, sendikalı olmanın önünün kapatıldığı 3 dünya ülklelerine üretimlerini kaydırmışlardır. Bazı fabrikalar hala bütün üretimi kendileri yapmaktadırlar. Ancak bunların sayısı giderek azalmıştır. Onun yerine bugün birçok farklı parça başka ülkelerde başka fabrikalarda üretilmekte, daha sonra bu parçalar sadece montaj hattının bulunduğu fabrikalarda birleştirilmekte ve daha sonra piyasaya sürülmektedir.

Otomobil sektörü giderek otomasyona gitmekte ve eskiden insan eliyle yapılan işleri artık akıllı makinalar ve robotlar yapmaktadır. Bu gelişmeler, sektörün niteliksiz işgücüne olan bağımlılığını azaltmıştır. Ancak yine de otomobil fabrikaları önemli miktarda insanın istihdam edilidiği büyük sektörlerden biri olmayı devam ettirmektedir. Sektörün doğası gereği çalışanların %80’inden fazlası erkektir. Otomobil, üretim endüstrisinin ağır kollarından biridir ve bunun için özellikle üretimin yapıldığı fabrikalarda kadın işçi neredeyse hiç yoktur.



ÜRETİM SÜRECİ, TEHLİKELER ve HASTALIKLAR:

Otomobil üretimi metal sanayiine dayanmaktadır. Motor ve motora ait parçalar, karoser, egzoz hattı, miller, akslar, ve diğer parçaların çoğu metallerden imal edilmektedir. Bu nedenle ocaklarda ısıtılan metaller dökümhanelerde kalıplara dökülür, birçok parçaya hidrolik baskı yoluyla ısı ve basınç altında istenilen şekil verilir, metaller eğilir, bükülür,düzeltilir ve yüzeyleri işleme tabi tutulur, parçalar biraraya getirilirken kaynak metodu kullanılır. Arabaların gövdeleri bu şekilde imal edilir ve montaj hattında bir araya getirilir.

Bunlarla birlikte arabalarda kullanılan elektronik aksamlar, plastik gövde panelleri ve diğer parçalar da yine montaj hattında sırayla yerleştirilir.

Hastalıklar

Kimyasal Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar:

Tozlardan kaynaklanan hastalıklara oldukça çok rastlanır. Silika kumu ile sıkça çalışıldığından silikoz* hastalığına yakalanma riski oldukça yüksektir. İyi bir havalandırma olsa dahi bazen çıplak gözle farkedilmeyen silika tozları ortamda bulunmaktadır. Siliko-tüberküloz hastalığı da yaygın olarak görülen hastalıklardan biridir.

Ayrıca pnömokonyoz* hastalığından yakınan pekçok işçide kronik bronşit* de vardır. Akciğer kanseri*, lober pnömoni*, bronkopnömoni* de pnömokonyoz* ile birlikte anılan diğer hastalıklardır. Özellikle temizlik işçilerinde akciğer kanserinin görülme sıklığının daha fazla olması ortamda bulunan silikadan kaynaklanmaktadır.

Polisiklik aromatik hidrokarbonların termal parçalanma sırasında oluşmasının da önemli kansorejen etkileri olduğu bilinmektedir. Krom, nikel gibi metallerin ve ayrıca asbest, silika gibi tozların da ölüme yol açtığı düşünülmektedir.

Bunlarla birlikte dökümhanelerde bulunan bazı kimyasallar (formaldehit, dimetiletialmin, trietilamin) ve tozlar çalışanlar da gözlerin sulanması, kaşınması ve buğulu görme gibi rahatsızlıklara neden olur ki bu da mavi-gri görüş olarak bilinmektedir.

Fiziksel Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar

Elle kullanılan ve sürekli sarsıntı yapan aletlerle yapılan çalışmalarda Raynaud Sendromunun* görülmesine neden olur. Ayrıca Karpal Tünel Sendromuna* ve eklemlerde bazı fonksiyonel bozulmalara da sıkça rastlanır.

Kaynak işleri sırasında ortaya çıkan metal dumanlar da toksik olabilirler ve metal ateşine neden olabilirler. Demirdöküm materyallere kaynak yapılırken nikel çubuk kullanılır ve bu da nikel dumanlara neden olur. Plazma alev makinası da oldukça fazla miktarda metal duman, ozon, nitrojen oksit ve UV radyasyonu oluşturur ve çok ses çıkartır.



Kazalar:

Ocaklar, yapılan işin büyüklüğüne, eritilecek metalin miktarına ve yapılan işin şekline göre değişiklik gösterir. En çok kullanılan Kupola denen ocaklardır. Ocakların içinde metaller erititilirken genellikle çok yüksek sıcaklıklar kullanılır. Eriyik haldeki metalin kalıplara dökülmesi sırasında çok ciddi hayati riskler vardır. Kazanlardan dökülen 100’lerce derece sıcaklıktaki eriyik yakınlarda bulunan işçilerin üstüne dökülebilir ve bu yanarak ölümlere ya da çok ciddi bölgesel yanıklara neden olabilir.

Kalıpların temizlenmesi ve kalıplardan çıkan dökümlerin çapaklarının alınması sırasında kullanılan taşlama aletleri (zımpara edici elektrikli diskler) de çok tehlikeli olabilmektedir. Bu makinaların kullanımı sırasında hızla dönen diske el ve kolu kaptırmak kesilmelere ve kopmalara(amputasyon*) neden olmaktadır.

ABD Çalışma Bakanlığının İstatistik Bürosu’nun kayıtlarına göre kaza riskinin en yüksek olduğu sektörlerden biri otomobil üretim sektörüdür. Her yıl otomobil sektöründe çalışan 3 kişiden biri iş kazası geçirmektedir. Her 10 kişiden birinin geçirdiği iş kazası ise çalışanın geçici olarak iş görmesini engelleyecek ağırlıkta gerçekleşmektedir. Geçirilen kaza sonucu bir travma* nedeni ölme riski ise 1/2,000’dir.

Otomobilin gövdesi birleştirilirken montaj hattı üzerinde bazı kesici, düzeltici makinalar kullanılmaktadır. Karöserin birleştirilmesi sırasında yapılan kaynaklar sonrasında oluşan çapaklar ve diğer düzeltilmesi gereken yerler için kesici diskler kullanılmaktadır. Bunlar ise kesilmelere, derin yırtıklara hatta kopmalara neden olabilmektedir.

Otomobilin bütün metal aksamı yapılırken eritme, kalıplama, baskılama ve aşındırma yöntemleri kullanılır. Bu sırada özellikle ocaklarda erimiş olan ve ısısı 100’lerce derece olan metaller döküldüğünde ya da temas ettiğinde ciddi yanıklara ve ölümlere neden olmaktadır.



OTOMOBİL ÜRETİM SEKTÖRÜ İŞÇİLERİ İÇİN SAĞLIK VE GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

Tozlardan özellikle de silika ve asbestten kaynaklanan hastalıklar araştırmalardan da görüldüğü gibi çok tehlikeli olmakta hatta kanser ve ölümle sonuçlanmaktadır. Bunun için bu tozların bulunduğu ortamlarda çalışan işçi sayısı makinalaşmanın artması yoluyla azaltılmalı, yerel cebri çekişli havalandırma sistemleri yoluyla iyi bir ventilasyonm sistemi sağlanmalı ve bu alanlarda çalışan işçiler ise solunum koruyucu donanımlar olan solunum cihazları ve maskeler kullanmak yoluyla bu tehlikeli tozlarla olan temaslarını en aza indirmek zorundadırlar. Tersi durumda çok ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalma olasılığı oldukça yüksektir. Kişisel Koruyucu Donanımların uygun kullanımı bu alanda gerçekten çok önemlidir.

Üretim sırasında kesici ve aşındırıcı birçok makina kullanılmaktadır. Kesilmelere karşı elleri ve vücudu korumak için koruyucu eldivenlerin ve koruyucu giysilerin içine koruyucu tabanlar ve yastığa benzer pedler (ayakkabı tabanlığına benzer) yerleştirilmektedir. Birkaç kat ‘dayanıklı liflerden’ oluşmuş bu elyaf, giysilerin içine yerleştirildikten sonra, elektrikli diskler bu bölgeye dokunduğunda, dayanıklı lifler dışarı çıkar ve gerilimden ötürü makine durur ve böylecek kesilme riski azalmış olur. Ancak unutulmamalıdır ki, kesilmeye karşı vücudu tamamen koruyabilecek materyal çok kalındır ve genellikle uzun çalışmalar açısından kullanım rahatlığı hemen hiç yoktur. Onun için testereler kullanılırken son derece dikkat edilmelidir

Kaynak işleri sırasında kıvılcımlar, çapaklar ve UV radyasyon gözler için son derece tehlikelidir. Bu nedenle kaynak işleri yapılırken göz koruyucu donanımlar olan gözlükler ve kalkanlar kullanılmalıdır.

Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin gereksinim ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür; daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir.

Bir uzvun (kol veya bacağın) bir kısmını veya tamamını, tıbbi nedenlerden dolayı kesilmesine veya kopmasına amputasyon denir. Damar hastalıkları, trafik kazaları, iş kazaları, tümörler, mikrobik hastalıklar, doğumsal anomaliler, yanıklar ve şeker hastalığına bağlı, daralmış olan damarlarda kan dolaşımı azalır. Beslenemeyen, oksijenlenemeyen doku giderek solar, soğur; şiddetli ağrılara neden olur. Deride ülserler denilen yaralar çıkar ve bu durum giderek o dokuda daha da ilerler ve nekroz denilen ölü dokuya veya gangrene çevrilir. Bu durumda, hastayı kurtarmak ve ölü dokunun ilerlemesini önleme amacıyla, tutulan uzvun kesilmesine karar verilir.



Bronşit, akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.

Akut Bronşit: Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür.

Kronik Bronşit: Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur.

Karpal tünel sendromu, elin ve el bileğinin ağrılı bir hastalığıdır. Karpal tünel, el bileğindeki kemik ve diğer dokuların oluşturduğu dar bir kanaldır. Bu tünelin içinden median sinir geçer. Bu sinir başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının duyusunu alır ve başparmaktaki kaslara kumanda eder. Bu tünelin içerisindeki bağlar ve tendonlar şişip gerildiği zaman, median sinire baskı yaparlar. Bu baskı giderek karpal tünel sendromunu oluşturur.

Pnömokonyoz, genellikle bazı özel iş koşullarında çalışan kişilerde inorganik toz yada zerrecikli maddenin akciğerlerde depolanması ve buna bağlı olarak gelişen doku reaksiyonu ile ilgili durumdur. Asbestos ve silikoz bu gruba giren hastalıklardandır.

Raynaud Sendromu, el ve ayak parmaklarının soğuğa sunuk kalması nedeniyle ağrı ve uyuşuklukla birlikte soluklaşmasıdır. Dolaşım bozukluğu nedeniyle hastalık görülür. Genellikle bu hastalığın altında başka nedenler vardır. Bu nedenler bilinmiyorsa Raynaud’s sendromu adını alır. Sürekli sarsıntı yapan makinalarla çalışan işçilerde görülür.

Silikoz, serbest silis taneciklerinin (Kristal kuvars) solunum yoluyla alınması sonucu meydana çıkan, sanayi parçacıklarının yol açtığı ağır bir hastalıktır. Madencilik, taş kesme, taşocağı çalışmaları (özellikle granit), yol ve bina inşaatı, dinamitle kayaları patlatma ve çiftçilik, serbest silise sunuk bırakan mesleklerdir. Belirtilerin meydana gelmesi için genellikle 15-20 yıl bu parçacıklara sunuk kalmak gerekir. Fakat silise yoğun şekilde sunuk kalınan kapalı alanlarda patlatma, yüksek kuvars içeren kayaları delerek tünel açmak ve temizleme tozu imalatı gibi işlerde çalışan korumasız işçiler bir yıldan kısa bir sürede silikoza tutulabilirler.

Türkçede travma yaralanma, incinme, anlamına gelmektedir. Travma sonrası stres bozuklugu (TSSB), DSM-IV’te, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karsilasmasi, böyle bir duruma tanik olma gibi agir travmatik olaylardan sonra ortaya çikabilen, özgül semptomlarla kendini gösteren bir tablo olarak tanimlanmaktadır. Semptomlar üç aydan kısa sürdüğünde “akut”, daha uzun sürerse “kronik” TSSB adı verilir. Klinik açidan önemli bir özellik de travmatik yasantidan 6 aydan uzun bir süre sonra ortaya çikan tiplerdir. Bunlara, gecikmeli baslangıçlı adi verilmektedir.

Zatürre olarak da bilinen pnömoni, akciğerlerin iltihaplanmasıdır. Zatürrenin ilk sıradaki nedeni, pnömokok (Streptococcus pneumoniae) adı verilen yuvarlak şekilli bakterilerdir. Virüslerin neden olduğu zatürre ise genellikle daha hafiftir ve evde tedavi edilebilir. Bakteriyel pnömoniler daha ağır seyirli olup genellikle soğukalgınlığı nedeniyle ortaya çıkarlar. Pnömoni akciğerin tek bir lobu ile sınırlı ise lober pnömoni, bronşlardan başlayarak akciğerin başka bölümlerine yayılmışsa bronkopnömoni olarak adlandırılır.


Türkiye’de Yapı Sektöründe İşçi Sağlığı ve Güvenliğinin Değerlendirilmeleri Nasıl gidiyor?

     

Türkiye’de Yapı Sektöründe İşçi Sağlığı ve Güvenliğinin Değerlendirilmesi

AB’ye Normlarına uyma çabaları, İş Sağlığı ve Güvenliği Çalışmalarını Olumlu Etkilese de eksikliklerimizin olduğunu zamana ihtiyaca olduğumuzu düşünmekteyim. 


İnşaat sektörü, üretim alanlarını etkileyen, ülke kalkınmasına ve ekonomisine önemli katkıda bulunan bir iş koludur. Bununla birlikte, inşaat sektöründe meydana gelebilecek kazaların ve zararlı sonuçlarının en aza indirgenmesi için gerekli tedbirlerin alınması önem arz etmektedir. Son yıllarda Türkiye’de inşaat sektöründe işçi sağlığı ve güvenliği konusu ön plana çıkmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme isteği ve bu konudaki uyum çalışmaları ve inşaat sektörünün uluslararası platformda birçok projede yer alması işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki çalışmaları olumlu yönde etkilemektedir.

Her yıl birçok çalışan, çalışma alanlarında meydana gelen kazalar sonucunda ölmekte, yaralanmakta veya hastalanmaktadır. Ayrıca işçi sağlığı ve güvenliği konusunda yeterli düzeye ulaşamayan ülkelerin ekonomileri de dolaylı olarak zarar görmektedir. Bu nedenle, iş kazası ve meslek hastalıklarının azaltılması konusunda toplumsal bilinçlenme büyük önem taşımaktadır..


İnşaat Sektörü, iş kazaları ve iş güvenliği açısından halen önemli bir sorundur.

Çalışanların sakat kalmasına, yaşamını yitirmesine neden olan ve dolayısıyla insancıl yönü öncelik taşıyan iş kazalarının yol açtığı ekonomik kayıplar da oldukça önemlidir. Öte yandan iş kazaları nedeniyle açılan kamu ve tazminat davaları meslektaşlarımızı uzun yıllar ruhsal açıdan huzursuz etmekte, maddi külfetlere yol açmaktadır.

İşveren, işveren vekili, proje yöneticisi, şantiye şefi, saha mühendisi ve benzeri sıfatlarla inşaat uygulamalarında sorumluluk üstlenen meslektaşlarımızın, konunun öneminin bilincinde olması, ilgili yasa,tüzük ve yönetmeliklerde yer alan önlemleri eksiksiz olarak izlemesi ve uygulaması esastır.

Bunun yanı sıra özellikle ülkemiz çalışma hayatının ve inşaat sektörümüzün koşullarıyla ilgili bazı

araştırma bulgularının da dikkate alınması başarı düzeyini artıracaktır. Bu amaçla hazırlanan çalışmada, araştırma bulgularına dayalı olarak, en çok rastlanan kaza tipleri açıklanmış, önemli tiplerin alt ayrımları ve başlıca şantiye türlerine göre ön plana çıkan kaza tipleri verilmiştir.

Çalışmanın hacmini aşmamak için daha ayrıntılı bilgiler sunulmamış ve tartışılmamıştır. Ancak, verilen bu bilgilerin de meslektaşlarımıza yararlı olacağı, iş güvenliği önlemlerinin planlanmasına ve uygulanmasına ışık tutacağını düşünmekteyim.

 


İş Güvenliğinin Tarihçesi Nedir? İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Dönemleri Nelerdir?

Bu kez Türkiye’miz de ve dünyada İş Güvenliği kavramının tarihçesi nden   bahsetmek istiyorum… İnsanoğlu, var olduğu günden beri yaşamını ...

En Yeniler

Powered By Blogger